Fatih Mutlu yazıları
Biz Güney Afrika’dayken…
Fatih Mutlu — Paz, 07/03/2010 - 07:00
Sene 1862 idi. Dün gibi hatırlıyorum…
Memlekette işler karışık. Kimi der ki düzeltelim, kimi der düzenleyelim.
Padişah Hazretleri zorda. Gavûrla mı uğraşsın, tebaasına mı hükmetsin…
Bir rüzgârdır esiyor esmesine de, bazımızı nezle ediyor, bazımıza güya şifa oluveriyor, temiz hava babından…
Gel zaman git zaman, biz farkında değiliz, sonra sonra anladık, istikrarsızlık kanımıza işlemiş. Bir tuhaf istikrar bulmuşuz bunda.
Hoş değil hâsılı.
O günlerde işte, beyim Halil İsmail ile Bâb-ı Âli’de oturuyoruz. Zat-ı âlilerine lüzumsuz musiki suallerimi arz ediyorum.
Birden bir delikanlı koşa koşa yanımıza geldi: Hariciye Nezareti’nde ayak işleriyle uğraşan bizim Selman. Soluk soluğa…
Üstad-ı Âzam Aydın Abi
Fatih Mutlu — Salı, 09/02/2010 - 08:49
Bir mütefekkir düşünün, bütün muhasebelerini ‘kul’ ve ‘kulluk’ üzerinden yapsın.
Bir kanaat önderi hayal edin, bütün hükümlerini ‘şirk’ten en uzak alanlarda gezinerek versin.
Bir münevver tasvir edin, birkaç arkadaşıyla dünyayı ele geçirebilecek gücü elinde bulundurmasına rağmen tevazusu ile gönülleri ele geçirmekle yetinsin.
Sonra bu tahayyüllerin kümülatif toplamını alın.
Elde ettiğiniz sonuç Aydın Karakimseli çıkınca da iman tazeleyip Cenab-ı Allah’a şükredin.
***
Mukaddes Anadolu’nun kalbi mukaddes Kayseri’de, kalbi Kayseri ile birlikte çarpanların başında gelir Aydın Abi.
17 maddede şu sinema meselesi
Fatih Mutlu — Çar, 03/02/2010 - 10:55
Hakan Albayrak ve Sadık Battal'ın engin aflarına sığınarak...
1- Sinema pahalı bir sanattır. Sinemacılık pahalı bir meslektir. Paranız yoksa film de çekemezsiniz, bir filmin seyircisi de olamazsınız.
2- Sinema bir sektördür. Kapanış jeneriğinde isimlerini okumaya üşendiğiniz yüzlerce ismin maişet kaygısını barındırır. Para kazanmazsansanız, film çekemezsiniz. Film çekmezseniz, iyi film çekemezsiniz. Eleştirmenler Başka Gün Öl-Die Another Day'i yerden yere vurup Esaretin Bedeli-The Shawshank Redemption'ı göklere çıkarabilirler; ancak Esaretin Bedeli gibi filmlerin çekilebilmesi, Başka Gün Öl gibi filmlerin sektöre bırakacağı parayla mümkündür.
Az da olsa kütürdetti be Hocam!
Fatih Mutlu — Çar, 13/01/2010 - 18:07
“Bizim bir mesajımız olmalı. Bizi dinleyecek çok önemli kitleler, çok büyük milletler var.”
“Evrensellik adına kendi ulusal dili ile ulusal kültürü ile kendi milletinin kültür damarları ile ilişkisini koparmış bir söylem olamaz.”
“Ankara'da kullanılan bir söylemin, Mardin'de bir karşılığı yoksa, o diplomasi o milleti harekete geçiremez. Bizim kullandığımız dilin, Mardin'de, Hatay'da, Konya'da, her yerde bir karşılığının olması lazım.”
“Coğrafyamızın hakkını vermek zorundayız. Türkiye’nin dünyadaki her konuyla ilgili özgün bir görüşü olmalı.”
“Hattı diplomasi yoktur, sathı diplomasi vardır. O satıh ise tüm dünyadır.”
'Protokoller'e dair gelişigüzel notlar
Fatih Mutlu — Salı, 13/10/2009 - 12:37
'Olamaz ki'den 'olmaz ki'ye, 'olabilir mi'den 'olur mu'ya seyreden Türkiye-Ermenistan dirsek teması, nihayet 'olacak gibi sanki'den 'oldu'ya ulaştı. Vatana, millete, ümmet-i Muhammed'e ve dünyaya hayırlı uğurlu olsun.
Protokolün içeriği ile ilgili yazılabileceklerin pek çoğu yazıldı, söylenebileceklerin pek çoğu söylendi. Konuyla ilgili hala tatminkar bir bilgi edinememişler veya edindiği bilgilerle hala tatmin olamamışlardansanız, hızlandırılmış bir 'Türkiye-Ermenistan protokolleri' dersine şu linkten ulaşabilirsiniz:
Türkiye-Ermenistan protokolleri, Hakan Albayrak
Ben meselenin cereyan edişi esnasında tuttuğum bazı notları takdirlerinize sunmakla yetineceğim. Dağınıklık için kusuruma bakmayın.
