Sayha Dergi

  • hicret ve şehirler
  • 100 türk büyüğü
  • kimdir, nicedir?
  • ara
  • İletişim
Söz Ola › Uzlaşmak Mümkün mü?

Uzlaşmak Mümkün mü?

resul davutoğlu — Paz, 30/03/2008 - 09:28

Ülke gergin mi? Hayır… Vatandaş işinde gücünde... Kimsenin kimseyle derdi yok.

Sendikalar gergin mi? Hayır. Toplanıp sakince bildirilerini yayınlıyorlar.

İşçiler gergin mi? Memurlar, çiftçiler ve öğrenciler... Hayır.

Sadece bir kesim gergin… Laikliği başkalarının haklarını kısıtlamaktan çekinmeyecek derecede benimsemiş modernist geçinen fanatikler.

Onların temel talepleri şu: “İktidar bizim istemediğimizi yapmasın. Hayır dediklerimiz raflardan indirilmesin. Bize danışılsın. Fikrimiz ferman bellensin. İktidarımız vardı(r) ülkede tanınsın, korunsun, masun addedilsin...” Bu mümkün mü? Bugünkü şartlarda olabilir mi? Olmaz ama anlatabilmek ve fanatiklere bunu izah edebilmek imkânsız.

Bu aşırıların "uzlaşmadan anladıkları kendi isteklerinin hayat bulması, tasvip etmediklerinin üstünün ebediyen çizilmesi..." İyi de bu uzlaşma değil dayatma. Zaten sorun burada ve gerginliğin sebebi de bu: "Bir kesimin hoş görmediklerine kesinlikle izin vermek istememesi ve dayatmacı tavırdan vazgeçmemesi."

Yasaklardan bütün bizarlar, meşru hakları bazı vehimlerle ellerinden alınanlar, daha fazla özgürlük isteyenler, asıl sahiplerindenken bu ülkenin parya muamelesine maruz bırakılanlar, hayalleri öldürülenler, istikballeri katledilenler şu konuda uzlaşıp ittifak etmeliler: "Bu ülkedeki karanlık odakların güçlerini ellerinden alacağız. Meşru olmayan yetkileri geri alacağız, demokrasinin üstündeki vesayetleri sileceğiz, daha fazla özgürlük, daha fazla hak ve huzur için çabalayacağız."

Keşke istenilen, uzlaşma olsaydı. Hakkaniyetli bir orta yol aransaydı. Bir iyi niyet bulunsaydı. O zaman anlaşmak, sorunsuzca beraber yaşayabilmek o denli kolay olurdu ki.

Gürültücü fanatikler dinleselerdi ikna olurlardı. Anlasalardı ülke huzur bulurdu.

Aşırı yasakçılar meşru yollarla hedeflerine varamayınca etrafı bulandırıyorlar, sonra bunun suçunu başkalarına atıp suret-i haktan görünerek "gelin bizim talebimizde uzlaşalım" diyorlar.

Bu kadar gürültü yapmalarına sebep ne? Hangi hakları ellerinden alınmış. Neden mahrumlar. Nereye giremiyorlar.

Onların asıl dertleri yasaklar değil, hak ettiklerinden fazla yetkileri.

Vesayetlerinin sürmesini arzuluyorlar. Siyasetin üzerinde kaybettikleri hegemonyalarını geri istiyorlar. İktidarın tekrar ağızlarının içine bakmasını talep ediyorlar. Başbakan hakkında istediklerini söylemeyi ve bakanlara hakaret etmeyi özlüyorlar.

Daha fazla zenginleştiler doğru. Paraları arttı kesinlikle. Ama sahaları daraltıldı. Paralarından fazla hükmetmelerine engel olundu. Onların gerçekte şikâyet ettikleri bu... Kabullenemedikleri ve rahatsız oldukları da... Diğer şeyler, öne sürdükleri, dillerine doladıkları, yüksek sesle dile getirdikleri sadece bahane ve hedeflerine giderken yararlandıkları araçlar.

Bu yasakçıların umursadıkları tek şey vardır. İktidarları. Gerisi önemsizdir onlar için.

Uzlaşmanın olması ve gerginliğin bitmesi sanıldığı gibi hükümetin tavrına bağlı değil. Bu medya ve askeri-sivil bürokrasinin isteğine bakıyor. Zikredilen güçler istedikleri gün "uzlaşma da olur gerginlik de biter."

