Yüreği Güzeller
Yazıyorsam, Ey Âh!..
Senem Gezeroğlu — Cum, 28/11/2008 - 12:42
“Nûn, kalem ve onunla yazılanlara and olsun.”
And olsun ki, yazmak istiyorum ya Âh… Senden gelen ve Sana giden harflerimle Seni yazmak istiyorum. Nice aldanış, nice yanılış ve nice yanlıştan sonra fırçayı hokkaya batırmak ve sadece yazmak istiyorum. Esmanı içimden geçirerek… Adının ilk ve son harfi hürmetine yanık bir Âh çekerek… Adını, sahifelere nakış nakış işlemek istiyorum.
“Nûn, kalem ve onunla yazılanlara and olsun.”
Aşkın Ancak Adı Kaldı
Senem Gezeroğlu — Paz, 05/10/2008 - 08:11
Âşkın bahsine ne kalem yeter ne de kelam; aşka dair ne yazılmış ne söylenmişse sade ve sadece girizgâh beyanındadır.
Âşık-maşuk-aşk üçgeninde payına âşık-ı sadıklık düşen bir kalemin noktasından çoğalıyor bu yazı. Yirmi birinci yüzyılın hissiyatına uyum sağlayamayan bir insanın nazarından kabarıyor bu yazı. Bu yazı ki baştan aşağı âh ve tepeden tırnağa aşk… Oysa aşkın ancak adı kaldı…
Benim bildiğim aşk, Mesnevilerin efsaneleşmiş kahramanlarıyla nefes alan; içine bir parça Fuzûlî lirizmi, bir tutam Şeyh Gâlib derinliği katan; Kaf Dağı’nın misk ü amber kokularıyla mest olan; servi boylu güzelin hayâliyle şiir meclislerine dolan Divan Edebiyatı âşıklarından sız(l)ıyor.
Ahşap Çanta
Mehmet Özkal — Salı, 06/05/2008 - 12:26
Ana caddeye çıkan sokağın birinden geçerken bir çay ocağı ilişti gözüme. Oldukça yorulmuştum… Çay içme bahanesiyle, biraz dinlenmek için içeri girip kapıya yakın boş bir masanın yanı başına oturdum…
Masadaki günlük gazeteyi okurken, tavşankanı çayım geldi, ben istemeden. Çayla aram iyi olmamasına rağmen, çok hoşuma gitmişti. Çayımı bitirir bitirmez: “aynı çaydan bir bardak daha istiyorum” dedim.
- Mehmet Özkal yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli
- tamamı
Yüzüme mahsus hüzünlerim
İbrahim Talha — Cts, 05/04/2008 - 21:10
Ben vardım ve yüz çevirdi bulutlar. Ben vardım huzura, kapılar kapandı. Kapısında yattım, köpeklerle sabahladım, tiz bir çığlık gibi geçti içimden geceler, nemli bir rüzgar olsun okşamadı saçlarımı. Ben yürüdüm ve benle yürüdü uzaklar. Saralı değildim. Veremli değildim. Hummalı değildim. Yağmur susuzu dualarım vardı. Yüzüme mahsus hüzünlerim vardı. Bir damla gözyaşına muhabbetim ve hasretim vardı.
Sabır Durağı
Kâni Çınar — Cts, 29/03/2008 - 14:25
Kalabalıklar … Her bir elifin beli bükük.
Karanlık, ıssız sokaklarda yürüyorum; sınıf alabildiğine uzuyor; çocuklar, başları eğik, gözleri nemli, gönülleri dar…
Çocuklar.