Yeni Şafak'ın bir çuval incirle imtihanı (Bilmemkaçıncı perde)
Fatih Mutlu — Salı, 08/09/2009 - 00:58
Son dönemde (ks. Kasım 2002’den sonra) Yeni Şafak’ın pervasızca küstürdüğü, bıktırdığı, ayıp ettiği (ya da küstürmekten, bıktırmaktan beter ederek ayıp ettiği) isimler arasına bir yenisi daha girmek üzere. Hatırlarsınız, bir siyasetçiyi bir fikir adamına tercih ettiği için eleştirdiğimiz Yeni Şafak, bir süre sonra, ‘internet haberciliği’ni kutsayan bir köşe yazarını bir fikir adamına tercih edince denklemin çok daha derinlerde bir yerde çözümsüzleşmek üzere olduğunu fark etmiştik. Son dönemin teoride ve pratikte gaza bastığı bölümünde (ks. Temmuz 2007’den sonra), Yeni Şafak anlayamadığımız bir şekilde U dönüşü yapacak izlenimi verince, ne yalan söyleyelim, az kalsın inanacaktık (Sıkıldım, açık konuşacağım: Ahmet Taşgetiren’i küstüren, İsmet Özel’e sayfalarında çocukça hakaret ettiren Yeni Şafak, en çetin bir dönemeçte, anlayamadığımız bir şekilde Hakan Albayrak’a arka çıkınca [daha doğrusu, yol verince], “Yeni Şafak’ta hala damar var” diyecektik az kalsın.)
Kars Garı'nda Enver Paşa'yı beklerken
Fatih Mutlu — Cts, 29/08/2009 - 10:01
Paşa’m!
Hanidir bir türkünün peşinden gitmiyordum. Sayenizde zihnimin 4-5 yıl öncesine açılabildim. İlginizi çekecektir, peşinden gittiğim en son türküde ‘elif’ deyivermiştim. Gerçekten de ilkti hani…
Kişisel çalkantılarımla sizi daha fazla meşgul etmek istemiyorum. Müsaadenizle konumuza, Kars’a döneyim.
Paşa’m!
Son müttefikimiz ve son düşmanımız Moskof ahalinin Kars mahallindeki inşasına siz de şahadet etmişsinizdir. Anadolu sathında mimari intizamın hasbelkader korunduğu bir muhitten bahsettiğimiz için, bunu ‘Müttefik Moskoflar’ dairesine alabiliriz diye düşünüyorum.
Turan illerinden saçılan ritim: Asya'nın Kandilleri
Fatih Mutlu — Per, 28/05/2009 - 08:57
“Onlar hem asya’nın göklerini aydınlattılar, hem insanlığın ufkunu genişlettiler…”
“İki ordu Dandanakan denen yerde karşılaştı”, “Malazgirt Savaşı ile Anadolu’nun kapısı Türklere açıldı”, “Almanlar yenilince biz de yenilmiş sayıldık…” Sıkıcı tarih kitaplarının bezdirici cümleleri. En ateşli delikanlıyı bile önsüz ve sonsuz, basık ve ışıltısız bir koridorun içerisinde yürüten tuhaf bilgiler. Ezberlenen savaşlar, ezberlenen isimler, ezberlenen mekanlar… ve en korkuncu: Ezberlenen tarih!
Bu topraklarda yetişmiş vasat bir genç için tarih, lise kitaplarının çirkin ebatlarıyla sınırlı kaldı. Okuma işine henüz girişmiş olanlar ya magazinel tarihi romanları buldu karşılarında ya da tüm bir tarihin jelatinli bir komplodan ibaret olduğunu savunan makaleleri… Dandanakan Savaşı’nın Malazgirt Meydanı’ndaki aksini anlatmadı hiç kimse. Sultan Alparslan’ın Birinci Dünya Savaşı’na katılışını hayal edemedik aynı sebeple. Tarih anlatılarımız ‘yenik sayılmakla’ bitti hep böylece.
Başın Sağolsun Yeryüzü
Fatih Mutlu — Paz, 22/02/2009 - 18:02
Söze nasıl başlayacağımı bilmiyorum. Geleceği mutlak bu an için hazırlanmış kelimelerim yok. Turgut Cansever’i geç tanımanın nedametine binen bu yüklerle çok fazla şey söyleyebileceğimi de zannetmiyorum.
Son Osmanlı da göçtü gitti. Estetiğin, zarafetin, edebin, itidalin, ruhun, imanın, izanın en kalender muhafızlarından biri aramızda değil artık. Yeryüzü sahipsiz kaldı.
Rahman ve Rahim olan Allah taksiratını affetsin, mükafatını fazlasıyla ve fazlasıyla versin.
Ben şimdi, belki acımızı biraz hafifletsin için, Turgut Cansever’in yolunda gitmeyi kafaya koymuş ve şimdiye kadar pek kendilerini göstermeyen delikanlıların bu hüzünlü ama kutlu vesileyle ortaya çıkarak büyük davayı sahipsiz bırakmayacakları yönünde ant içecekleri günü dört gözle bekliyorum.

Son yorumlar
34 dk. 32 sn. önce
32 dk. 41 sn. önce
1 sa. 21 dk. önce
13 sa. 11 dk. önce
22 sa. 56 dk. önce
1 gün 4 sa. önce
1 gün 6 sa. önce
1 gün 23 sa. önce
2 gün 2 sa. önce
2 gün 23 sa. önce