Ülke ne çekiyorsa yavuz hırsızlardan çekiyor.

  • Söz Ola
  • resul davutoğlu yazıları
  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Uzlaşmak mümkündür, iradeyi teslim etmek, uzlaşmaksa...

mehsani — Per, 24/04/2008 - 12:56

Uzlaşmak mümkündür, (haşa) el öpersen.
Uzlaşmak mümkündür, zulme rıza gösterirsen.,
Uzlaşmak mümkündür, küfre, hakarete, aşağılamalara hoş görülü olursan.,
Uzlaşmak mümkündür, tüyü bitmemiş yetimin hakkın zorbaya, zorbalığa teslim edersen.
Uzlaşmak mümkündür, emaneti bir takım ayak oyunlarına hibe, armağan edersen.,
Uzlaşmak mümkündür, (sözüm ona) Allah’tan c.c. korkmuyorsan..,

Uzlaşmak mümkündür, senin emaneti tevdi ettiğin cenah çamur deryasına düşürülmeye çalışılıyor ve salvo iftira kampanyalarına maruz bırakılıyor, sağlıklı nefes alma alanı daraltılıyor, uçurumun kenarına itiliyorsa..,

Uzlaşmak mümkündür, içme sularına zehir atılmışsa.,
Uzlaşmak mümkündür, sosyal sofranın tuzuna fitne katılmışsa.,
.., mümkündür, bütün çıkış yollarına hendek kazılmışsa ve Allah’tan ümit kesilmişse..

Uzlaşmak mümkündür, iradeyi teslim etmek, uzlaşmaksa...

Mehmet Sani Özel

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Sanırım meseleye bakış

Nefi Selamoğlu — Per, 24/04/2008 - 12:51

Sanırım meseleye bakış açınızda farklılık var. İlgili yazı ne taraftarlık ediyor ne de karşıtlık. Durum tespiti diyebiliriz. Devamen var olan bir "haksız" uygulama sebebiyle "gelinen nokta" ve burada yapılanlar zikerdiliyor. Ve kime, kimle, niçin uzlaşı sorularına kafa yoruluyor.

Oysa sizin yorumunuz hadiseyi çok farklı bir mecraya çekiyor. Hani şu üstünde çok durduğumuz ve safların belirginleşmesi hadisesine... Herkes safını belirlemiş durumda. Ama bunu Okçuların tepeyi terk hadisesi gibi görmüyorum. Hatta çok uzak bir bağlantı gibi görseniz de "ne tepedekiler sahabi" idi ne de "terk edilen" peygamber. Sevabıyla, günahıyla birer 21 asır fertleri...

Velev ki Sayın Başbakan yola çıktıklarının ilk günlerinde "Biz İslamcı değiliz ve İslamcılık yaptık da ne oldu" sözlerini söylemiş idi, elan da bu sözlerini tekrar etmektedir.

Bu olay siyasi bir hadisedir ve kişisel tercihler vardır, nass asla değildir. İyi edene iyi etti, kötü edene kötü etti diyebiliriz. Diyoruz da...

Selamlar.

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Gülay Göktürk Derin Analizle İşi Aydınlatıyor

SayhaDergi.com — Paz, 30/03/2008 - 16:45

"Eğer kapatma davası açılırsa..."

Türkiye'nin gururu, aydınların yüz akı, büyük üstad, büyük insan İlhan Selçuk'un, 7 Şubat 2008 günü, yani Ak Parti aleyhinde kapatma davası açılmasından beş hafta önce bir konuşmasında söylediklerine bakın: "Her şey elden gidiyor.

Tuhaf bir durum var. Bakalım ne olacak? Şimdi yalnız iki tane şey var. Eğer kapatma davası açılırsa, bir de üstüne ekonomik kriz gelirse, Türkiye biraz karışırsa belki bir umutlar doğabilir yani. Çünkü normal yollardan bunları mümkün değil yani." Anlaşılan birileri, "İyi söylüyorsun da, ya iç savaş çıkarsa, oluk gibi kardeş kanı akarsa" demiş ki, ertesi günü yani 8 Şubat'ta biraz daha açmış bu söylediklerini:

"İç savaş olmaz da, yani bir noktada eğer ortalık karışırsa, hem ekonomik hem siyasi olarak. Belki asker gelirse bir şey olabilir." İşte böyle demiş üstad... Böylesine dobra bir ifadeye sık sık rastlayamayız. O yüzden, hepimiz iyi okuyalım bu satırları. İyi okuyalım ve tanıdığımız herkese de okutalım. Okutalım ki, günlerdir bilmiş bilmiş, "Hukuka karşı mı çıkıyorsunuz; hukuk bir gün herkese lazım olur" tekerlemesini tekrar edip duranlar, işin aslının ne olduğunu artık anlasın.

