Sayha Dergi

  • ramazan
  • 100 türk büyüğü
  • kimdir, nicedir?
  • ara
  • İletişim
Hakikat Hikayet › Kurtarın Bizi

Kurtarın Bizi

Nail Uyar — Cts, 09/02/2008 - 13:58

İlçeye girdiğinde sağanak yağmur başladı. Atını hızlandırdı, bir solukta jandarma binasının önüne geldi. Jandarmaların spor yaptıkları yan taraftaki boş alanı geçince atından indi; en yakınındaki elektrik direğine dizgininden bağladı. Merdivenin basamaklarını hızla çıktı. Binanın giriş kapısına geldiğinde, nöbetçi erle karşılaştı.

-Evladım, kumandan yerinde mi?
-Hayrola!
-Reşit Ağa’yı şikayete geldim.
Askere Reşit adı yabancı gelmedi.
-Kimsiniz, nereden gelirsiniz? dedi.
- Gerenköy’ün muhtarıyım.
Askerin gözünün önüne biran Reşit Ağa’nın ablak yüzü geldi oturdu.
-Geçin! Şurada bir dakika bekleyin, dedi.
O sırada, koridordan onbaşı geçiyordu. Ona seslendi.
-Tertip!
Onbaşı dönüp baktı.
-Amca Gerenköy’ün muhtarı, komutanla görüşecek.
Onbaşı içeri girip, komutanına sordu. Yüzbaşı “gelsin.”

Muhtar şapkasını çıkardı, sol koltuğunun altına kıstırdı; dar uzun koridoru geçerek “komutan yazan odaya doğru ilerledi. Kapının önüne gelince durdu, tıklattı, içerden buyur sesini bekledi.
Yüzbaşı gür sesle:
-Giriin!
Girip, selam verdi. Kapının ağzında durakladı biran. Selamını alan yüzbaşi:
-Geçin, şöyle oturun, dedi yan tarafını göstererek.

Muhtar, kapının yan tarafındaki siyah deri kaplamalı koltuklardan birine eğreti ilişti.
-Hayrola muhtarım, dedi yüzbaşı.
-Reşit Ağa’dan şikayetçiyim.
- Nedir şikayet? Anlat.
-Kumandanım, Reşit Ağa başımıza musallat oldu. Hem de ne musallat bir bilseniz. Bilirsin kumandanım, köyün merası aynı zamanda devletin arazisidir. Bu Reşit Ağa denen adam, köy merasının otlarına el koydu. Adamlarına kış için ot biçtiriyor. Otlarının bir kısmını köylüye parayla kiraya veriyor. Köylünün malları yazın aç kaldığı gibi kışın da aç kalıyor. Köylü, otunu temin edemez oldu; ancak elinde beş-on kuruşu olanlar devletin otunu ağadan parayla satın alıyorlar. Aslında, benim rahatsız etmeye pek niyetim yoktu; lakin köylü rahat bırakmıyor.”Git, durumumuzu kumandana bir arzuhâl et, belki bir hâl çaresine bakar.” dediler. Onun için geldim, dedi.

Yüzbaşı bir taraftan dinledi, bir taraftan da notlar aldı. Not alışı muhtarı umutlandırdı.
-Ben gereğini yaparım.
-Çok sağ olasın kumandanım, dedi.
İzin isteyip, odadan çıktı. Dış kapıdan çıkarken de nöbetçi ere başıyla selâm verdi.
Merdivenlerden umutla indi.
Atına binip, hızla uzaklaştı.

İlçeye gelmişken evi için gerekli olan bazı eşya ve malzemeleri alıp, gerisin geri Gerenköy’e döndü.
Muhtarın geldiğini duyanlar soluğu yanında aldılar.

Meraklılar sormaya başladı:

-Muhtar emmi candarma kumandanıyla görüştün mü?
-Candarma komutanı ne dedi?
-Reşit ağa cezalandırılır mı acaba?
-Benim pek umudum yok.
-Kimisi de buna yiyiciymiş diyorlar.
-Sahiden ben de öyle duydum. Bilmem doğru mudur?
-Ateş olmayan yerden duman çıkmaz.
-Koskoca candarma komutanı hiç ağaya yassılır mı?
-Belli mi olur bu?
-Reşit Ağa’yla başa çıkılmaz.
-Geçen gün kazaya gittiğimde, Ankara’da bile adamları olduğu söyleniyordu.
-Muhtar bu işe burnumuzu sokmakla iyi etmedik. Yarın bu işi kıvıramazsak; ağa etmediğini bırakmaz bize.
-Yahu hep susup, sineye mi çekeceğiz?
Araya giren muhtar:
-Yahu, hele bir durun! Sabırlı olun biraz. Herkes ayrı telden çalarsa tabi ki olmaz. Belki kumandan kulağını çeker de yola gelir. Bekleyin biraz. Gün doğmadan neler doğar, dedi.

