Senem Gezeroğlu yazıları
Yazıyorsam, Ey Âh!..
Senem Gezeroğlu — Cum, 28/11/2008 - 12:42
“Nûn, kalem ve onunla yazılanlara and olsun.”
And olsun ki, yazmak istiyorum ya Âh… Senden gelen ve Sana giden harflerimle Seni yazmak istiyorum. Nice aldanış, nice yanılış ve nice yanlıştan sonra fırçayı hokkaya batırmak ve sadece yazmak istiyorum. Esmanı içimden geçirerek… Adının ilk ve son harfi hürmetine yanık bir Âh çekerek… Adını, sahifelere nakış nakış işlemek istiyorum.
“Nûn, kalem ve onunla yazılanlara and olsun.”
Yahya Kemal'de Hayâl
Senem Gezeroğlu — Per, 13/11/2008 - 13:20
O kuşun ömrü bir güzel gecede,
Bir güzel beste söylemekle geçer.
O kuş en kuytu bahçelerde öter;
Hayâl içinde yaşar,
Hayâl içinde ölür.
Sarmaşık yüklü vâdîde, en kuytu bahçelerde ve el değmemiş ağaçlarda öten; geceden tâ şafak sökünceye dek nağme nağme inleyen ve sesiyle dinleyeni mest eden; bahardan bahara görünüp kimsenin bilmediği bir muammâya bürünen bir kuştur şair… Bütün ömrünü şiire vakfederek güle niyâz eden bir bülbüldür şair… Şair ki, gerçekten öte hayâldir. “Gece Bestesi” adlı şiirinde de ifade ettiği gibi “hayâl içinde yaşayıp hayâl içinde ölen” bu şair elbette ki Yahya Kemal’dir. Hayâl, Yahya Kemal Beyatlı’nın hayatında öyle yer etmiş ve şiirlerine öyle aksetmiştir ki hemen her şiirinde hayâl, hulyâ, rüyâ ve serâba ilişkin kullanımlar görülür. Hayâl, uzak bir diyardır Beyatlı’nın lûgatinde:
“Ârif Nihat Asya İhtişamı”
Senem Gezeroğlu — Çar, 29/10/2008 - 06:58
Ârif Nihat Asya’ya bir gün Ziya Gökalp hakkında bir konferans verileceği ve konuşacak kişinin de Ziya Bey’in kardeşi M. Nihat Bey olduğu söylenir. Ârif Nihat, Ziya Gökalp’ı çok sevmektedir; ancak konferansa gitmez. Yavuz Bülent Bâkiler’le geçen bir konuşmasında Ârif Nihat, yüzünü buruşturarak “Gitmedim, içimden onu dinlemek gelmedi.” der. Yavuz Bülent Bâkiler bu durum karşısında şunları söyler: “Doğrusu çok şaşırdım Hocam! Ziya Gökalp’ı kardeşinin ağzından dinlemeye koşacağınızı sanmıştım.” Ârif Nihat’ın gitmeme sebebini uzunca anlattığı konuşmasından bazı cümleler şunlardır: “Niçin koşacakmışım? Gitseydim, adam kalkıp bana Ziya Gökalp’ın hayatını ve fikirlerini anlatacaktı: ‘Ağabeyim 1876 yılında Diyarbakır’da doğdu, 1924 yılında İstanbul’da vefat etti…’ diye söze başlayacaktı. Peki sonra? Sonra bana Ziya Gökalp’ın fikirlerini açıklayacaktı. Bunlar benim bildiğim, yıllardan beri edebiyat derslerinde anlattığım şeyler. Ben o konferansa gittim mi Ziya Gökalp’ı çeşitli özellikleriyle dinlemek isterim. Meselâ ben, Ziya Gökalp’ın nasıl oturduğunu merak ediyorum. Ziya Bey nasıl otururdu? Bağdaş mı kurardı, diz üstü mü otururdu, ayağının birini altına alıp ötekisini göğsüne doğru mu çekerdi? Nasıl giyinirdi? Nasıl gülerdi? Ağlamasını bilir miydi ağlamasını? Nasıl yazardı? Nasıl okurdu? Ve azizim kahveyi nasıl içerdi kahveyi? Sade mi içerdi, şekerli mi, az şekerli mi? Bunlar benim için çok önemli, çok önemli: Ben Ziya Bey’i çeşitli özellikleriyle bilmek, dinlemek isterim.”