Bu davanın açılması için aylardır kulis yapanların, baskı kuranların, akıl fikir verenlerin planlarını görsün. "Her şey elden giderken", birşeyleri elde tutma ihtirasının, nasıl bütün Türkiye'yi ateşe verme gözü dönmüşlüğüne yol açabildiğini görüp ibret alsın.

Hayır, artık bu saatten sonra, hiçbir güç ne bu halka, ne de dünyaya bu davayı hukuk diye yutturamaz. Bu dosyanın özü İlhan Selçuk'un bu satırlarında gizlidir ve bu gerçek artık Anayasa Mahkemesi hakimleri de dahil bütün Türkiye tarafından bilinmektedir. O yüzden de ben daha ilk günden beri, en büyük ihtimalin Anayasa Mahkemesi'nin bu davayı reddetmesi olduğunu söylüyorum. Çünkü böyle bir yıkım psikolojisinin kaçı kimin tarafından atanmış olursa olsun, Anayasa Mahkemesi üyelerinin çoğunluğuna sirayet etmiş bir psikoloji olacağına ihtimal veremiyorum.

O yüzden de Pazartesi günü, Anayasa Mahkemesi'nin artık bu skandala bir nokta koymasını bekliyorum. Anayasa'nın bekçisi olması gereken bu kurum, Anayasa dışı rejim hevesleri içindeki gözü dönmüş bir kesim tarafından yazılan ve sahneye konmaya çalışılan kaos senaryolarına geçit vermemelidir.

"Her şey elden gidiyor" sözünde, tehlikeli olduğu kadar acıklı bir taraf da var. 83 yaşında bir "dava adamı"nın hayatının son demlerinde, bütün hayatı boyunca inandığı her şeyin fos çıktığını; kazandığını sandığı bütün iktidar kalelerinin avuçlarının arasından kayıp gittiğini görmesi bireysel olarak trajik gerçekten. Ama ne yapalım ki, siz olmayacak bir davaya "amin" demişseniz; bütün hayatınızı, bütün "doğruları" bilen küçük bir yönetici elitin koca bir halkı tepesinde sopa sallayarak "adam etmesi" davasına adadıysanız böyle hüzünlü bir sonu da hak etmiş olursunuz. İlhan Selçuk'un derin hayal kırıklığı bir devrin sonunun müjdecisidir. Yeni bir devir açılıyor Türkiye'nin önünde. Ve her beyhude çırpınış bu yeni döneme giden yolu biraz daha kısaltıyor.

http://www.bugun.com.tr/yazar.asp?yaziID=20927
Gülay Göktürk / Bugün

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

"Onların oyuyla benim oyum

Nefi Selamoğlu — Paz, 30/03/2008 - 16:36

"Onların oyuyla benim oyum bir olur mu?"

En basitinden hadise bu bence. Bu kadar zorlarına gidiyor ve aklı eksik, ahlakı eksik, beyni haşa huzurdan haşerat kadar olamayan birisi sairin karnından geçeni itiraf ediyor. Bu kadar...

Ay yesinler senin oyunu... Tek parti döneminin son kalıntıları... Beter olun.

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Eee, kolay mı azizim

Halid Aslan — Paz, 30/03/2008 - 13:14

Eee, kolay mı azizim senelerce kanını emdikleri bu vatanın bereketini avuçlarından kaçırmak isterler mi? Daim valilerin CHP il başkanı olarak çalıştığı günleri hayal edip bir parmak işareti ile jandarmanın dipçik kullanması gücünü kim reddedebilir? Edemezler. Dahası da var. Malumu ilam olur ve lakin. Gerek yok. Herkes aynı noktada birleşiyor: Gücün cazibesi. YÖK mesela, Anayasa mahkemesi, Cumhurbaşkanlığı... Halka rağmen demokrasi ile mukayyet olamadılar. Şimdi de halk için "senaryo" üretim zamanındalar.

