Hüzün Alanı
Gençlik Gençlikte Kaldı
Fatih Kayabaşı — Cum, 22/01/2010 - 14:43
Kocadık be dostum. Artık ağır ağır çıkıyorum bu merdivenlerden.
Hatırlıyor musun? Onlu yaşlarımızda hep Yirmili yaşlarda olmayı yeğlerdik. Yirmi yaşına gelince de zamanı durduramadık be dostum. Gençlik, zamanla flört ederek nasıl da göz göre göre elimizden kayıverip gitti. Aldatıldık mı yoksa aldandık mı? Bilemiyorum dostum. Bilemiyorum.
Aynayla hiç aram olmadığını söylemiş miydim Sana. Ya da bu huzurevinin şu Melahat Ablasıyla aramızın çok iyi olduğunu? Evet, O’na çok benziyor değil mi? Yoksa O’na benzediği için mi hoşlanıyorum ondan? Artık bu yaşta Âşık olmayı kaldıramıyorum dostum. Bu kalp o ağırlığı artık kaldıramaz biliyorum. Evet güzel giyinmeye gayret ediyorum ama ah şu ayna yok mu! Hırçınca aynanın camına başkaldırmak istiyorum. Çatlatmak istiyorum camlarını. Ama ellerimi kaldıramıyorum. Ellerim titriyor be dostum.
Bugün Sana Yazıyorum Aksa
Y.Vahdet Yakupoğlu — Pzt, 26/10/2009 - 07:03
Dün Fenerbahçe Galatasaray’ı mağlup etmiş. Bugün benim doğum günümmüş. O Gün o kız bana değer vermemiş. Yeter artık! Banane! Bahane hazır. Gene İsrail, gene zulüm, gene vahşet… Bugün benim manşetim: Bugün Sana yazıyorum Aksa. İlk mescidimiz…
Ey israiloğulları! Ey lanetlenmiş kavim! Ey peygamber katillerinin zürriyetleri! Ey kıyamete kadar fitne çıkaracak kavim! O taşların, ağaçların arkasına saklanacağınız ve taşların, ağaçların dile geleceği o günü sabırsızca bekliyoruz. Garkad ağaçlarını dikseniz de kurtulamayacaksınız elimizden. O gün zafer bizlerin ve o gün sizin bir türlü tadamadığınız o terim bizim sıfatımız olacak. Susturmayın silahlarınızı... Sıkın mermilerinizi hamile kadınlara ve çocuklara. Susturmayın silahlarınızı… Sıkın mermilerinizi yaşlı insanlara. Çekin tel örgüleri Filistin üzerine. Örün baştanbaşa utanç duvarlarınızla sınırları. Sizler sınırlarınızı aştınız. Susturmayın silahlarınızı… O gün sizleri ya susturacağız ya da sizlere kan kusturacağız…
Hüzün Odası
suzancataloluk — Paz, 05/07/2009 - 10:11
Odaya neredeyse el tutulacak kadar ağır bir keder çökmüştü. Açık pencereden gelen yel beyaz tül perdeleri hafif hafif oynatıyor, sanki içerideki garip hüzne yenilerini ekliyordu.
Halı yastıkların dizildiği, kilim desenli minderlerin konulduğu sedirde kadınlar oturmuş, ne diyeceklerini bilemeden, öylece şaşkın şaşkın ona bakıyorlardı.
Gözlerini boşluğa diken gencecik kadın sedirin köşesine büzülmüş, dizlerini karnına çekmişti. Başını elleri arasına almış, öylece ileri geri sallanıyor, durmadan garip bir iniltiyi tekrarlıyordu:
“- Hı hı hı hıı, hı hı...”
Hacer Ana
Mehmet Özkal — Cts, 04/07/2009 - 09:46
Anne denince aklımıza;
Sevgi gelir,
Şefkat gelir,
Himaye gelir,
Zorluk gelir,
Uykusuzluk gelir,
Fedakârlık gelir,
Cefa gelir
…
Zannedersem, bu sıfatlar çok şey ifade ediyor, ama anneyi de yeteri kadar anlatmaya kâfi gelmiyor. Çünkü anne, birkaç kelime ile veya cümle ile tarif edilemez!
Gölgesi Kıbleye Düşen Adam
Mehmet Akif Baltacı — Çar, 01/04/2009 - 17:30
Yıllardır hüzünle yoğurup benliğinde pişirdiğin ahlakın ve dimdik duruşunla sana ağlıyor tüm Türkiye yiğit adam.Ey! karlı dağların ardında davası uğruna can veren yiğit ,sen gittin , bir seher vakti bırakıp sevenlerini , biricik sevgiline, sonsuzluğun sahibine kavuştun .Şimdi üşüme sırası bizlerde , evlerimiz Mamak ,odalarımız zindan oldu bize .Sensizlik çok soğuk, üşüyoruz.Güvercinler ülkesinde dolaşıyoruz senin yerinede.Dualar gibi yükseliyordu ümitlerimiz seni beklerken , heyhat boş kaldı kucaklarımız .Sensizliğe açtık kollarımızı.