Aşkın Ancak Adı Kaldı
Senem Gezeroğlu — Paz, 05/10/2008 - 08:11
Âşkın bahsine ne kalem yeter ne de kelam; aşka dair ne yazılmış ne söylenmişse sade ve sadece girizgâh beyanındadır.
Âşık-maşuk-aşk üçgeninde payına âşık-ı sadıklık düşen bir kalemin noktasından çoğalıyor bu yazı. Yirmi birinci yüzyılın hissiyatına uyum sağlayamayan bir insanın nazarından kabarıyor bu yazı. Bu yazı ki baştan aşağı âh ve tepeden tırnağa aşk… Oysa aşkın ancak adı kaldı…
Benim bildiğim aşk, Mesnevilerin efsaneleşmiş kahramanlarıyla nefes alan; içine bir parça Fuzûlî lirizmi, bir tutam Şeyh Gâlib derinliği katan; Kaf Dağı’nın misk ü amber kokularıyla mest olan; servi boylu güzelin hayâliyle şiir meclislerine dolan Divan Edebiyatı âşıklarından sız(l)ıyor.
Aşkın Hâli
Senem Gezeroğlu — Paz, 24/08/2008 - 06:12
Özüm yasta,
Gözüm yaşta…
Bir muma müptelâ, bir damla belâdır bakışım
Kışım geçer, yazım biter
Anlatamam pervânenin hâlini...
Kalem kırıktır.
Atamam...
Aşktan yadigâr
Elem, hıçkırıktır.
Kalpten Kalbe Giden Yol
Senem Gezeroğlu — Paz, 03/08/2008 - 07:07
“Dikkat ediniz ki, insanın cesedinde bir et parçası vardır.
O et parçası sâlih oldukça bütün vücuddaki âzâlar sağlam olur.
Eğer o fâsid olursa bütün cesed bozulur.
O et parçası kalptir.”
(Hadîs-i Şerif)
“Sevgili Ramazan Çoban’a ithafen…”
İnşirâh, Yâ Allah!
Senem Gezeroğlu — Per, 24/07/2008 - 06:12
Kalemin ve kâğıdın kaldıramayacağı, harflerin ve imlânın taşıyamayacağı bir dert var içimde. Çilenin ifadesine kalksam, mübalâğa ölü doğar dudağımdan. Kelimeler tefritte çoğalırken ifratta can verir bütün mânâlar. Ancak yine de yazının bedenine ihtiyacım var. Ruh, kara mürekkebin ucunda şimdi...
Kültür ve Edebiyatımızdan Manzum Portreler ve Bekir Oğuzbaşaran
Senem Gezeroğlu — Cum, 09/11/2007 - 00:00
“Dosdoğru söylemeli: Hayat acemisiyim
Pusulası bozulmuş yalnızlık gemisiyim
Sözün büyüsüyle mest, fildişi kulesinde
En güzel şiirlerin çılgın haramisiyim...”
“Bendeniz” isimli manzum portresinde bir edebiyat âşığı, insanlara şiir lisanıyla seslenmekte ve kendi adını taşıyan bir başka manzum portresinde ise dört mısraya edebiyatla yoğrulmuş bir ömür sığdırmaktadır:
Kayseri’ye Düşen Cemre: Berceste
Senem Gezeroğlu — Çar, 15/08/2007 - 23:00
“Söz uçar, yazı kalır” der eskiler. Gökkubbeye hoş bir seda bırakabilmek ve bu hoş sedayı kâğıda işleyebilmek edebiyat ehli insanların gönül borcu ve eşref burcudur. Zaman, edebiyat mevsimidir ve havaya sesin nefesi üflenmiştir. Nazım kıvrım kıvrım ırmak olur, kucaklar insanın kalbini. Nesir katman katman toprak olur, sarmalar insanın zihnini. Edebiyat ikliminde bir cemre düşer havaya, suya ve toprağa. Bir Anadolu coğrafyasında, baharı müjdeleyen bir cemre düşer gönüllere: Berceste!





Son yorumlar
4 sa. 23 dk. önce
5 sa. 21 dk. önce
6 sa. 51 dk. önce
1 gün 5 dk. önce
1 gün 1 sa. önce
1 gün 1 sa. önce
1 gün 1 sa. önce
1 gün 1 sa. önce
1 gün 1 sa. önce
1 gün 1 sa. önce