Aradan bir hafta geçmedi, yüzbaşı yanında çavuş ve onbaşıyla muhtarın yanına çıkageldi. Haberi alan muhtarın evine doluştu. Yüzbaşı muhtarla konuşurken sık sık: “Ben gereğini yaparım. Merak etme muhtarım.” diyordu. Sonra, yüzbaşı yanındaki eratla Reşit Ağa’nın evine gitmek üzere yola çıktılar.

Jandarma komutanının köye geleceğini önceden öğrenen Reşit Ağa, adamlarına emir verdi. Kuzu çevirtti. Bunun yanında, çeşitli mezeler hazırlattı, soğuk rakılar getirtti.

Yüzbaşı ve yanındaki erat, askeri ciple beş dakika sonra Reşit Ağa’nın evine ulaştılar. Reşit ağanın adamları yüzbaşıyı ilgiyle karşıladılar.

Reşit Ağa’nın en büyük oğlu:
-Hoş geldiniz komutanım.
-Hoş bulduk.
Reşit Ağa’nın oğlu işi bilmezlikten gelerek yüzbaşıya:
-Hayırdır komutanım?
-Pek hayır değil, muhtarın şikayeti üzerine geldim, deyince, muhtarın oğlu bozulduysa da belli etmemeye çalıştı.

Bu arada ağanın adamları da sırayla “hoş geldiniz,” dediler; hal hatır sordular.

Yüzbaşı soluklandıktan sonra, önce Reşit Ağa’nın nerede olduğunu sordu.

Güya oğlu Reşit Ağa’yı buldurdu geldi.
Yüzbaşıyı gören Reşit Ağa, hiçbir şeyden haberi yokmuş gibi:
-Ooo! Hoş geldin komutanım. Hangi rüzgâr attı?
-Hoş bulduk.
Sonra yanındaki erata dönerek:
-Sizler de hoş geldiniz çocuklar, dedi.
Onlar da “hoş bulduk.” dediler.
Yüzbaşı hemen konuya girdi:
-Reşit Ağa köylü senden şikâyetçiymiş.
-Haşa! Kim çıkarır onu?
-Muhtar yalan mı söyleyecek?
-Haa! Şimdi iş anlaşıldı. Bak komutanım! Muhtarla aram ezelden açıktır. Bu sebeple, bana karşı gizli bir kini vardır. Ama çok uyanıktır, bunu hiç belli etmez. Köylünün en ufak bir tepkisini fırsat bilip, size şikâyete gelir. Söylediklerinin bir çoğu yalandır. Ona inanmayın.
-Ben fazlasını bilmem. Köylü senden şikayetçiymiş. Fazla ileri gitme. Muhtar bu kez köylüyle şikâyete gelirse, benim de ona göre hareket etmem gerekir...

Reşit Ağa’nın has adamı yanlarına gelip:
-Ağam sofra hazırdır.
Ağa işi alttan alarak:
-Komutanım, hele yemeğimizi yiyelim. Sonra konuşuruz yine.

Yüzbaşı, kuzunun ve rakının kokusunu çoktan almıştı. Dayanamadı. Dayanamazdı çünkü içkiyi çok severdi.

Yemekler yenildi, içkiler içildi. Üstüne kahveyle sigaralar da ikram edildi.

Reşit Ağa yüzbaşıyı uğurladıktan sonra has adamlarına:
-Muhtarın bok yemesi. Onun şikayeti üzerine gelmiş. Gördüğünüz gibi. Yedirdik içirdik. Defolup gittiler. Benim adım Reşit Ağa! Göreceksiniz bak! Muhtarın burnundan nasıl getireceğim? Üç-beş çapulcunun isteğiyle şikâyet nasıl edilirmiş? Görecek...

Yüzbaşının gelip gitmesi Gerenköy’de hiçbir şeyi değiştirmedi. Tam tersine oldu. Reşit Ağa daha da azdı.

Köyün ileri gelenleri bu kez sıkıyönetim komutanına gitmelerini söylediler muhtara.*

Muhtar bir süre Reşit Ağa’nın tutumunu izledi. Hiç değişmedi. Hatta daha kötüsünü yaptı: Köyde, annesiyle birlikte yaşayan zavallı genç bir kızı zorla ve tehditle karısının üstüne kuma aldı. Kızı birkaç ay kullandı. Kumaları arasında kavga çıkınca yeni karısının kıçına tekmeyi vurdu.Zavallı genç kadın soluğu anasının evinde aldı. Ana evinden bakire kız olarak çıkan genç kadın, şimdi perişan durumdaydı. Bu olaydan sonra köylüler Reşit Ağa’ya karşı kin bağladılar.

