Kara Kalem Yazıları
Anlamazın Makamı
irfan Setenci — Pzt, 17/11/2008 - 13:14
Dedim: Ben bir papazın talebesi olsaydım Müslüman olurdum amma sen olamazdın.
Dedi: Doğru çünkü ihanet senin ruhunda var.
Dedim: Hidayetin küfre ve dalalete ihanet olması ne hoş..
Dedi: Bakın demedim mi ihaneti övüyor.
Dedim: Dâllîyn iken nimete erenlerin dalâlete ihaneti övülmez mi?
Dedi: Sen ne demek istiyorsun ikide bir dalâlet falan.
Dedim: Dalâletin kimde ve kaçta bir olduğu bugünün konusu değil.
Dedi: Konu ne o zaman, laf kalabalığı mı?
Dedim: Bir bilmece sorayım bilirsen bu konuyu kapatalım. Bilemezsen seninle çok işimiz var.
Dedi: Sor bakalım.
Yusuf'un Gömleğinde Üç Kan Lekesi
muhsin kalender — Pzt, 20/10/2008 - 18:21
-I-
Gece gibi iniyor gözlerime yalnızlık. Yağmur seslerinin buğusuna emanet edilmiş çocukluk şarkıları kadar uzak ve mağrurum.
Önce şehre ağlıyorum sonra sana. Yusuf'un gömleği kadar hanif, Züleyha'nın gözleri kadar naif bir kent kuruyorum sana.
Ey kan kızılı gözlerinde aşk manzumeleri nesreden sevgili. Tıpkı Yusuf'un hikayesindeki gibi;
senin güzelliğini gören her şehir, letâfetinden sarhoş olup kendi bıçaklarıyla kendi parmaklarını doğrasın istiyorum.
Aşk Sadece Sende Mecnun Eyledi Beni
muhsin kalender — Pzt, 13/10/2008 - 14:02
Aşka adanan mevsimleri kalbinde sûr eyleyen zemheri bir çığlıktı senin adın.
Yağmurlar taşırdın gök mavisi umutların terkettiği şehirlere. Her şehir adına adanan bir destanın ayak sesiydi. Geceleri bu yüzden sen kokardı her şehir. Ve ben tüm şehirlere inat şehirsizliği seçtim seni sevmenin şehrinde.
Ey menekşe kurusu hayallerini suya vuran aksinde yitiren sevdam!
Ey aşk iklimini kalbindeki hüzün mevsimine kurban eyleyen kavgam!
Gökyüzü bilmişken ben seni. Toprağa düşen ne kadar yağmur tanesi varsa hepsini sana râm eylemenin niyazıdır bu ağıt.
Hayatın Oğlu Şiir
mustafa celep — Çar, 01/10/2008 - 08:39
İçinde bulunduğumuz hayatın şiire bakan yönünün duymasını bilen kulak , söylemesini bilen ağız için ince seslere, zengin görüntülere, dayanılmaz iç acılara ve yoğunluklara bakan boyutları vardır. Burada devinip duran imajlar, sözcük oyunları, söz sanatları ve bir kelimeler ordusu; davranışımızı denetleyen, söze biçim verip ifadeye sevk eden, donmuş içeriğe dinamizm katan şiirsel yapının unsurlarıdır.
Seher Yürüyüşü
cihad meriç — Paz, 06/07/2008 - 08:02

Karşımda Takkeli Dağ ve uzantıları, güneş doğmak üzere, hayatı özel bir sükunet kaplamış, tatlı bir serinlik ve sessizlik zamana hakim. Evin balkonundaki çiçeklerimin arasından kainatı seyrediyorum.