Bu bertaraf edilir. Edilecek. Artık hiçbir şey eskisi gibi değil. Ne radyo istasyonu ele geçirmekle darbe yapılabiliyor ne tankları yürütmekle. Belki sekteye uğrayabiliyor halkın iradesi fakat suyun tabiatı aşağı akmaktır, her şey yerini alıyor.

Bence biraz da mesele şu anki iktidar sahiplerinin güce nasıl yaklaştığı...

Başımıza yeni CHP'ler peydahlanırsa? Vay ki ozaman halimize vay... Allah sonumuzu hayr etsin.

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Kategorilerden

Gonca Kişilere Dair Hüzün Alanı Hür Tefekkürün Kaleleri Zamana Dair Haberdar Tefekkür Yürek Yarası Hay Sızı Gülü Gülle Tartarlar Gül Kokusu Söz Ola Şiir Makamı Ümmet Coğrafyası Hakikat Hikayet Kimdir Nicedir Reyhan Berceste Düş Vakitleri İçe Dönüş Kara Kalem Yazıları Tanıtılanlar Sorulunca Söylenenler Güncel Gelişi Güzel
tamamı

Üye girişi

  • Üyelik başvurusu
  • Şifremi unuttum

Gezinti

  • Son Gönderilenler
  • Site Rehberi (Yol Haritası)
  • İletişim
  • Kategoriler

Üyelerimiz

  • Çevrimiçi
  • Yeniler
Şu an 0 üye ve 0 misafir çevrimiçi.
  • saliha korkut
  • cumali yapça
  • Minare
  • NURA_HASRET
  • samim

Anket

Çocukluğunuzu Yaşayabildiniz mi?:

Duyuru - Etkinlik

  • - "Yedi İklim" edebiyat dergisi
  • - 11 Eylül Bağlamında 1984`ü Yeniden Okumak
  • -“Bir nokta” edebiyat dergisi
  • - "Ölümsüzlüğü Tattık Bize Ne Yapsın Ölüm…"
  • -Temrin Dergisi Ağustos sayısı
  • -Telve Dergisi'nin 4. Sayısı Çıktı!
  • - dogudan 1 YASINDA…
  • - Bir Ricamız Var!..
  • ... Devamı
  • Son yorumlar

    • çoban matı
      15 sa. 30 dk. önce
    • öncelikle sayhaya hoş geldin
      1 gün 6 sa. önce
    • Agam gelen baş üstüne
      1 gün 14 sa. önce
    • Amin.... Biz biliyorduk da
      1 gün 14 sa. önce
    • Biz Biliyorduk
      1 gün 18 sa. önce
    • "Mardin akşamları, yanar ışıkları..."
      1 gün 23 sa. önce
    • mardin.
      2 gün 5 sa. önce
    • "Şehrin gönlüne arzın
      2 gün 6 sa. önce
    • Aruzunu bulasım geldi
      2 gün 7 sa. önce
    • "Uyuyan fecrin azametine
      2 gün 8 sa. önce

    Dostlarımız

    • Dostlar
    • Bunlar da Dostlar

    Tarık Tufan
    Cemaat
    Haber Vaktim
    İstisnai
    Kurtuba
    Kâinata Mektup
    Pata-Gonya
    Heterotopya
    Dergi-lik
    Arşivdesiniz
    Sanat Akademi

  • Kuşluk Vakti
  • Mecazz
  • Akabe
  • Sadık Yalsızuçanlar
  • Dergibi
  • Zemheri Edebiyat
  • Blog Dergibi
  • İsmet Özel
  • Gök Ekin
  • Edebistan
  • Yazıhane
  • Parmakucu Edebiyat
  • Kocaman Yazarlar

    • Bekir Fuat
    • Muhteşem Mollamız

    Bekir Fuat her hafta bir röportajı ile bizle...
    Usta kalem Bekir Fuat her hafta bir röportajı ile bizlerle...

    Molla Kasım'ın Sahih Rüyaları.Molla Kasım'ın Sahih Rüyalarına tevafuk eden kaylule uykusu...

    Rehber gezintisi

    • FAQ - Sık Sorulan Sorular
    • Katılım ve Telif Bilgisi
    • Künye

    Gözdeler

    Bugün:

    • Gelir
    • Tahta Salıncakta Bıraktım Ömrün Kalanını...
    • Süryani Bir Çığlık: MARDİN

    Sayha Dergi © (1990) 1998 - 2008

    • hicret ve şehirler
    • 100 türk büyüğü
    • kimdir, nicedir?
    • ara
    • İletişim