Kişilere Dair
Yine Sever Misin Beni ANNE?
Fatih Mehmet Mirza — Per, 12/11/2009 - 08:29
“Anlayamadım beklide senin bana dokunuşunu
Ninnilerine kulak veremedim içten
Nur yüzünü geç fark ettim yüreğimde
Elinde olsa yine sever misin beni ANNE”
Belki biraz otoriter bir evlattım Senin için. Yaşamının her anında duygularını içine atan ve sana sihirli kelimeleri söylemekten çekinen bir evlat oldum. Senin yavru güvercinindim ben. Sevgine ortak olamadım, paylaşamadım sevgimi seninle. Bazen kızdım sana, bazen gözyaşı olup yanaklarından aktım, bazen sözcüklerimi sakladım senden, sevinçlerimi kıskandım…
- Fatih Mehmet Mirza yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli
- tamamı
Aliya Sen Olmasaydın
Fatih Mehmet Mirza — Paz, 18/10/2009 - 13:22
“Güneşin doğduğu yere
Yıldızların parladığı yere
Bulutsuz gökyüzünün derinliğine
Günahsız ruhların yuva kurduğu yere
Gözlerin karanlıktan korktuğu yere
Yüzümü çeviriyorum
O kadar parlamazdı ışığı
Benim güzel yurdumun
Ben ışığı karanlıklarda arardım
Aliya sen olmasaydın.”
Dino Merlin
Nice Kadim Bir Ses: Yahya Kemal
Aynur Yavuz — Paz, 04/10/2009 - 08:23
Filhakika o, kaçış kapıları arayan insan değil, eve dönen adamdır.
Ahmet Hamdi Tanpınar
Ne kayıp şehir Üsküp’ten, ne tarif etmek için lûgatte bir kelime bulunmayan Paris’ten, ne ezansız semtlerden, ne hayal şehir İstanbul’dan uzun uzun bahsetme niyetindeyiz. Kâh hatıralardan dem vurup, kâh geçmişle şimdi arasındaki bağı koparmadan, anılardan süzülen ışığın gölgesi eşliğinde bir yolculuğa çıkarak, İstanbul’un sekizinci tepesinden yani Yahya Kemal’den bahsedelim diyoruz.
Hoş geldin İbrahim Paşalı
cihad meriç — Çar, 29/07/2009 - 08:16
Gerçek Hayat Dergisi'ni çıktığı ilk günden itibaren takip eden 35'lik okur gözüyle son durumu değerlendirelim. Paşalı'yı ise dergi çıkmadan önce tanımıştım yani dergiden de eski dostluğumuz vardır. İki dostumuzun buluşması bizi fazlasıyla sevindirdi. Hiç unutmam bir buluşmamızda yazdığım güncede bağlaçları düzenlemişti, sayın Paşalı kusura bakma ben hala bağlaçları ayırmayı unutuyorum. O'nu Marmara Fm'de ki programında yeni ufuklar açan gece yürüyüşçüsü olarak tanıdık. Geceleri adım atmak, güzel insanları tanımak ve tanıtmak, uzak yüreklerde derin hisler uyandırmak, belki de bilmeden yaptığı eylemlerdi. Paşalı'nın Anadolu'nun ücra köşelerine dağılmış dinleyici kitlesi ile Gerçek Hayat'ın okur kitlesi, bence özel bir kesişim kümesi içinde yer alıyor ve bu özel cemaat daha da büyüyecektir. Özel cemaat diyorum; çünkü bağımsız bir bağımlılık bizimkisi.
Komünizmin Romantik Çocuğu
pınar demirtaş — Salı, 28/07/2009 - 07:11
Nâzım Hikmet, şair valilerden Nâzım Paşa’nın oğlu Hikmet Bey ile dilci Enver Paşa’nın kızı Celile Hanım’ın oğlu olarak 20 Kasım 1901 tarihinde dünyaya gelmiştir. Ancak ailesi 30-40 gün için bir yaş büyük gözükmesin diye doğum tarihini 15 Ocak 1902 olarak kaydettirmiştir.
Dedesi Nâzım Paşa, 1840 İstanbul doğumlu olup, torunu Mehmet Nâzım doğduğu günlerde Rumeli Beylerbeyi olmuş, Mecidi Nişanı almıştı. Nâzım Hikmet’in şiire merak sarmasında dedesi Nazım Paşa’nın da katkısı vardır.
