Zamana Dair
İnsanlık ve Gelişen Teknoloji
Murat Soyak — Cts, 04/10/2008 - 06:17
Teknoloji doğru kişilerin elinde yapıcı olabilirdi. Lakin suyun başını tutanlar, egemenler, teknolojiyi bir kuşatma, güç gösterisi, saldırı ve yıkım aracı olarak kullandılar. Dünya savaşları ve yakın zamanda çevremizde yaşanan işgaller buna somut birer örnektir. Yaşatmak için değil, öldürmek için kurgulanmış bu dizge: Yabancılaşan insan, çoğalan çeşitli hastalıklar, çevre kirlenmesi, yok olan türler, küresel ısınma ve yaklaşan daha büyük felaketler…Görünen köy kılavuz istemez. İyi değiliz efendim !..
On Dört Yaşımdayım
Faik Öcal — Paz, 28/09/2008 - 07:42
Büyümedim daha. On dört yaşımdayım hep. Bir şehrin ıssız kaldırımlarında çocukluğumu dolduruyorum ve bir ömrü tastamam yaşıyorum, yaşamak istiyorum. Kimseler bilmiyor on dört yaşındaki kalbimin isteklerini. Ne asi istekler ne rahmani yıkımlar. Kaçıp gitmek istiyorum buralardan. Uzak bir caminin kimsesizliğinde unutulmak, rahmana kapılmak sonra... Ören yerine yakın taşların gölgesindeyim. Gece uzun ve yeni başladı karanlığın sefası.
Geçmiş Zaman Olur Ki
Kerem Dağlı — Cum, 19/09/2008 - 13:59
Eskiden terceme-i hâl veya çokluk Terâcim-i ahvâl olarak kullanılan bu tabir biyografi karşılığıdır. Asıl hal tercümesi bir şahsın hayatının bir başkası tarafından yazılmasıdır. Bu husus vücuda getirilirken yazanın anlattığı şahsa yaklaşımına göre mahiyet ve değer kazanır. Bunun yanı sıra bizzat kendi hal tercümesini (mesela Necip Fazıl’ın Kafa kağıdı) yazanlar da edebiyat tarihine önemli katkılar getirmişlerdir. Günümüzde “hatırat” olarak yaşayan genelde budur.
Sesimin Divani Yanı
leyla marankoz — Pzt, 01/09/2008 - 07:08
Aşkın en güzel libası sözdür. Söz eğri büğrü bugün. İri kıyım günahlara bulanıyor renkler. Aşksızlıktan nefesi kokanlar ete tapınmayı aşk sanıyor. Yazıyor kalem, kalemin inlediklerini duymuyor. Su akıyor, ama yol bulamıyor. Suyun sızısı sadece masallarda, mesellerde, Yusuflar kaçmış masallara, sözü söz eden ne varsa tekmili müntehir bir gazele önsöz olmakta …
Aşka uygun kumaş aranmalı…
Sivas Kongresi’ne Neden Katıl(a)madık?
Osman Gerçek — Cts, 23/08/2008 - 13:41
Kurtuluş Mücadelesi yıllarında, M.Kemal Paşa’nın 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkışından sonra gerçekleştirdiği Erzurum Kongresi’nin katılımcıları daha çok Doğu vilayetleri idi. Yani, 23 Temmuz’da başlayan bu Kongre’ye Kayseri’nin delege göndermeyişinin nedeni, bu kongrenin Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin doğu illeri delegelerine yönelik olarak düzenlenmiş olmasıydı.
Küflendin günlüğüm...
Minare — Per, 21/08/2008 - 08:19
Ölülerin ölü kalması gerek çünki. Geri veremem acıları edindiğim ölülerin ardından. Shakespearin sonnelerini okuyorum dayayarak sırtımı Necip Fazıl'ın bahsettiği kaldırımlara. Şiir yazarken titriyorum. Meğer doymak için yazdığım bütün şiirler açlığımı beslemiş. Hadi çaylar neyse de, içtiğim tütünlerin kusuru neydi peki ? Gerçekleri yazıyorum, kirleterek... Siyaha buluyorum ufkunu sadakatin.
Çarşaf Kadar Fetvâ
Nefi Selamoğlu — Cts, 16/08/2008 - 10:30
Ne çok bekledik yolunu!
Kardeşinin aksine içki ve sefahatten hoşlanmayan sade bir insandı. Mertti, güçlüydü. Bileğinden yakaladı mı hasmını, sırtını yere getirmeden bırakmazdı. Herkesin taklitçiliğe varan aşırı yenilik düşkünlüğüne inat geleneklerine bağlı ve umuttu.
Ne de güzel başlamıştı!
Harem kurmayacaktı; yüksek maaş alıp hiçbir iş görmeyen lüzumsuz adamları defedecekti; israf etmeyecekti... Herkesin beklentisi idi O.
Doğu’nun “Batı” Tutulması
Nadir Marmara — Per, 24/07/2008 - 06:20
Günümüz Müslümanlarını, XVIII-XIX. Yüzyılın Müslüman seleflerinden ayıran özellik hem çok kaba, hem de pek anlaşılabilir içerik göstermemektedir. En büyük kabalık şudur: XVIII. Yüzyılın Müslümanları için “gelişme”nin önünde bir engel olarak görülen şeyler; günümüz Müslümanlar için gelişmeyi destekleyen bir etken olarak görülmektedir. Anlaşılması bir yığın güçlüklere bağlı olan şey ise, günümüz Müslümanlarının XVIII. Yüzyıl Müslümanlarıyla “Müslüman” ismi dışında hiçbir bağlarının olmadığıdır. Çağdaş Müslümanlık asla tekil anlam taşımıyor. Yani bugün için “bir İslam alemi” hayali bir coğrafya olmasa da; hayali bir söylemdir.
Hayatın Kapalı Anlatımları
herguncel — Salı, 01/07/2008 - 07:25
Gidiyoruz gündüz gece. Zaman ne kadar eli çabuk, bir çırpıda görüveriyor işini. Değişimleri bile fark edemiyoruz. Sihirbazlar zamanın bu hünerini kıskanıyor olmalı. Dün bir bugün iki, dünyada olduğumuzu daha yeni anlamaya başlamıştık ki; yol çoktan yarılanmış, ellerimiz ilişkilerimizin kanına bulanmış, düşler darmadağın edilmiş, geride kaç cevapsız soru bırakmışız, kimmişiz neymişiz bilememişiz.
Birden bire büyüdük, güle oynaya hem de. İple çektik okul bitimini, bir işe girmeyi, evlenmeyi; çocuğumuzu bekledik, ardından onun büyümesini, daha neler neler bekledik.




Son yorumlar
13 sa. 14 dk. önce
13 sa. 42 dk. önce
13 sa. 52 dk. önce
13 sa. 59 dk. önce
14 sa. 4 dk. önce
16 sa. 22 dk. önce
1 gün 4 sa. önce
1 gün 18 sa. önce
1 gün 18 sa. önce
1 gün 18 sa. önce