M. Nuri Bingöl'le Sohbet
eminler — Cum, 25/01/2008 - 12:18
Yazarımız M.Nuri Bingöl'le Sayhadergi.com adresinde yaptığımız röportajın izlenme sayısı iki haftada üçbin yüz oldu. Sözkonusu röportajdan bir bölümünü sunuyoruz.
47 Yıldan Beri Mezar Yeri Tartışılan NUR ÜSTAD Yazarı M. Nuri EMİNLERle Eseri Üzerine Bir Sohbet
Ali Haydar YILDIRIM - Birecik
- Çok değişik kaynaklarda, yıllıklarda, röportajlarda hayatınız ve özgeçmişiniz bulunsa bile, bir de sizin ifadelerinizden öğrensek...
EMİNLER- Eli kalem tutup, edebiyat-belağat iklimini soluklanmaya hazırlanan kimselerin özgeçmişi, anlayışıma göre, sadece ve sadece edebi hayatıyla sınırlı olmalıdır. Bu yüzden, yayınlanmış ilk kitabım olan Sürgündeki Çeçenyadan önceki yazı çalışmalarımı, yayın hayatımı ve edebiyat eğitimimi göz ardı etmeyi her zaman savunmuşumdur. Böylesi bir idrâkime rağmen, bazen emr-i vaki veya zaruret zannı ile onlara temas ettiğimi hatırlamak canımı sıksa bile, çoklarınca bunun anlaşılacağını hatırladığımda teselli buluyorum. İzah ettiğiniz gibi, bir yazarın hayatını oradan buradan bulmak çok zor değildir. Bence, bir yazarın hayatından ziyade, edebî hayatı mühimdir; onu teşkil eden de eserleridir.
Çokların bildiği gibi, SÜRGÜNDEKİ ÇEÇENYA kitaplaşmış ilk eserim olma özelliğini koruyor. I. Baskısı 1996da yapılan kitabın, II. Baskısı 2000 tarihli... III. ya da daha değişik baskıları yapılır mı, yapılmaz mı bilemem ama hâla devam etmekte olan edebî çalışmalarımın birinci basamağı olacağı eğer nasipse- bedihi gibi.
Tefrika edilmiş romanlarımı zikretmeyi pek uygun bulmam. Onları üslup, ifade ve bakış tarzı açısından birer deneme olarak görmüşümdür hep. Hepsi de olayını tarihten alsalar bile, birer belgesel değil, roman onlar. Reel hayatta akisleri bulunan ve uzun birer hikâye sayılabilecek eserlerin isimleri o kadar bilinmesi gerekli şeyler değil zannımca. Fakat merak eden, yine özgeçmişimin yayınlandığı nurustad.azbuz.com adresine bakabilir.
Muhtelif dergilerde neşredilmiş denemelerime daha ayrı bir gözle bakmak mümkündür gibime gelir. Daha çok tesirat-ı hariciye denen sevkettirici unsurun baskısı altında kaleme alındıklarından, epeyce hissî görürüm onları... Meseleleri eleyici ve tefhim edici değerlendirmelerin - kıymetlendirmelerin- ardından yeniden yazılanları müstesna... Türlü gazete ve dergilerde yayınlanmış hikâyelerimi daha çok sevmekteyim. Çünkü tesirat-ı hariciyeden azâde bulmaktayım çoğunu. Hikâyenin kelime seçici ve şiire yakın yanı da beni hep cezbetmiştir. Onları kitaplaştırmakla meşgul biri olarak diyorum ki, herşeye rağmen okuyan yazandan daha iyi anlar ve değerlendirir, tenkit eder. Türlü yayınevlerinin görüşlerine sunduğum bazı biyografi ve roman çalışmalarım mevzu dışı...
-sanatalemi.net adresindeki hikaye-deneme-şiir- edebi makalelerinizden anlıyoruz ki edebiyatçı-sanatçı yönü ağır basan bir yazarsınız. Gap Gündemi Edebiyat-Kültür Şube Başkanı Mehmet Bükülmeze verdiğiniz bir röportajda, Edebiyatçı sanattan başka bir şey düşünmemeli... mânasında ifadeleriniz var. Böylesine, büyük bir dâva adamının biyografisini yazmak, bu sözlerinizle ters düşmüyor mu?