Senden öğrenmiştik dik durmayı , adamlığı senden öğrenmiştik.Anadolu’nun bağrında yetişen karayağız delikanlıların ruhunu görüyorduk sende .Kara Murat ın ,Murat Hüdavendigarın ,Karacaoğlanın ruhu can buluyordu senin bedeninde.Dava adamlarının mücadelesini ve hikayelerini okuyorduk seni bilmeden , oysa etrafımıza baksak görecektik seni. Davası uğruna ölenlere seni de ekliyor ve tarihe bir dava adamını daha not düşüyoruz.
Bir Seni güneşim, bir babamı, bir de terliklerimi bırakmıştım geldiğim yerde
ömer ceylan — Salı, 10/03/2009 - 15:54
MEDİNE’YE HASRET BİR GENÇ
Bugün, belki de çoğunuzun bildiği bir “olay” nakletmek istiyorum sizlere... Daha doğrusu, “kompozisyon yarışması”nda “birincilik” ödülü almış bir “makale”yi aktarmak istiyorum...
Efendim, Kütahya Müftülüğü Kur’an Kursları Müdürü Vehbi Akşit, Ocak 2006 tarihli Altınoluk dergisinin 239. sayısında, bir “genç”ten söz ediyor!..
Nebi Muhammed Doğanay’dan...
Nebi, bugün ya “lise son”da olmalı, ya da “üniversite”ye başlamış olmalı!..
Nebi, biraz sonra aktaracağım “makale”yi, henüz “ortaokul öğrencisi” iken yazmış ve biraz önce dediğim gibi, “birincilik” kazanmış!..
Herhalde, “yaşayarak” ve “hissederek” yazmış olmalı ki; yazdıkları, “Peygamber aşkını en derinden yaşayan bir yüreğin yansımaları” olmuş!..
Makber semaisi
mehsani — Pzt, 02/03/2009 - 17:42
Sayısını bilemem bozulan ahitlerin
Ellerinde tutanaklarla, üzerime geldiğini görünce
Uyandım seslerine, ıstırap çeken muvahhitlerin
Makber semaisi hüzünleniyordu anda
Toprağı yardı, her birinden birer baş uzandı göğe
Ve her biri birer vahdet sardı, sobeledi sanki
Sidre ye kapısı açık tutulan lahitlerinden
Rachel Bir Destan Oldu
resul davutoğlu — Pzt, 16/02/2009 - 14:17
güneşler battı yüzünde bir kızın
gönüllerden kan aktı derya
sayhalar birbirine girdi
ateş tufanı oluştu
bir arkadaşı yanağına bir öpücük verdi
asude bir bakışı vardı
kutsal ölüm onu güzelleştirmişti
Taş
Mehlika Toyga — Per, 05/02/2009 - 10:58
Bana izin ver anne!
Ölümün hiç ölmediği topraklara gideceğim. Kan otlarını söküp, üstüne hayatlar ekeceğim bahçemizin. Önümden çekil anne, ben acının bahçivanı olacağım. Beyaz güllerimizi kan rengine boyayan o adama, elimdeki son beyaz gülü göstereceğim. Sen kırmızıdan başka elbise giymez misin? Diye sorarsa bana, benim kundağım da kırmızıydı, diyeceğim.
Göğün mavisini kaybettiği bir yer var, güneş değil bombalar aydınlatır evlerini, gece ve gündüz küsmüştür birbirine. Adı Gazze, soyadı savaştır orasının. Merhamet dediğini soyunupta girer zalim oraya. Ağzından kan damlayan mahluklar sarmıştır dört bir yanını. İzin ver, önce gözyaşı vadisini aşacağım, daha kundağına çok görülmüş bebeklerin yerine çığlıklar atacağım anne.
Bana bir taş ver anne!
Gazze Avazı
Abdullah Birokur — Paz, 25/01/2009 - 18:52
63 şairin dizeleriyle katıldığı “Gazze Avazı”; uçağı olmayanları uçaklarıyla bombalayanlara, topu olmayanları toplarıyla bombardımana tutanlara, silahı olmayanları silahlarıyla vuranlara, vicdanını, ırkçılık, milliyetçilik ve bağnazlığa satanlara, dünyanın toprağını bir türlü paylaşamayanlara, çocuklar ve kadınlar başta olmak üzere ayrım gözetmeden tüm canlıları çıkarları uğruna katledenlere karşı da bir çığlıktır.
İnternetteki şiir gruplarından ‘Şiir Penceresi’nde yapılan bir çağrıyı yanıtlayan şairlerin dizelerinden oluşmuştur.
GAZZE AVAZI



Son yorumlar
4 sa. 34 dk. önce
5 sa. 5 dk. önce
22 sa. 44 dk. önce
22 sa. 43 dk. önce
20 sa. 45 dk. önce
1 gün 12 dk. önce
1 gün 11 sa. önce
1 gün 21 sa. önce
2 gün 2 sa. önce
2 gün 4 sa. önce