yavuz akengin yazıları
Kayıp Yazarın Hatıra Defteri
yavuz akengin — Salı, 02/02/2010 - 08:52
Epey zaman önce Kayıp Yazar'ın bir yazısını okudunuz burada. Devamını bekleyen dostlarımız vardı. Soran dostlarımız vardı. Hayır, Kayıp Yazar susmadı. Yazıyor. Üstelik Yazdıklarının numarası 30'u geçti bile. "Yazmasam ölürdüm" dinlere... (Y.A)
5.
Dışarıda hava oldukça güzeldi o gün. Yazdan kalma bir bahar günü sanki. Bir önceki gün toprağı ıslatan o güzel yağmurdan sonra bugün de insanın içini ısıtan bir güneş var. Yakmayan bir güneş. Evde sıkılmıştım. Dışarı çıkıp ‘şöyle bir dolanayım’ dedim. Ben bu kararı verdiğim sırada kulağıma bilgisayardan İlkay Akkaya’nın güzel sesinden bir türkü geliyor: “Zalimler sofrasına kimler kul olmuş/ Kim ağa kim bey idi, kim hayın olmuş/ Sözüm söz, fermanım yok…”
Ağlayan Dut Ağacı
yavuz akengin — Pzt, 19/10/2009 - 13:25
Yedi-sekiz yaşındaydım. Evin en küçüğü olarak büyük hayvanların yavrularına bakma görevi benimdi. Hiç sevdiğim söylenemezdi bu görevi. Hele dut mevsiminde hayvanlara bakmak işkence olurdu. Hayvanları, komşuların tarlalarına gireceklerini bile bile, bırakır giderdim dut yemeye.
Severdim dut yemeyi. Dut mevsiminde en eğlenceli günlerim dut ağaçları arasında geçerdi. Ağaca tırmanmak, tırmanırken bazen düşüp bir yerimi yaralamak, hayvanlarımın kaybolmasını göze almak “dut” için değerdi gözümde. Dedemin beni kaynak suyu için elime tutuşturduğu ibrikle gönderdiği günlerde bile, çekinsem de birkaç dakikalığına oyalanırdım ağaçların dibinde.
Dergiler Arasında
yavuz akengin — Pzt, 24/08/2009 - 04:21
Hayatın dışarı bakan pencereleridir dergiler. İrili ufaklı, içimize taze rüzgârları salıveren güzel pencereler. Keyfim yerinde. Bir şiirle coşup, bir öykü ile duruluyorum…
***
Yedi İklim’de Selçuk Küpçük karşılıyor beni, ‘Yanlış Adres’ adını verdiği ve Şehy Ahmed Yasin’e ithaf ettiği şiiriyle. ‘Bir mimin açar ancak kapısını o sürgün acının’ diyor şair. Bir lanet okuyorum Şeyhi şerefsizce vuranlara. Bir de küfür…
Beklenen, gelmeyendir
yavuz akengin — Pzt, 25/05/2009 - 11:24
…
“Ne kötü değil mi birilerini beklemek? Ne kadar da zor durumda bırakıyor bizi. Belki çoğu zaman beklenenin haberi bile olmuyor…”
Bu sözler beni kendime getiriyor. En son bir çay bahçesinin kenarında oturmuş, başımı koluma yaslayıp hayal kuruyordum. Ne vakit daldım ben böyle? Yoksa uyuyup kaldım mı? Başımı kaldırıp bakmaya çalışıyorum.
Güneşten kamaşan gözlerim nemleniyor. Hani küçük bir çocuk resmi vardı bu sabah gazetelerde; “bir zalim”in füzeyle vurduğu 20 gün günlük bebek! Resme bakarken kendimi tutamamış, ağlamıştım. O zaman da gözlerim ağrımıştı ama şimdiki kadar değil...
