Söz Ola
Duvar
nur zelal — Salı, 22/12/2009 - 16:01
Yürü ey gölgeme kayıt düşen zaman
Gitmek için erken olduğuna şahidim
Suretin kadar çıplak
Buyruğu keskin bir fermandır kalbim
Senden değilim desem de ellerim güze verir kendini
Üşüdükçe düş olur,
Kınandıkça söz olur kırar bendini
Tam Bağımsızlık Hedefinin Neresindeyiz?
ismail okutan — Pzt, 23/11/2009 - 14:21
Devlet yönetiminin hiçbir kişinin, ailenin, grubun, ideolojinin, servetin ve korkunun tekeline bırakılmadan; sadece milletin egemenliğe etkin bir biçimde katılmasını sağlayan anlayışa “cumhuriyet” denilmektedir. Atatürk, cumhuriyetçiliği, yalnız padişahlık ve veraset yöntemlerinin reddi olarak değil; aynı zamanda demokrasi kavramı ile milletin değerleriyle birlikte katılmasını düşünmüş; tam demokratik bir yönetim, tam bağımsız bir devlet anlayışını benimsemiştir.
Kürtçü müsün, ulusalcı mı?
Bekir Fuat — Paz, 22/11/2009 - 09:17
Cumhuriyetin bize sunmuş olduğu dünya görüşü ile yaşanan hayat arasında hep bir takım sorunlar olduğunu düşünüyorum. İdeoloji ve dünya görüşü olarak bildiklerimizle yaşadıklarımız arasında tuhaf, açıklamaya muhtaç uyuşmazlıklar, ahenksizlikler var. Cumhuriyetin sunduğu dünya görüşü ile millet çoğunluğunun yaşadığı çatışma çok yaratıcı, dinamik ve özgüvenli bir hayata sürüklemedi bizi. İşte bir şekilde ‘çağdaşlık’, ‘bilimsellik’, ‘ilericilik’ adı altında bizim kültürel köklerimizden beslenmeyen, hayatımızın o gürül gürül akışından bereketini almamış görüşlerle yaşadık. Düşüncelerimizle hayatımız arasında doldurulması gereken bir boşluk oldu, bu boşluk birçok açılardan bizi yoksul bıraktı.
Geçmişten Günümüze Mahpusluk ve Hapishane
Adem Dönmez — Per, 20/11/2008 - 14:26
Geçmiş ve gelecek arasında anlam ve biçim değiştiren bir kelime olarak önüme geleceğini hiç düşünmemiştim, hapishanenin. Dün, bir cezanın kesinlik kazanıncaya kadar geçen zamanda suçlunun bekletildiği yer, oda, ev. Bugün ise suçlunun cezasını çektiği soğuk karanlık bir mekân, hapishane. Ne kadar kalacağını bilmeden kalmak ve ne zaman çıkacağını hesaplayarak geçirmek zamanını, arasındaki değişim ne zaman oldu ya da kimler tarafından değiştirildi, kimler düşmedi ki, içine girdikçe çok daha fazla daldım, çok daha fazla özümsedim. Biliyorum benim yaptığım onları anlamak veya anlatmak olmayacak, olsun ziyaret niyetine bir yazı yazmak benim ki, sadece…
Vara Var Gerek
resul davutoğlu — Per, 25/09/2008 - 13:22
cihanlar zindan
renksiz zincirler
aksın hep devran
aşılmaz duvar
çelikten çelik
beride kim var
Her Zaman
resul davutoğlu — Cum, 08/08/2008 - 08:44
sisli yollar uzar geleceklere
aslında hepimiz firariyiz
kaçıyoruz bir şeylerden
sallanmamız, acele etmemiz yalan
aldatıyoruz, önce kendimizi
hep kendimizi
sade kendimizi
Ampul Kimleri Aydınlatıyor...
Fatma Zehra Arslan — Salı, 05/08/2008 - 13:27
Ampulun aydınlığı, odalar içinde karanlığın kasvetinde, Kasım ayının hengamesinde... Seçmenler, şeçilenler, seçilemeyenler kaos ortamları...Laiklik tehlikede , başörtüsü köşkte. Kasım ayından geçtik parmaklardaki mühürlerle bir de Ekim ayından geçtik üçyüzaltmışyedilerle...Sabahlara uyandık halen daha gün ışımıyordu! Kara bulutların lakırtısıyla başağrılarım nüksediyor. Önüne gecen çıkıyordu kürsüye. Palavralar, ahkamler diz boyu olup, borsalar fırlıyor, ani düşüşler yaşıyor, Ahmet'in babası ekmeğinin derdine düşüyordu. Çeteler ürüyor, darbeler büyüyor, laiklik elden gidiyor...Haziran ayı yaklaşıyor bir peruk mideme yapışıyor, anayasa mahkemesi soluksuz tartışılıyor. Trafik akıyor, yeşil, sarı, kırmızı ışık yanıyor... Bekliyorum, geçiyorum tozlara bulanıyorum...Yılgınlığım, suskunluklarım perde perde...Gözler anayasa mahkemesinde.
Eyvallah şeyhim...
ahmed davut — Cts, 05/07/2008 - 01:34
Şeyhim beraber bir sigara içelim mi?
Olur…
Buyurun şeyhim ?
Sağolasın,
Şeyhim ateş ?
İnsana bulaştırdığınız yeter ateşi, bari sigaradan uzak tutun.
Tamam şeyhim…
Yine boşa sallıyorum oltamı, olmadı, umursamıyorum…
Bir daha sallıyorum, tutmuyor yine… Yalancı mıyım yoksa ben ?
- ahmed davut yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli
- tamamı
Ergenekon Uykusu
Fatma Zehra Arslan — Cts, 05/07/2008 - 01:20
Uzun bir uyku hali. Şimdilerde uykunun rüya halindeyiz ama kabuslar kapıda! Bir destan vardı edebiyat tarihinde ergenekon destanı. Bir destan da (sözde destan) Türkiye tarihinde oluştu son zamanlarda. Sahi kim bunlar? Her tutuklanan kişiyi duyunca ağzımız iki metre açık kalıyor. Tam ağzımızı kapatacakken bu sefer üç metreye varıyor ağzımızın açıklığı...sarı kızlar, kara kızlar ortalıkta "darbe darbe" lakırtılar dolaşıyor aleni bir şekilde. Yıl ikibindörtmüş acaba mevsim kış mıydı? Ki bu uyku hali...



Son yorumlar
14 sa. 26 dk. önce
14 sa. 49 dk. önce
15 sa. 31 dk. önce
18 sa. 48 dk. önce
19 sa. 33 dk. önce
1 gün 5 sa. önce
1 gün 16 sa. önce
1 gün 17 sa. önce
1 gün 18 sa. önce
1 gün 23 sa. önce