Bloglar
Anadol'un Eşekliği
Molla Kasım — Cum, 22/08/2008 - 00:00
Çocukluğumuzun süper arabalarındandı “Anadol”, sevgili vatandaşlarım… Adı üstünde çocuktuk ve kaç vitesi var, en fazla kaçla gider, bir litre benzinle ne kadar mesafe kat eder filan bilmezdik. Bilmezdik bilmesine de ne zaman bir Anadol görsek bıyık altından gayri ihtiyari gülüverirdik… Haylazdık bütün çocuklar gibi. Haytanın biri sanılmak değildi muradımız amma ve lakin “bizim uşaklara da yakışıyor haylazlık” makamındaydık. Eh ziyadesiyle kulağımız çekilir ve eşeğin gittiği suyun yolunu sabır ile ölçerdik.
Pek uzak günlerdi sevgili vatandaşlarım. İnsan yaşlanıyor ve dahi: "Bu def´a farkına vardım ki ihtiyarlamışım.” buyuran Üstad’ın ne kadar haklı olduğunu müşahade ediyoruz gayrı.
- Molla Kasım yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli
- tamamı
satranç aşk!
leyla marankoz — Per, 21/08/2008 - 08:20
ve sen erkeğim
ve sen erkeğimsin
o halde koru bütün dualarımı
kabul edilmemekten
bir şarkı söyleyeyim rüzgara
okyanusun eteğini çekiştirsin ay
güneşleri düren
kalbe sürmeler çekmişken
ve l giderken tüm atlar
aşket beni ey mat!
ki yarılsın sadrın içli bir yokuşta
Küflendin günlüğüm...
Minare — Per, 21/08/2008 - 08:19
Ölülerin ölü kalması gerek çünki. Geri veremem acıları edindiğim ölülerin ardından. Shakespearin sonnelerini okuyorum dayayarak sırtımı Necip Fazıl'ın bahsettiği kaldırımlara. Şiir yazarken titriyorum. Meğer doymak için yazdığım bütün şiirler açlığımı beslemiş. Hadi çaylar neyse de, içtiğim tütünlerin kusuru neydi peki ? Gerçekleri yazıyorum, kirleterek... Siyaha buluyorum ufkunu sadakatin.
- Minare yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli
- tamamı
Tahta Salıncakta Bıraktım Ömrün Kalanını...
Zeynep Dilyâre — Çar, 20/08/2008 - 12:36
Tahta salıncakta sallıyorum geçmişimi Anneanne;sarsılıyorum.Kaç güz birikmiş öykümde,sayamıyorum.Mumlar eritmiş yüreğimle geldim;elimde bir demet çiçek,hani senin verdiğin…Hem çiçeklerin konuşuyor Anneanne! Senin tek tek seçtiğin güzîdelerin,isimlerini söylüyorlar bana.Gül,”gözyaşı” diyor adına;lâle,”hasret”;karanfil,”gece”;zambak,”gurbet”…Bu çiçekler isim değiştirmiş elimde!Sızım sızım kalmış hâtıraları.
Issız sokakların gülü
bedran yoldaş — Çar, 20/08/2008 - 12:32
I.
Yine aldın başını
Issız sokaklarına çekildin
İnci gibi yaşlar akıttın içine yudumlayarak ahu gibi
Avare avare dolandın
Issız solgun bahçenin kuruyan dudaklarında
- bedran yoldaş yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli
- tamamı
"Yedi İklim" edebiyat dergisi
Abdullah Birokur — Salı, 19/08/2008 - 16:20
Yedi İklim, Sayı:221, Ağustos 2008
Kendimizi tanımlamada ruhu bize ait sözcüklere gereksinim var. Bizden doğma, biz olan ve bizi tanımlayan.
Sanat ve Edebiyat genel ve bir üst kavramlar. Kuşatıcı ve fakat bütünleyici değil. Edebiyatın ve sanatın taşıdığı anlam ve değer milletten millete, uygarlıktan uygarlığa farklılıklar içeriyor. Dünyanın bir uçundan bir diğerine, coğrafî özelliklerde olduğu gibi inişli çıkıştı, ruhtan ve renk tonları farklılar içerir.
Üst kavramlar olan sanat ve edebiyat insanlığın ruh zenginliğini belirler, Sadece belirlemez kendisiyle birlikte birbirilerini değerleriyle birlikte olgunlaştırırlar. Bu değerleri yolculuklarını bıkmadan, usanmadan sürdürürler. Bir uygarlığın doğuşu, oluşu, yükselişi kendi sınırlarını aşıcı etki alanlarını da belirler. Yeryüzünde çok fazla büyük medeniyet yok. Irk ve kavimler çoktur, coğrafî sınırları belirlenmiş parça uluslar da. Bunlar yeryüzü kültürünü, medeniyet sınırlarını belirlemez.
- Abdullah Birokur yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli
- tamamı
Gelir
Kâni Çınar — Salı, 19/08/2008 - 11:25
Kar yağar, yağmur yağar, merhamet gelir
Gül dudağına "ey sevgili" zahmet gelir
Gecesi kadir, gündüzü bayram olmakla
Zemheri yüreklere bahardan rahmet gelir
28 Şubat'ın Kara Yüzü
hamdi erer — Salı, 19/08/2008 - 11:20
28 Şubat 1997,Türkiye siyaseti açısından bir kırılma noktası oldu. Yıllarca dışa bağımlı ve İMF reçeteleriyle idare ( ! ) edilmiş olan ülkemiz, yeni bir model deneme şansı bulmuştu.Türkiye’nin yabancısı olduğu denk bütçe,milli ekonomi,şahsiyetli dış politika ,önce ahlak ve maneviyat gibi kavramlar o dönemin karakterini yansıtan kavramlardı.
Seçimlerde en çok oyu alan iki partinin ,bütün engellemelere rağmen kurduğu koalisyon hükümeti,vizyonlu duruşu ve planlamasıyla daha ilk aylardan önemli işler yapacağının sinyalini vermişti.
Gözümüz ‘Aydın’ mı ?
Murat Soyak — Pzt, 18/08/2008 - 14:20
Sorulardan kaçmayan, hakkıyla düşünen ve çözüm üreten kişidir aydın. Vazifesi ağırdır. Doğru bildiği yolda düşmeden yürüyebilme, düşüncenin bütün renklerini tanıyabilme, çözüm üretebilme ve karanlıkları aydınlatabilme belirgin vasıflarıdır.
Aydın, gerçek aydın… İşte meselemiz. Son devir fikir tarihimizde hep çatışmaya şahid oluyoruz. Bu çatışma halk ile aydın arasında olmaktadır. Aydın ait olduğu yerde söyler, yazar ama sesi halk içinde yankılanmaz. Bir türlü halk ile istediği iletişimi kuramaz ve kendi köşesine çekilir. Yalnızdır. Fildişi kulesinde kendisiyle konuşan ‘aydın’ artık bir yabancıdır. Kolu kanadı kırık ve uzakta, umutsuz.
Süryani Bir Çığlık: MARDİN
Gül Çiğdem — Paz, 17/08/2008 - 08:07
Midyat soluğunda
Damlara vuran güvercin masumluğu
Toprak evin toprak insanları
Ve bir Süryani çığlığında kaybolmuş
Antik bir macera kıvrımıydı o gözler




Son yorumlar
15 sa. 42 dk. önce
1 gün 7 sa. önce
1 gün 14 sa. önce
1 gün 14 sa. önce
1 gün 18 sa. önce
1 gün 23 sa. önce
2 gün 6 sa. önce
2 gün 6 sa. önce
2 gün 7 sa. önce
2 gün 8 sa. önce