Bloglar
Eşrefpaşalılar
Taha Nevruz — Cts, 13/03/2010 - 16:50
Konusu şöyle: İzmir Eşrefpaşa’dan gelip İstanbul’a yerleşmiş iki dosttan biri olan Tayyar (Hüseyin Soysalan), güç ve iktidar tutkusu ile büyük bir mafya lideri olurken; Davut (Turgay Tanülkü), küçük mahallesinde namusuyla kahvesini işletmektedir. İkisi de aynı kadını sevmiştir fakat Madam Eleni (Sermin Hürmeriç) Davut’u sevmesine rağmen Tayyar ile evlenmek zorunda kalmıştır. Bir de kızı Duygu (Deniz Özpınar) dünyaya gelir.
Bizim Mahalle Edebiyat 3-4
abdulkadir akdemir — Cum, 12/03/2010 - 09:32
Bizim Mahalle Edebiyat Düşünce Dergisi
Uyuyorduk ve uyandık. Evet, efendiler uyandırılmadan uyandık. Şimdi iyi şeyler söyleyebiliriz.
- abdulkadir akdemir yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli
- tamamı
Lafın Tamamı Beyanındadır
Molla Kasım — Per, 11/03/2010 - 20:56
Ey benim güzel halkım,
Ey benim taze, taptaze cevelanlarım,
Ey biricik yarenlerim ve hatta ve dahi,
Sevgili vatandaşlarım…
Biricik Mollanız, bu fakir-i seyyah, pir ü fani, gönlü kırık ve gözü yaşlı olmaklığına aldırmaksızın gönüllerinizin padişahı; canınız, ciğeriniz bendeniz, ağır işiten kulakçıklarıma megafonla çın çın çığlık boca edenleri havadan sudan haber almaktayım ki “Mollamızın devri geçip gitmiş olsa gerektir ki ne Ergenekon mevzûuna dair bir fikir beyan etmüştür ne de Fırka-i cumhuriyenin Dan Kekine el atmuştur? Tiz yeni Mollalar bulmak farz-ı kifayedür” deyü derbeyan eyleyenlerinüz topraktan cemrelerle birlik başını kaldırır olmuştur.
Düşsüz sokak hatıraları
afşin selim — Çar, 10/03/2010 - 12:35
Olacaklardan habersiz, aynı bankta oturduğumuz ihtiyar ile havadan sudan bir muhabbete koyulmuştuk. Rüzgâr âdeta sillesini indiriyordu… Tuhaf bir uğultu hâkimdi etrafta. Şahidiydik olanın ve bitenin... Şehrin her zamanki debdebesiydi bu belki de! “Buralı mısın” dedi, ihtiyar. “Evet” diyerek, geçiştirdim. Fuzuli yere uzayacaktı fasıl: “Neresindensin?”
Çeşmenin yanına sinmiş dilenciyi işaret etti ansızın: “Sakat rolü yapıyor bu müptezel!” Şaşırmadım. Mukabelede bulundum: “Yalnızca o dilenmiyor ki bey amca…” Süzdü öylece aşağıdan yukarıya; “anarşit” miydim, neydim! Dilenen bir toplum hâline geleli, epey zaman olmuştu hâlbuki… “İtaati dâhi köleleştirdiler bu memlekette” diyecektim ki, polis kolundan tutuverdi dilencinin… Bizim bey amcanın çehresine, muzip bir tebessüm refakat ediyordu artık. “Ben sana demiştim ama” ile yapılması muhtemel girizgâhı önledim oracıkta: “Direnmiyoruz, dileniyoruz!” Gecikmedi tepki: “Haa, öyle mi, sende mi onlardansın” dedi. İrkildim. Kime idi bu aidiyet: “Onlar?” Etiketi yemek böyle bir şeydi işte! Sustu: Elindeki gazeteden edindiği sahte kamplar curcunasına beni de dâhil etmiş olmalıydı…
- afşin selim yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli
- tamamı
anne (siir ) (saz degilde söz diyelim)
m.akif coskun — Pzt, 08/03/2010 - 17:31
siir ve seslendirme : m.akif coskun
Ruhun Aynadaki Aksi
Aynur Yavuz — Pzt, 08/03/2010 - 16:01
Hayat, musikidir; yaşamı tanımlayan, ona bir değer , anlam katan onlarca cümleden sadece biri. İnsanlığın öyküsü bir anlamda müzik sanatının da öyküsüdür. Öyle ki insanlık tarihi kadar eskiye dayanan müzik ise mevzu bahis olan cümlelerimizi daha da öteye taşıyabilir ve kâinat bir musikî, bir cümbüştür diyebiliriz.Peki ya musikî ? O, olsa olsa lisânıdır ruhun.
Kendimize, içimize, öz benliğimize yolculuk etmenin en güzel yollarından biri de hiç şüphesiz ki klasik ve dini Türk musikisidir. Bu bahçe, geçmiş zaman ile şimdiki zaman kiplerini birleştiren rengarenk bir tablo, kulağımıza ötelerin esintisini getiren hoş bir nağmedir.
Cemal Süreya-8.10 Vapuru
nur zelal — Paz, 07/03/2010 - 22:49
- nur zelal yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli
Biz Güney Afrika’dayken…
Fatih Mutlu — Paz, 07/03/2010 - 07:00
Sene 1862 idi. Dün gibi hatırlıyorum…
Memlekette işler karışık. Kimi der ki düzeltelim, kimi der düzenleyelim.
Padişah Hazretleri zorda. Gavûrla mı uğraşsın, tebaasına mı hükmetsin…
Bir rüzgârdır esiyor esmesine de, bazımızı nezle ediyor, bazımıza güya şifa oluveriyor, temiz hava babından…
Gel zaman git zaman, biz farkında değiliz, sonra sonra anladık, istikrarsızlık kanımıza işlemiş. Bir tuhaf istikrar bulmuşuz bunda.
Hoş değil hâsılı.
O günlerde işte, beyim Halil İsmail ile Bâb-ı Âli’de oturuyoruz. Zat-ı âlilerine lüzumsuz musiki suallerimi arz ediyorum.
Birden bir delikanlı koşa koşa yanımıza geldi: Hariciye Nezareti’nde ayak işleriyle uğraşan bizim Selman. Soluk soluğa…
Ğ dergisinin 6. sayısı
ebuzer sefer — Cum, 05/03/2010 - 00:47
6. sayısında Tanpınar’ı ağırlayan Ğ, özgün projelerine hız kesmeden devam ediyor. Alıştığımız soruşturmalarının yerini bu kez, sıra dışı bir yöntemle gerçekleştirilen söyleşiler almış. “Genç yazarların kendini yeterince ifade edememesi” sorununu kendisine dava edinmiş dergi, bundan böyle iki sayıda bir, genç bir yazarla söyleşi yapacağını duyuruyor. “Projenin” ikinci ayağında ise genç yazar, tercih ettiği bir usta yazarla söyleşi yapacakmış.
- ebuzer sefer yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli
- tamamı


Son yorumlar
6 sa. 55 dk. önce
7 sa. 53 dk. önce
9 sa. 30 dk. önce
14 sa. 9 dk. önce
14 sa. 40 dk. önce
1 gün 8 sa. önce
1 gün 8 sa. önce
1 gün 6 sa. önce
1 gün 9 sa. önce
1 gün 20 sa. önce