Sabah namazı cemaatinden dostum ile seher yürüyüşüne çıktık ve gündeme dair değerlendirmelerde bulunduk. Dostum iktidar mücadelesinden şikayetçi ve özelleştirilen mülklerden, yapancıya sınırsız satış yapılmasından, dokunulmazlıklardan ... Ayrıca ekliyor, israilde Filistin’i böyle aldı. Özelleştirme idaresinin sayfasına her gün girermiş; “Bakalım yine neyi satıyorlar.” dermiş. Şimdilerde Şeker fabrikaları gündemdeymiş , Recep Konuk tüm fabrikaların işletme hakkına talip olmuşta yüzüne bakmamışlar. Çumra şekerin durumu ortada, adam bu işi biliyor. (Ne yaptığı özel olarakta incelenmeli, şov ve iktidar hırsı var gibi.) Devlet adam, işletme çalıştırmayı beceremiyorsa bırakın işi bilen yapsın.
Hakimiyetten Egemenliğe Sürüklenen Hegemonya Cumhuriyeti!..
Osman Nuri Öz — Paz, 27/04/2008 - 04:53
(Hakimiyet yani ki Egemenlik sözün bir adım ötesinde Hegemonya bilâ kayd-u şart Milletinmiş!)
Yazıya başlamadan önce böyle bir tespiti, dünyada en az hak eden bir milletin üzerine yüz yıllardır en çok söz söylenen hakimiyetini derin tefekkürler neticesinde kendi ağzımdan dillendirme isteğimden kaynaklandığını belirtmeden geçemeyeceğimi esefle beyan etmeliyim. Zira bizler, bu toprakların keşf-i kadim memurları, kim ne derse desin hakimiyetin fikirlerde olduğuna inandık, en az karamsar ifadeyle inandırıldık kime ne…
- Osman Nuri Öz yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli
- tamamı
Yâr Mektupları - IV
Kerem Dağlı — Çar, 23/04/2008 - 19:20
Seni en güzel mısralarda arıyorum. Bütün şiirler, bütün şarkılar seni anlatıyor. Güzellikler senle daha başka güzel; Yâr kelimesi daha bir anlamlı sevgili…
Geceleyin bir ses böler uykumu,
İçim ürpermeyle dolar:-Nerdesin?
Arıyorum yıllar var ki ben onu,
Âşıkıyım beni çağıran bu sesin.
Ayın / Şın / Kaf
abdulkadir akdemir — Cum, 18/04/2008 - 13:48
I
-ayın-
Hasretim ölür ve gelirim ben
Yanağımda hüzne konan yaş vardır
Gecenin en zifiri yerine çekilmiş kalem. Hazzın sömürüldüğü rüyaların günahı sıçramış gök/yüzüne. Apaçık söylediğim cümlelerimde sır olmuşsun. Yüzümü döndüm sana alnım açıktır. O kadar derin bakma gözlerini görmeliyim. Ellerinden düşürme sensiz kalır Yusuf’um karanlıkta.
Yâr Mektupları - III
Kerem Dağlı — Cts, 05/04/2008 - 21:15
Kendimi siyah beyaz bir filmde seyrettim. Sinema perdelerine sığmıyor, rolden role giriyordum. Baş kahramanlar ikimizdik. Dünyanın en güzel mekanlarında el ele, yürek yüreğe dolaşıyorduk. Milyonlarca metrelik filmler kullanılıyordu. Aşkımı yine de anlatamadı. Film koptu.
Per-i Efsa
Mesira Meriç — Salı, 01/04/2008 - 20:02
/Muhsana Züleyha için/
Heybemde göç sesleri; / birikmiş yine hayalin /
Masal ırmağına su içmeye gelen yusufçuğun her renkten gökkuşağı değse bakışlarına.
Rüyasını biri yorumlasa. Ve Züleyha’yı bir ad tamamlasa. Buhur kokan bir gömlek mesela, mesela rıza kokan bir zindan!
Gözüme sürmelenirken gülkurusu, yanağımda üşüyen rüzgâr güneşimi kaçırır benden.
Kuyunun kalbine ateşi atan sancılar, sanma ki bir gecelik!




Son yorumlar
12 sa. 53 dk. önce
13 sa. 21 dk. önce
13 sa. 31 dk. önce
13 sa. 39 dk. önce
13 sa. 43 dk. önce
16 sa. 1 dk. önce
1 gün 4 sa. önce
1 gün 17 sa. önce
1 gün 17 sa. önce
1 gün 18 sa. önce