Bilal Atış yazıları
28 Şubat
Bilal Atış — Pzt, 15/02/2010 - 14:08
Çok partili döneme geçildiğinden bu yana Türkiye’nin kalkınmasını engelleyen en mühim gelişmeler şüphesiz ki peş peşe yapılan askeri müdahalelerdir. Bunlardan ilki 27 Mayıs 1960 darbesidir. Kimileri de çıkıp bu müdahaleye ihtilal derler ya, kulakları çınlasın. 1950–1960 tarihleri arası Türkiye’de halkın özellikle de köylünün yüzünün güldüğü ve kapalı ekonomiden açık Pazar ekonomisine geçildiği güzel bir dönem olmuştur. Belki her şey mükemmel değildi ama o günün şartlarında köylünün ve diğer geniş halk kitlelerinin yüzü gülmüş ve cebi para görmüştür.
Yürüyüş Kararı İdeoloji
Bilal Atış — Salı, 03/11/2009 - 15:34
Askeriyede sıradan bir eylemdir yürüyüş kararı saymak. Her gün aynı saatte aynı yerde içtima olunur ve başta bir rütbeli avazı çıktığı kadar bağırır; "YÜRÜYÜŞ KARARI SAYILACAK!" "SAY!!!" bildik hamasi cümleler dört adıma uydurularak, belki de adımlar bu hamasi cümlelere uydurularak, bağırılır. Ova inler vadi inler ve baştaki rütbeli adeta mest olur. Maazallah yakında bir de üst rütbeden bir zatı muhterem varsa bölük adeta yırtar kendini.
Sıradan bir eğitim günü, yine uygun adım yürüyor ve bağırıyoruz; "HER TÜRK ASKER DOGAR" tekrarların sonu yok. Hemen arkamdaki Mardinli arkadaşın ince telden sesi geliyor kulaklara, "ulan, Kürtler ne doğuyor?" gülesin gelir gülemezsin. Bu söz çarpık sistemin bir yarasıdır.
Başarı Mücadeleden Gelir
Bilal Atış — Pzt, 10/08/2009 - 07:52
Hayat devamlı olarak sürüp giden çok çetin bir mücadeleden ibarettir. İnsan doğduğu andan son nefesini verinceye kadar bütün zorluklarına, yoksulluklarına, acılarına rağmen yaşam arzusuyla doludur. Sefalet ve hastalık ve daha akla gelmeyen bir sürü derde rağmen insan daha iyi yarınlardan ümidini kesmez. En ağır şekilde hasta olanlar şifaya, en sefil bir hale düşenler bir gün rahata kavuşacaklarına olan ümitlerini yitirmezler. Hayatı çetin bir mücadele olarak kabul edince insanların bu ümitlerini tabii karşılamak gerekir. Aksi takdirde en küçük bir felakete uğrayıp da ümidini kaybeden bir kimsenin hayattan bir beklediği kalmaz. Dolayısıyla yaşam bu kişinin gözünde değerini yitirir.
Yanlış Anlaşılan Doğrular
Bilal Atış — Cum, 10/07/2009 - 09:43
Bir takım meseleler zaman içerisinde, bazen kasıtlı olarak insanların nazarında gerçek hüviyetlerinden uzaklaştırıldı. Ayet olsun, hadis olsun ya da kelamı kibar denilen Allah dostlarının sözleri olsun. Ya kıyısından bucağından kesildi ve topluma verilmek istenen mesajlara uygun hale getirildi ya da zaman içerisinde değişik kültür ve anlayışların etkisiyle manada tahribat hasıl oldu.
"Dinimizin ilk emri oku' dur"
Niçin Okumayan Bir Toplumuz?
Bilal Atış — Pzt, 22/06/2009 - 13:38
Bu ve benzeri sualler günlük yaşamın akışı içinde sıkılıkla karşılaştığımız suallerdir. Zaman zaman gazete sütunlarında bir yazarın değindiği ve kendince sebepler sıraladığı, zaman zaman televizyon programlarında tartışılan bu mevzu hakkında kesin bir cevap vermek zor olmaktadır. Herkes kendi gözlem ve tecrübelerine dayanarak birkaç sebep sıralamakta, insanımızın okuma alışkanlığını, kitapların satışlarının düşük olmasını, bunlara dayandırmaktadır.
Kur’an’a Muhtacız
Bilal Atış — Çar, 13/05/2009 - 17:28
Ne yazık ki her geçen gün eğitim sistemimiz her zamankinden daha fazla Kur'an ahlakına muhtaç. Görünen o ki Türkiye’de eğitim sistemi acı sinyaller vermekte. Ecnebilerin dedikleri harfiyen yerine getirildi. Türkiye de Kur'an kapatıldı kadınlar açıldı.
Hayatın her noktasında Kur'an’ın rehberliğine muhtacız. Ne var ki geleceğimizin garantisi olan nesillerin yetiştirilmesinde Kur'an'ın rehberliğine daha ziyade ihtiyacımız var. Az sayıda manevi değerleri gözeten eğitim kurumları mevcut olsa da bu kurumlar Milli eğitimin ahvalini değiştirecek boyutta değiller.
