Yâr Mektupları - I
Kerem Dağlı — Cum, 07/03/2008 - 12:26
Kandilin mübarek olsun sevgili.
Aklımdasın daim. Hasretinin bu kadar büyüyeceğini hiç hesap etmemiştim doğrusu. Hasretle yanan yüreğim, hasretlerle ıslanmaktadır. Derste çocuklara cümlenin ögelerini anlatırken bütün öznelere ismini vermişim. Yalnız öznelere değil, yüklem, nesne, tümleç ne varsa hepsini isminle değiştirmeliydim. Affet beni.
Göktaşı gibi, ulaşılmaz bir yıldız gibi, baharda yağmurlanan gökler gibi, sımsıcak yağan lapa lapa karlar gibi yüreğimin en mutena köşesine gelip yerleştin. Deniz değilim ki sevdamı dışa vurayım. Sıla değilim ki öpüp koklayayım. Uzadıkça uzadı bu dünya sürgünü. Gel ve öldür, sona ersin bu hasret.
Olmaz mı?
Elimi attığım her şeyde karşıma çıkıyorsun. Halbuki, ben aşkı, ulaşılmaz bilirsim. Meğer sevgili istedikten sonra kıtalar birleşir, gurbetler bitermiş. Ey sevgili…
Seni, yalnızlığımı gölgemle unutmaya çalıştığım şu evde, evimin kadını olarak düşünmek, elimi ayağımı titretiyor. Elinden içilecek kahvenin kırk yıl değil kırk asır hatrı olur ey sevgili. Senle üç öğün ekmeğimi tuza banar, suyu katık yaparım. Yeter ki gel. Melek görmüş şeytan gibi kaçışsın kabuk bağlayan yaramdan malihulyalar…
Şair ne diyor sevgili:
“Aşkın yolunda hicre tahammül günah imiş
Uşşakın işi anun içün her gün âh imiş”
Beni âhların ellerinden çekip kurtarmaz mısın ey yâr?
Dışarıda soğuk, sisli, puslu ve hain bir aralık gecesi. Artık aralık en sevdiğim mevsim ve özlemlerim kış. Değil mi ki yüreği yanan iki insanın ateşi aysberglerin, Erciyeslerin karını eritmesin? Değil mi ki ben seni sevdim bu kışta, bu aralıkta, sokağa açılan kapıları bahar eyleyebilirim. Eylesin neyleyecekse kış…
Memleketimin asude iklimleri penceren önüne Cenab Şehabeddin’in Elhan-ı Şita’sını getirirse, yüreğine buyur et sevgili. Her lerze okşamamdır saçlarını. Her titreyiş, isminle yüreğimi isyana kaldıran dualardır, tekbirlerdir, salavatlardır…
Bir dervişin sabrını dudaklarım mahzenine mıhlayıp her geçen günün, seni bana getirmesini bekliyorum. Uzat ellerini ve saçlarınla merhamet eyle bana. Sen talan etmezsen bu şehri, sen tar ü mar etmezsen bu sokakları gelişinle, nice acılı şarkılarla kahrolurum ben sevgili.
Olmaz ilac sine-i sad-pareme
Çare bulunmaz bilirim yareme
Aman sevgili…
- Kerem Dağlı yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli




Ağlat(ma) beni..
Eshabil Zavrak — Salı, 11/03/2008 - 04:14Geceye düştüm. Pervana yüreğim ile Sayha'nın yaktığı ateşe üşüştüm..Üşüyordum ki K.Dağlı'nın ''Yâr Mektupları''nı sardım sol yanıma.Ve hatırladım '' Yârdan kalan bir gülüştüm''.
Yüreğinize sağlık. Onlarca kez, dönüp dönüp okudum.. Her bir hece dilime yapıştı ve bu hüsnü hal ile hüzün geceye pek yakıştı. Sanırım..
Beraberinde; Eşref Ziya'ya kulak vermiştim. Kendileri kulağıma o tiz sesi ile şu sözleri fısıldıyordu. Hoş nağmesiyle..
Ağlatma beni
Boynunu bükmüşte bekliyor seni
Gurbetler boyunca yollar sevgili
Bu bahar mevsimi ağlatma beni
Ağlatma beni ne olur sevgili
Bu bahar mevsimi ağlatma beni
Coşkun derelerde o bitmez çağrın
Garibin kalbinde dinmeyen ağrın
Bir kuzu melese delinir bağrın
Ağlatma beni ne olur sevgili
Bu bahar mevsimi ağlatma beni
E.Z.Terzi
Velhasıl sevgili K. Dağlı, ağlat(ma) beni..
''Bir dervişin sabrını dudaklarım mahzenine mıhlayıp her geçen günün, seni bana getirmesini bekliyorum. Uzat ellerini ve saçlarınla merhamet eyle bana. Sen talan etmezsen bu şehri, sen tar ü mar etmezsen bu sokakları gelişinle, nice acılı şarkılarla kahrolurum ben sevgili. ''
Ağlat(ma) beni..
Ah Min'el-aşk