Kayıp Yazar'ın kendi ağzından 'yaşam notları'
yavuz akengin — Per, 05/03/2009 - 14:21
Geçen gün Kayıp Yazar diye biriyle tanıştım. Değişik bir tip, dedim ilk izlenimlerden sonra. Kendi ağzından bana epey şey anlattı. Anlattıklarının hepsini aklımda tutamayacağımı, mümkünse bunları bana zaman ayırarak anlatmasını teklif ettim. Ya da ben yazayım dedim. Önce mırın kırın etti biraz ama sonraları alıştı. Bir defter çıkardı çantasından ve dedi ki "Bu benim, yani Kayıp Yazar'ın Defteri'dir. İçinden sadece beğendiğin bir bölümü al yeterli olur..." Çaresiz kabul ettim. "Bir söz'leşme imzaladık farkındasın değil mi?" diye sordu sonra. "Evet" deyince bir kart çıkarıp uzattı. Sonra da hızla uzaklaştı yanımdan. Kapılıp gitti insan seline... (Y.A.)
Defterden:
I.
Kar yağıyor ve ben sokakta yürüyordum. Arasıra başımı kaldırıp sonsuz semaya bakmak geliyor içimden ama biraz sonra bunu yaptığım pişman oluyorum. Çünkü ağzıma gözüme burnuma kar tanecikleri doluşuyor. Hoşuma gitmiyor değil ama yine de ‘tuhaf’ bir rahatsızlık duyuyorum. Biraz sonra kendi kendimi yalancı çıkarırcasına yeniden başımı kaldırıyorum. Ve yine aynı şey. Yine, yine…
Bir Yolcunun Hatıra Defteri – Filistin
yavuz akengin — Per, 26/02/2009 - 14:13
Hayali bir yolculuk bu, yeni çıktığımız. Henüz yolun başındayız, sonunun nereye varacağını bilmiyoruz. Ümit ediyoruz aydınlığa çıksın! Yolculuk işte. Bir yolcu bir yol. Birbirinden ayrı düşünülemez, birlikte anlam kazanan. Başta da dedik ya hayali bir yolculuk bu. Gözlerimizi kapatıyor ve “varmak istediğimiz yer”e varıyoruz hayalimizde. Kimi zaman gözyaşına tanıklık edeceğiz. Kimi zaman acı ve kedere. Bazen bir çocuğun oyuncağını göreceğiz hayali dürbünümüzle, bazen bedeni paramparça olmuş bir kadına ağlayacağız. Yol ve hayal. Yol bizim hayal bizim. Öyleyse “vakit geç olmadan” kapatalım gözlerimizi ve başlayalım yolculuğumuza…
***
Burası Filistin. Kan ve gözyaşının eksik olmadığı, küçük bedenlerin tonlarca bombayla paramparça olduğu “yitik sevdamız.” Sözlerin bir anlam taşımadığı, sessizliğin bir çığlık gibi gecenin ortasına döküldüğü yer burası… Burası Filistin. Tarihin en kanlı sayfası. Bitmeyen savaşların ve gözyaşının sıradan sayıldığı “uzak ülkemiz.” Kan pıhtısıyla incecik bedenlere nakşedilmiş görkemli haritanın en parlak, en altın sarısı köşesi…
Zelâl yağmuru
yavuz akengin — Salı, 03/02/2009 - 07:41
Zelal'e...
Hatırlar mısın bilmem o mutlu ve yağmurla süslenmiş günü. Hani elimi tutup “sevdiğim” dediğin günü. Yağmur damlacıkları süzülmüştü yanaklarımızdan o gün, utangaç dudaklarımıza. Titremişti ellerimiz, yanmıştı yüreklerimiz. O gün bugün oldu şimdi. Döndüm dolaştım, o günün hatırına bugünü andım. Yıllar önce tam da bugünde. Ilık bir yağmurdan hemen sonra karşı karşıya gelmiştik. Sonra sarılmış ve ağlaşmıştık birlikte. Gözyaşlarımız karışmıştı yağmura. “Olmaz,” demiştim o sıra. “Olmaz ayrılık. Böyle yanarken, böyle severken yakışmaz ayrılık…”



Son yorumlar
8 sa. 35 dk. önce
18 sa. 42 dk. önce
19 sa. 40 dk. önce
21 sa. 17 dk. önce
1 gün 1 sa. önce
1 gün 2 sa. önce
1 gün 20 sa. önce
1 gün 20 sa. önce
1 gün 18 sa. önce
1 gün 21 sa. önce