Bu Şehir
Zehra Arslan — Cum, 21/03/2008 - 12:24
Şehir bambaşka uykuların kabusunda
Yağmur damlaları sarsa da tüm iklimi
Islanmaktan öteye geçememekle, bizar
Yürekte hissetmek var yağmuru, paklanmak akan sellerin ruhunda.
Sular deryayı andırırken şehrin ortasında ki figanlar hep usülsüz, hep bi-zeval
Ne çok gürültü var ne çok ahkem kesen..
Bu insanlar hangi yurda koşuyor titrek adımların ürkekliğinde
Şehrin yolları nerde başlar, nerde biter
Sevdalardan vazgeçilince,
bir daha sevilmicekmiş gibi neden terke uğrar bu şehir...
Sorular hep karmaşık, cevaplar hep egzos kokulu
Trafikte sollanılan düşünceler hep kötümser, hep acı.
Bu kadar vehamet-i nasıl kaldırır bu şehir
Şehir ne zaman dile gelir bilinmez ama,
biz dilden dökülen kelimelerin yangınında yanıyoruz nicedir
Şehrin bağrını delmiş sevdadan anlamayan katı yürekler
Şehir öksüz, şehir figan dolu.
Şehirde selalar veriliyor, ömrü uzamış faillere
Sessizliğin figanı ne yakıcı.
Susar şehir, sukütün can yakan uzunluğunda
Yanar şehir, uzayan ömrünün yorgunluğunda...
"Yoksa o ülkelerin halkı, geceleyin uyurlarken azabımızın kendilerine baskın halinde gelmiyeceğinden emin mi oldular. Yine o ülkeler halkı, kuşluk vakti oynayıp, eğlenip durularken, kendilerine azabımızın gelmeyeceğinden emin mi oldular."(A'RAF SURESİ 97/98)
- Zehra Arslan yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli




sana büyük şehirlerden bahsedeceğim.
Kerem Dağlı — Cts, 22/03/2008 - 19:31Dünya küçülüyor.
Şehirlerimiz büyüyor.
Bu küçülme ve büyüme kişinin bakış açısına göre değişir mutlaka. “Elma büyür” dediğimiz zaman nasıl ki “yetişme, olgunlaşma, boy atma, olma” gibi farklı anlamları bilgimize göre algılıyoruz, şehirlerin büyümesi de buna benzer bir özellik taşıyor.
Ne yani şehirler elma mı şimdi?
Keşke elma olsaydı, Afrika’ya gönderirdik…
Gözünde dolar işareti çakan insanlar nasıl yaklaşırlar şiire bilinmez ama ben yine de bir şiirle selamlayayım onları…
sana büyük şehirlerden bahsedeceğim
sana büyük şehirlerden bahsedeceğim.
en büyük camiler orada kurulur,
en küçük mezarlar orada kazılır
en kara yazılar orda dizilir.
yüksek minarelerde sela verilir,
civar hanelerde zina edilir.
büyük şehirlerde yalan söylenir,
halbuki küçük köylerin mezarlığı bile yoktur.
büyük şehirlere bağlanma mehmedim.
öyle bir şehre yerleş ki,
küçük olsun fakat bizim olsun.
sokaklarında tanımadık yüz,
ensesine şamar atmayacağın kimse dolaşmasın.
her ağacına elin,
her karış toprağına terin değsin.
ve kuytu evlerden birinde
senden habersiz ölenler olmasın
Bedri Rahmi EYÜBOĞLU
Erguvanlar
Kâni Çınar — Cum, 21/03/2008 - 13:28uzaklardan geliyorum daha yorulmadım
erguvanlar alıp döneceğim başka uzaklara
saçlarımdan sızan gözyaşı çıvgınlığımdır intikam değil
biraz etnik çatışmaların duldasındaki kan
küçük bir güle yakılan nazirelerdir biraz
beni kentlerin dışına fırlatan cüret
ben kentinize konuşlandırılmıyorum komserim
erguvanlar alıp döneceğim başka uzaklara
uzaklara döneceğim daha yolum uzun