Merhamet yakıyor genzimi. Kaçamadığım bir koku bu. Her adımda yerde yakalıyorum mahcupluğunu çocukların. Ayakkabıları hep eski çocuklar…
Dosta ve İnsana Mektup
M.Nuri Bingöl — Çar, 05/03/2008 - 23:21
- Hüseyin ATAÇ kardeşime-
Alem mektup, insan mektup. Gökkubeyi yaldızlayan galaksilerden tutun da, insanı hayrette bırakan bir kuvvetle donatılmış atomlara kadar, her varlık ayrı bir mektup. Madem ki "lisan-ı halleri" ve "mâna-i harfi" ile bize sırlar ülkesinden ne elçiler gönderiyorlar; o halde harfleri böğründe gül gül açtıran - bilinen- mektup türünden çok daha mühimdirler. Onları, bir "mektup" gibi okumaya, "ıkra" emrinin lazımını yapmaya gayret gösterenler, eğer bir " tılsımlar mecmuası"nı kendilerine rehber edinirlerse pek güzel okurlar, bahtiyarlığın zirvesine bayrak dikerler.
Susan Çocuklar
İbrahim Talha — Cum, 08/02/2008 - 00:00
Bir erdem olduğunu sanırdım susmanın.
Ansızın yoluma çıkan çam ormanları gibi anardım susuşu.
Ayaklarım kayardı sonra.
Bir çukura düşerdim, bir yangın sarardı dört yanımı, bisikletimin lastiği patlardı.
Topum kaçardı geri dönülmez aşağılara. Geri dönülemezdi çünkü babam aşağılara gitmişti de gelmemişti.
İhtiyar Hacı Amcanın camına sıçrardı dalgın serçeye attığım taş, elektrikler kesilirdi, gökler yağmur kesilirdi.
- İbrahim Talha yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli
- tamamı
Portreler (I)
Güçer Kafa — Cts, 02/02/2008 - 00:00
Kuytu endişelerin, kâbus tahterevallisinde sallanışını seyrediyor bir adam… Tıraşsız yanaklarından bir hırpanilik süzülüyor… Ağız tadıyla yenilmemiş bir lokma gibi hürriyeti ayaklarına dolanıyor. Asap bozan bir rüzgâr savuruyor paltosunun eteklerini… Kime niçin, neye ne sebeple ya da her şeye kızgındır bilinmez… Üzerine her düşen kar tanesini eriten bir buhranın avucunda olduğunu ağzından kaçırıyor yüz hatları… İlle de gamzelerin bir dem mesken tuttuğu yanakları…
- Güçer Kafa yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli
- tamamı
Ben Kar Yağarken
Kâni Çınar — Pzt, 07/01/2008 - 17:16
Perdeleri sıyırıp camın dibine sandalye attım, oturdum.
Kar yağıyor. Kar…
Fi tarihinden beri böyle yaparım. Sanırım ben oradan kalkınca kar kesilecek. Sanki benle yağar kar yahut ben kar’dan yağarım. Ne zaman düşmeye başlasa gökten, “her birini bir melek bırakıyor” der ve Rahman’ın kudretini tekrar idrake çalışırım.
Her birini bir meleğin bıraktığı kar şiirsiz de olmaz ya, koşar Cenab Şehabettin’e nasıl da kulak veririm:
Seni Bir Başka Sevesim Var Bugün...
Mehlika Toyga — Cum, 28/09/2007 - 23:00
Ey..!
Aşk mevsiminin cemresine bakışlarını mekân eyleyen çocuk!
Seni bir başka sevesim var bugün...
Gökkûbbe karanlığı nasılda doyuruyor yaşlarıyla bu gece... Bir annenin kara bulutlara emanet ettiği göz yağmurları bunlar. Derûnunda ne varsa bir bir sele veriyordu mesinmesiz. Belli ki sahralardan beter kanamış dağ, taş ve çatlamış denizlerin terekesinden fışkıran hayatlar. Yetim ruhsâreler nasılda muştulanıyor izbe çığlıkların kundağında...
- Mehlika Toyga yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli
- tamamı




Son yorumlar
11 sa. 45 dk. önce
12 sa. 12 dk. önce
12 sa. 23 dk. önce
12 sa. 30 dk. önce
12 sa. 34 dk. önce
14 sa. 52 dk. önce
1 gün 3 sa. önce
1 gün 16 sa. önce
1 gün 16 sa. önce
1 gün 17 sa. önce