Ebu Süfyan’ın Mekke’si
Bilal Atış — Cum, 01/05/2009 - 13:23
“Bugün Mekke’de Al-Makam kulesinde çok özel bir mülk için karar verme zamanı…”
Bu satırlarla başlayan bir ilan günlerce mütedeyyin insanların satın aldıkları gazetelerde neşredildi. Bu, Mekke’de inşa edilen kulelerin “Beytullah” manzaralı resmi ile süslenmiş bir ilândı. Her görüşte içimi acıtan, her defasında beni üzen bir ilândı. Tevhidin simgesi, mütevaziliği ve sadeliğin ihtişamıyla gönülleri fetheden Muhammedî Mekke yani Beytullah. Öte tarafta ise küçümseyen nazarlarla Beytullah’a tepeden bakan devasa gurur ve kibir anıtları kuleler vardı. Yani Ebu Süfyan’ın Mekke’si.
Beytullah diye isimlendirdiğimiz Kâbe-i Şerif rivayetlere göre yeryüzünde hiçbir imar hareketi yok iken melekler tarafından inşa edilip tavaf edildi. Geçen süre zarfında Allah’ın seçkin kulları olan peygamberler tarafından tekrar inşa ve imar edilerek bugüne değin tevhidin tek simgesi olarak geldi.
Rindâne Şair: Yahya Kemal
Bilal Atış — Paz, 01/03/2009 - 12:20
1884 senesinde Üsküp’te şiir kadar güzel yüzlü bir çocuk doğdu. Genç yaşında Fransız edebiyatını mükemmelen öğrenen ve divan edebiyatını inceleyen bu gencin meşrutiyet devrinde birden fikir ve sanat hayatına atıldığı görüldü. Yahya Kemal’in yolu kendi devrinin ediplerinden ayrıldı. Divan edebiyatı şiirlerine kendi zevkiyle daha hoş bir ahenk vermiş, mısralarında ilkin Nedim’in şuh ve zarif okşayışlarını yakalamış sonra gazellerinde Bakiyi’de canlandırmıştır.
Yahya Kemal’in ilk çalışmaları neşredilmedi. Bunlar kulaktan kulağa, daha doğru bir ifadeyle gönülden gönüle yayıldı. Genç şairin kaleminden süzülen mısralar edebiyatseverler arasında ilgiyle karşılanıyordu. Meşrutiyet nesli bir şarkı mırıldanır gibi genç şairin dizelerini dillerinden düşürmüyordu.
Komşusu Aç İken Tok Yatanlar…
Bilal Atış — Pzt, 02/02/2009 - 14:50
Bir Pazar sabahı İstanbul’un yeni gözdelerinden Başakşehir’deyim. Eşimin ailesi burada ikamet ediyor. Kayınpederim etinden tırnağından arttırdıklarıyla Başakşehir’de 67,5 metrekarelik bir daire aldı. Kendi tabiriyle yirmi beş senelik kiracılık da bitmiş oldu. Bazı hafta sonları kayınpederlerimde kalırız. Her defasında rast geldiğim görüntüler ve İstanbul’un değişik semtlerinde rastladıklarım beni hep düşündürmektedir.
Sabah taze ekmek almak için sitenin merkezindeki markete ve yanındaki fırına gittim. Başakşehir ağırlıklı olarak İslami hassasiyeti olanların ikamet ettiği bir yer. Müslüman kesimin gözde mekânlarından birisi denilebilir.Bir çok tanıdığım, yakınlarının yerleşmesi veya çocuklarını daha iyi yetiştirmek gibi kaygılarla Başakşehir’e taşındılar. Dışarıdan bakınca da hali vakti yerinde olanların toplandığı bir yer haline geldi. Son zamanda ikamete açılan 5. etap ve 125–150 metre karelik yerleşim yerlerinde elit bir Müslüman yapı oluştu.
Halife Ömer, Muaviye ve Gazze’deki Şehit Bebekler
Bilal Atış — Pzt, 19/01/2009 - 15:54
İsrail Gazze’yi bombalamaya devam ediyor. Üç devletin hakkından altı günde gelmişlerdi oysa.1967 senesinde üç Arap devletini altı günde tepelemişti. Bu satırların kaleme alındığı tarih itibariyle on dokuz gün geride kaldı ama Gazze direniyor. Bebekler direniyor. Hanzala kanının son damlasına kadar direnecek.
Arap devletlerinin bir müşterek noktasını gördüm bu direnişte. Araplar ortak kararda birlik olamama noktasında birlikler. Çok güzel bölmüş bölen. Gazze katliamı bana çok şeyler düşündürdü. Ciğerim yandı. Yüreğim daraldı. Gazze’de bir şeyler yolunda gidene kadar iyi olamayacağım. Nasılsın diye soranlara iyiyim demeyeceğim. Gazze’de top sesleri durana kadar, yeniden sokaklarda çocuk sesleri duyulana kadar iyiyim demeyeceğim.