Muhtar kararını vermişti. Yarından tezi yok, gidecekti sıkıyönetim komutanının yanına. Sabah erkenden kalktı. Atına bindi, doğru sıkıyönetim komutanının yanına gitmek üzere yola çıktı. İlçeye giden asfalt yola ulaştığında bir tabur askerin, top atışları için yola koyulduklarını gördü. Top ve topçekerleriyle birlikte gidiyorlardı. İçinden “Ulan Reşit Ağa! Bir topun eksik. O da olsa askerlere de karşı durursun.” dedi.

Atını hızlandırdı.

Sık çam ormanlarının arasındaki patikadan çıktı. Patikayla asfalt arasındaki düzlüğe doğru ilerledi. Çam ormanlarının arasından geçerken duyulan kuş sesleri duyulmaz oldu. Asfalta ulaştı. Kuş seslerinin yerini bu kez nal sesleri aldı.
İlçeye girdiğinde saat 10.50’yi gösteriyordu.

Atını yine uygun bir yere bağladı.

Sıkıyönetim komutanının oturduğu yere doğru ilerledi. Sıkıyönetim komutanı albay tam bu sırada cipiyle askeri birliğe gidiyordu. Albayı nizamiye kapısının önünde yetişti. Hemen şapkasını eline alıp, cipin önüne atıldı. Şoför aracı durdurdu. Albay aracın kapısını açtı. Bu sırada muhtar eğildi, başıyla eli göğsünde selamladı.

Albay babacan biriydi. Kendisine muhtarım diye hitap ediyordu.
Muhtar şikayetini anlatmaya başlayınca Albay cipe binmesini söyledi. Cipine aldığı muhtarı makamına götürdü. Derdini orada dinleyecekti.

Albay makamına oturttuğunda:
-Ayak üstü uygun değildi muhtarım. Şöyle rahat oturtup, derdini iyi dinleyeyim dedim. Onun için getirdim buraya.
- Çok teşekkür ederim albayım. Sizi fazla meşgul etmek istemem. İzin verirseniz derdimi anlatayım.
-Tabi muhtarım. Dinliyorum. Buyrun anlatın.
Muhtar:
-Reşit Ağa’yı şikayet için geldim. Köylü elinden kan ağlıyor kumandanım. Köyün hazineye ait arazilerine el koydu. Meralardan ot biçtirmiyor. Kendisi arazinin otunu köylüye parayla satıyor. Köylü kış için hayvanına ot temin edemez oldu. Bu yetmiyormuş gibi bir de fakir fukaran namusuna göz dikiyor. Köyde kızıyla yaşayan arkası kalmamış dul bir kadın var. Kendi halinde yaşıyorlar. Kimseye zararları yok. Fakat bu Reşit Ağa namussuzu dul kadının kızına güzelliğinden dolayı göz koydu. Karısının üstüne kuma aldı. Buna kimse karşi koyamadı. Kızı yanında bir sene ya tuttu ya tutmadı, anasının evine geri kovaladı. Fukaralar perişan oldular; kimsenin yüzüne bakamıyorlar. Besili boğa gibi olduğundan beline çok düşkün. Nerde güzel karı -kız varsa bulup getiriyor...

Sıkıyönetim komutanı albay sinirlendi:

-Vay namussuz alçak, vay! dedi.

Muhtar albayın tepkisinden daha da cesaret alarak:

-Kumandanım sizden evvel candarma kumandanına gittim. Köylünün durumunu arzuhâl ettim. “Ben hallederim, sen git.” dedi. Kumandan köye geldi gitti: Reşit Ağa değişmedi. Zulmü devam etti. Köylü size gelmem için baskı yaptı. “Bunu ancak sıkıyönetim komutanı halleder.” dediler. Bu sebeple geldim. Kumandanım sizden ricam: Bizi Reşit Ağa zulmünden kurtarırsanız çok sevineceğiz...

Sıkıyönetim komutanı Albay muhtarın anlattıklarını dinledi. Gereği neyse yapılacağını söyledi.

Muhtar bu kez tam sevinemedi. Çünkü biliyordu, Reşit Ağa güçlüydü. Adamları çoktu. Bir yolunu bulur, kurtarırdı kendini.

O gün geldi çattı.

Albay bir gurup subay, astsubay ve eratla köye gitti; fakat daha köye girmeden ateşle karşı koymaya başladılar. Albay ve emrindekiler şaşırdılar; Reşit Ağa’nın ne zaman, nereden ve nasıl haberdar olduğunu akıl sır erdiremediler.

