Çanakkale’ye Ruh Veren Dinamizm
bedran yoldaş — Per, 27/03/2008 - 17:33
İnsanlar gibi milletlerin hayatı da maddi unsurlardan çok inandıkları değerler manzumesi çerçevesinde gelişir, şekillenir, olgunlaşır. Başlangıçta yenileceğine inanan bir kişi veya ordu, daha savaşa girmeden mağlup olmuş sayılır. Bilginin temelinde de inanç vardır. Kristof Kolomb, denize açıldığı zaman Amerika’yı keşfedebileceğini bilmiyordu. Azimle devam ederek keşfe muvaffak oldu. Aynı şekilde insanları ve milletleri de inançları, felsefeleri ve hayat görüşleri idare eder.
Materyalist felsefe, insanı maddi şartlara göre izah etmeye çalışır. Buna karşılık insanı insan yapan madde değil ruhtur. İnsan mana ve ruh olgunluğuyla gerçek insanlık derecesine yükselir. O, bu olgunluğa duygu, düşünce, sevgi, nefret, inanç veya şüphe gibi kavramlarla yükselir. Yunus bu hakikati yüzyıllar önce şöyle ifade eder: “Bir ben vardır bende, benden içeri”
Bugünkü psikoloji ve felsefe bu gerçeği bilimsel olarak şöyle ifade eder: İnsanları içten içe idare eden şuuraltı veya dünya karşısında almış olduğu tavırdır. Çanakkale destanı da işte bu minvalde değerlendirilecek bir olaydır. Toplumsal uzlaşının ve birleşmenin, kardeşliğin aynı amaç etrafında kilitlenmesinin temel göstergesidir. Kürdün, Lazın, Arnavudun, Türkün aynı ideal etrafında kenetlenişinin şaha kalkmış durumudur aynı zamanda. Tarihî bir işleve sahip olan Çanakkale destanı, tarih kitaplarına tüm ihtişamı ile yerini alırken, bizlere miras bırakılan bu kültür ne yazık ki işlevini yitirmiş durumda. Etnik unsurlar ön plana çıkarılarak kültürümüzü oluşturulan bu güzel haslet tarumar edildi. Bir bütünü oluşturan parçalar başka yönlere çekilerek , bütünlük bozuldu. Elimizde geriye sadece güzel hasletlerle yad edebileceğimiz anılar kaldı.
Bütünlüğü oluşturan ana etmen İslâm olunca, İslâm düşmanları ilk etapta bu ana unsuru yok etmek için işe başlamışlar. Elindeki Kur’an’ı göstererek: “Bu kitap Müslümanlar arasında durdukça onlara hükmedemeyiz” diyen sömürgeci güçlerin ileri uçları nifak tohumlarını ekerek amaçlarına ulaşma gayreti içerisine girmişler. Ümmet unsurunu ayakta tutan İslam, bir binanın ana direği görevini görüyor iken birden direk yıkılınca ortaya enkaz kalmış ve kimi unsurlarda bu enkazla birlikte geçmişte kaldı.
Bundan kim faydalandı derseniz, “böl parçala yut” siyasetini ortaya atan emperyalist göçler olduğunu hemen söylemek mümkün. Ancak şunu da unutmamız lazım gelir ki içimizdeki çürük elmalarda bu siyasette büyük rol oynamışlardır.
Çanakkale’ye dinamizm kazandıran temel unsurlar bir bir yok edildi. Kimi unsurlar hor görüldü. İnsanların bakış açıları değiştirildi zaman akışı içerisinde. Kimi unsurlar ön plana çıkarıldı. Böylece savaşlarla emellerine ulaşamayan temel dış güçler, içimizdeki uzantıları sayesinde ve uyguladıkları politika çerçevesinde, hatta kimi zaman bize hissettirilmeden el çabukluğu ile değiştirildi.
Bize düşen Çanakkale’ye dinamizm kazandıran ana etmenleri tekrar tekrar gözden geçirerek aynı ruhu yakalayacak toplumun inşası için çalışmaktır. Aynı ruhu yakalayabilirsek aynı başarılara imza atmak mümkün olacaktır.
- bedran yoldaş yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli


Çanakkale'ye ruh veren
Halid Aslan — Paz, 08/06/2008 - 16:26Çanakkale'ye ruh veren dinamizm maalesef inadına baltalanıyor. Bu hafta içerisinde Çanakkale gezimiz oldu 92 kadar öğrenci ve 10 öğretmen ile. Şehitlikleri, tarihi yapıları vs. ziyeret ederken rehberlerimizin anlattıklarını can kulağıyla dinledik. Eski ve yeni hali kıyasladık. Mevcut iktidarın özellikle yol, çevre düzenlemesi ve yeni açılan şehitlikler ile ilgili yaptıklarını takdir ettik... İkindi sonrası akşam yemeği için Eceabat öğretmenevine vardığımızda yağmurla birlikte Çanakkale şuurunu daha bir anlamaya koyulduk. Karşı duvarda yemek servisinin 22'ye alkol servisinin 23'e kadar olduğunu yazıyordu.
İkindi namazı için Müdür Bey'den yer istedik olmadığını beyan etti. Herhangi bir odada bir seccade ile kılabileceğimizi söyledik. Seccade yok dedi. Peki herhangi bir karton filan dedik... O da yoktu. Alkol vardı da seccade yoktu. Çanakkale idi burası... Hani bir de bu iktidar heryerde kadrolaşıyor filan demiyorlar mı? Demek Eceabat öğretmen evini unutmuşlar...
aslına uygun
Nefi Selamoğlu — Cum, 28/03/2008 - 16:14Eyvallah üstad... Temel değerlerin bir bir elden çıkması veya içerik değiştirmesi ( değiştirilmesi), yozlaştırılması vs. ne ise "aslına uygun" hale getirilmeden işler zor görünüyor. Allah basiretimizi açsın, aklımızı izan çerçevesinde muhafaza etsin.