“Nâzım ile birlikte 1921’de Rusya’ya kaçan Vâlâ Nurettin, Nâzım Hikmet’in annesinin büyük babası olan Mustafa Celalettin Paşa’nın ‘Borjenski’ soyadlı bir Polonyalı olduğunu söylemektedir. Nâzım’ın anneannesinin büyük dedesi olan Müşir Mehmet Ali Paşa’nın da Fransız asıllı bir Protestan olduğu kaydedilmektedir.”
“Avrupa Kaşifi” İlk Doğulu Bilgin: Katip Çelebi
Nadir Marmara — Cum, 17/07/2009 - 09:39

UNESCO’nun 2007 yılında gerçekleşirdiği 34. Genel oturumunda “2009 – Katip Çelebi Yılı” ilan edilmiştir. Bu önemli olay şimdilik 2010 yılında yapılması planlanan “2010 – Avrupa Kültür Başkenti: İstanbul” çalışmalarının gölgesinde kalmışa benziyor. Oysa, Katip Çelebi, İstanbul kadar, Türk, İslam ve dünya açısından başlı başına bir değerdir. Sayha’da yer alan yazılarımın genel içeriği dışına çıkmamak kaydıyla, biz de kendi çapımız kadar bu büyük Türk bilginine bir pencere açmağı deniyoruz.
“Çelebi”, Türkçe “çalab” sözcüğünden gelmekte olup, yaklaşık XII. Yüzyıldan sonra dilimizde “tanrı, rab” karşılığı olarak kullanılmaktadır. Özellikle, Yunus Emre’nin şiirlerinde bu sözcük sıkça geçmektedir:
Gönül Çalab’ın tahtı, Çalab gönüle baktı
İki cihan bedbahtı, kim gönül yıkar ise.
Ekrem Ağabey ile Konya'dan Rumeli'ye...
cihad meriç — Çar, 08/07/2009 - 09:20
Yüz kemikleri meydana çıkmış uzun boylu adam yanıma geldi. Kendine has olduğunu düşündüğü hayat hikayesi, belli noktalarda birçok insanla kesişiyordu. Ekrem Abi, mahkeme kararıyla çocuk yuvasında hayatına başlamış. 18 yaşına kadar devlet şemsiyesi altında bulunmuş. On sekiz yaş sonrası, arkasında güçlü destekler bulunanların bile tökezlediği hayatın ortasına bırakılmış. “İyi garsonum, ülkede gezmediğim yer kalmadı.” diyor. Selimiye Kubbesi'nin altına sığabilen Edirne'den 50 yaşından sonra Konya'ya gelmiş. Her metre kareye bir dernek ve vakfın düştüğü Aziz Konya. Bir gün yürürken o vakıfların birinin kapısında bu yıl burs veremeyeceğiz yazısı görmüş ve çok düşünmüştüm. “Siz en basit işlerden olan üç liralık bursu bile veremiyorsanız ne iş yaparsınız.” diyesim geldi.
Bilge Kral: Aliya İzzetbegoviç
abdurrahman tunç — Paz, 28/06/2009 - 19:41
İnnâ fetahnâ leke fethan mubînen (Muhakak ki biz sana apaçık bir fetih verdik)
Ayetini Hz. Muhammed(S.A.V)'in Ahir zamanda varisleri olan Alîmler de kendileri için bir emir telâki etmişlerdi,
Bu mesajı asırlar öncesinden sinesinde yaşayanlar gibi Ahir zamanda yaşayanlardan biri de Aliya İzzetbegoviç'tir...
Kanım dökülsün soğuk zindana
Deşilsin Yüreğim Kur'an uğruna
Paramparça ulaşayım rahmana
Yeter artık gel ey kutlu Şehadet...
bu mısralar onun hayatının sonucuydu..



Son yorumlar
7 sa. 27 sn. önce
7 sa. 58 dk. önce
9 sa. 35 dk. önce
14 sa. 14 dk. önce
14 sa. 45 dk. önce
1 gün 8 sa. önce
1 gün 8 sa. önce
1 gün 6 sa. önce
1 gün 9 sa. önce
1 gün 21 sa. önce