EMİNLER- Sanmıyorum. Benim kanaatımı sorarsanız, Merhum Bediüzzamanın telif ettiği Nur Risaleleri, dini muhtevası bir yana, Yahya Kemalin ağzımda annemin sütü gibi dediği güzel Türkçemizin bir şaheseridir. Çünkü asil bir neslin konuştuğu Türkçe ile; Osmanlı Türkçesinin, bütün İslam topluluklarının fehmine uygun bir dil anlayışı ile taçlanmıştır. Diğer yandan, Bediüzzamanın hayatı ve eserlerini tedkik etmiş biri olarak diyorum ki, telif ettiği eserlerinin edebi yönü ağır basar. Onun da dediği gibi, bu eserlerde anlatılan hakikatlerin hemen hemen çoğunu, diğer alimler, değişik mütefekirler, yüzlerce yazar bahsettiği halde, bu kadar geniş bir okuyucu kitlesine yayılamamış; ortaya çıkardıkları eserlerin çevresinde kenetlenen bir cemaat teşkilini sağlayamamışlardır. Bence bu alakanın sebebi, bahsedilen konulardan ziyade, o konuların ele alınış ve anlatım şeklidir ki buna üslup diyoruz. Ben bu eserlerde öyle edebi sanatlar gördüm ki, oldukça orijinal ve özgün. Bu sebepten yazdığım eseri edebi incelemelerden ayırmıyorum.
- İlk eseriniz olan Sürgündeki Çeçenya bir roman... Ulusal ölçekli bir gazetede tefrika edilen dört eseriniz de birer romandı. Daha önce verdiğiniz ropörtajlarda belirttiğiniz gibi, edebiyat âlemine girişiniz hikaye türü ile olmuştu. Fakat bu eseriniz büyük oranda biyografik özellikler taşıyor. Bu girişim, kendinizi sahanızın dışına çıkarmak gibi olmuyor mu?
EMİNLER- Bu konuda bence- biraz haksız düşünüyorsunuz. Çünkü bir yazar ve mütefekkiri dar bir sahaya kapattığınız zaman, ondan tam bir verim alamazsınız; milli edebiyat açısından elbet. Bir yayınevin tedkikine sunduğum bir eserim, Tarık Buğra ile alakalı mesela... Ayrı bir yayınevi de Sürgündeki Çeçenya-2yi programına almak için incelemekte. Elimdeki çalışmalardan biri fikir eseri, biri roman, biri biyografi... Ayrıca bu biyografilerde kullandığım anlatım da edebi; zaten o kişilikler de edip olduğundan, yine aynı saha içerisindeyim; Nur Üstad dahil...
- sanatalemi.nette yayınlanan ve 1989da Gap Gündemi Kültür- Edebiyat Şube Başkanı M. Bükülmeze verdiğiniz röportajda şu manada bir soru sorulmuştu. İslami duyarlılığa sahip bir yazar olarak, piyasada gezen bu nevi eserler hakkında ne düşünüyorsunuz? Orada verdiğiniz cevaba bugün de katılıyor musunu?
EMİNLER- Aynen katılıyorum.İnsanlar, hele edebiyatçılar ve mütefekkirler kaba tabiriyle- at gözlüğü takarak tek buutlu düşünmemeliler. Bilhasa kendinin meslek-i hakikat mensubu bilen arkadaşlarım, kusura bakmasınlar, tek buutlu bir bakışla uykuda iken kendini ayık zannedenler saffına katılılar ki bunun ne manaya geldiğini çok insan iyi anlar.
- Yeni projelerin teferruatlarını değil ama, kaba taslak nelerle uğraştığınızı öğrenebilir miyiz?
EMİNLER- Elimdeki üç çalışma bir kaç yılımı alabilecek kadar geniş.Yakın Tarihimize sembolik olarak bakan bir roman yarılanmış gibi... Yine büyük bir dava adamının biyografi-deneme türündeki hayat hikayesi, bir başkasıysa yine bir inceleme; yaramıza tuz bastığımız bir meselenin tahlili... Şu anda iki romanım için iki büyük yayınevinden müsbet karşılık aldım. İrfan dünyamıza hayırlı ve faydalı olmaları en büyük dileğim.
- Sorularımıza cevap verdiğiniz için teşekkür ederim.
EMİNLER-Teşekkürle birlikte şunu da diyorum ki kutsi çiçeklerin yavaş yavaş göründüğü bu günlerde, arkadaşlarımız okuma faaliyetine daha çok ağırlık vermeliler; o veya bundan duydukları sloganların peşinden değil, o duyduklarını mihenge vurduktan sonra almak için ehl-i tedkik sıfatına sahip olmalılar. Lütfen okusunlar, araştırsınlar, sloganlarla hareket etmesinler.
- eminler yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli


Son yorumlar
13 sa. 23 dk. önce
13 sa. 36 dk. önce
13 sa. 45 dk. önce
13 sa. 49 dk. önce
15 sa. 7 dk. önce
1 gün 1 sa. önce
1 gün 1 sa. önce
1 gün 5 sa. önce
1 gün 13 sa. önce
1 gün 14 sa. önce