Öğleden sonra başlayan çatışma akşam karanlığına dek sürdü. Sonuç alınamadı. Albay ve gurubu geçici bir süre için geri çekildiler. Onlar da şaşırmıştı Reşit Ağa’daki silahlı insan gücüne. Ama Albay kararlıydı, Reşit Ağa’ya ve adamlarına gereken dersi verecekti.

Aradan çok geçmedi; 12 Eylül darbesi oldu:

* O zaman, öykünün geçtiği ilde sıkıyönetim uygulaması vardı

  • Hakikat Hikayet
  • Nail Uyar yazıları
  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Kategorilerden

Zamana Dair Hür Tefekkürün Kaleleri Şiir Makamı Reyhan Güncel Gelişi Güzel Haberdar Gonca İçe Dönüş Berceste İz Bırakanlar Ümmet Coğrafyası Hay Sızı Gülü Gülle Tartarlar Sorulunca Söylenenler Kişilere Dair Kara Kalem Yazıları Düş Vakitleri Hüzün Alanı Gül Kokusu Söz Ola Tanıtılanlar Tefekkür Yürek Yarası Kimdir Nicedir
tamamı

Üye girişi

  • Üyelik başvurusu
  • Şifremi unuttum

Gezinti

  • Son Gönderilenler
  • Site Rehberi (Yol Haritası)
  • İletişim
  • Kategoriler

Üyelerimiz

  • Çevrimiçi
  • Yeniler
Şu an 2 üye ve 2 misafir çevrimiçi.

Çevrimiçi üyeler

  • Meltem Büşra
  • Kâni Çınar
  • deniz minaresi
  • ayşegül
  • Meltem Büşra
  • selim
  • seher karataş

Anket

Coca Cola, Pepsi vb. Ramazan Sömürüsü Yapıyor mu?:

Duyuru - Etkinlik

  • - "Yedi İklim" edebiyat dergisi
  • - 11 Eylül Bağlamında 1984`ü Yeniden Okumak
  • -“Bir nokta” edebiyat dergisi
  • - "Ölümsüzlüğü Tattık Bize Ne Yapsın Ölüm…"
  • -Temrin Dergisi Ağustos sayısı
  • -Telve Dergisi'nin 4. Sayısı Çıktı!
  • - dogudan 1 YASINDA…
  • - Bir Ricamız Var!..
  • ... Devamı
  • Son yorumlar

    • tanıtımında "zambak" geçtiği
      3 sa. 48 dk. önce
    • ümit
      4 sa. 35 dk. önce
    • Sözünüz üstüne sözüm yok
      16 sa. 44 dk. önce
    • Amin
      16 sa. 45 dk. önce
    • Senindir
      17 sa. 5 dk. önce
    • :)
      17 sa. 7 dk. önce
    • Öyküzen
      17 sa. 44 dk. önce
    • özlem albayrak eleştirisi
      18 sa. 23 dk. önce
    • "ilkbahar gecikti bu yıl arka
      21 sa. 30 dk. önce
    • Elde olsa
      21 sa. 30 dk. önce

    Dostlarımız

    • Dostlar
    • Bunlar da Dostlar

    Tarık Tufan
    Cemaat
    Yenilgi
    İstisnai
    Kurtuba
    Kâinata Mektup
    Pata-Gonya
    Öyküzen
    Dergi-lik
    Arşivdesiniz
    Sanat Akademi

  • Kuşluk Vakti
  • Mecazz
  • Akabe
  • Sadık Yalsızuçanlar
  • Dergibi
  • Zemheri Edebiyat
  • Blog Dergibi
  • İsmet Özel
  • Gök Ekin
  • Edebistan
  • Yazıhane
  • Parmakucu Edebiyat
  • Kocaman Yazarlar

    • Bekir Fuat
    • Muhteşem Mollamız

    Bekir Fuat her hafta bir röportajı ile bizle...
    Usta kalem Bekir Fuat her hafta bir röportajı ile bizlerle...

    Molla Kasım'ın Sahih Rüyaları.Molla Kasım'ın Sahih Rüyalarına tevafuk eden kaylule uykusu...

    Rehber gezintisi

    • FAQ - Sık Sorulan Sorular
    • Katılım ve Telif Bilgisi
    • Künye

    Gözdeler

    Bugün:

    • sıvası dökülmüş sır
    • Bahar Temizliği
    • I. Geleneksel Bizim Mahalle Ödülleri

    Sayha Dergi © (1990) 1998 - 2008

    • ramazan
    • 100 türk büyüğü
    • kimdir, nicedir?
    • ara
    • İletişim