Ateşin Düştüğü Yer
Mehmet Özkal — Salı, 01/04/2008 - 21:04
Sabah işe gitmeden, cebinden çıkardığı parayı hanımına uzatarak: “Hanım, al şu parayı da çocuklara bir şeyler satın al pazardan “ diyerek hızla ayrıldı evden. Geç kalmıştı… Patronu gelmeden, bürosunu temizleyecek, çayını demleyecek, günlük gazetelerini alacaktı her zaman ki gibi…
Fakat tuhaf bir hali vardı o gün! Bu durumu, sekreter Şule’nin gözünden kaçmadı. “Belki eşi ile tartışmıştı veya başka bir ailevi problemi olabilir” diye sormaya cesaret edemedi.
Günün ilerleyen saatlerinde, durumunda bir müspet gelişme olmayınca, Şule:
“Ahmet Efendi! Neyin var, bugün senin? Çok dalgın görünüyorsun. Her zaman böyle değildin” diye sormak zorunda kaldı.
“Önemli bir şey yok!..”
“Peki, önemsin olan ne?”
“Şey!.. Bugün bizim semtin pazarı. Haftalardır pazar yapamıyoruz. Sabah cebimde on beş
lira vardı. Bunun on lirasını eşime verdim, pazar yapsın diye. O paraya ne alabilir ki?.. Parayı verirken yüreğim cızz etti! Bereket hanım anlayışlı da, bir şey demeden aldı parayı. Sabahtan beri bunun ezikliğini yaşıyorum. Dalgınlığım bundandır herhalde…”
Ahmet anlatırken Şule’nin gözleri kızardı, üzüntüsünden. Sorduğuna da bin pişman olmuştu. Ve bir yorum da yapamadı, anlatılanlar karşısın da. Gerçi kendisi o yaşa kadar bir sıkıntı görmemişti, ama Ahmet Efendi’yi de gayet iyi anlıyordu…
Dört yaşındaki oğlu Mahmut, pencerenin önündeki minderde uyuyunca; Fatma Hanım, ilköğretim birinci sınıfa giden kızı Ayşe’yi de alarak pazara gitti. Hemen ıspanak, soğan, patates, parası kalacak olursa bir kilo da elma alarak dönmeyi düşünüyordu.
Fiyatları yüksek bulunca, bütün tezgâhları gezmeye başladı, “nerede daha ucuza alabilirim” diye…
Bir muz satıcısının yanında duran Ayşe, boynunun bükerek:
“Anne! Muz da alsana!” deyince.
Fatma Hanım’ın yüreğinden bir parça koptu sanki!.. Bu masumane istek karşısında, hangi anne duyarsız kalabilirdi ki?..
Hesabı alt üst olmuştu!
Kalan parası ile, alelacele bir şeyler daha alarak evin yolunu tuttular ana kız.
Kapıyı açar açmaz; Mahmut’un ağlama sesini duydu… Elindeki poşetleri, evin girişine bırakarak odaya koştu hemen.
“Aman Allah’ım bu da ne?” diyerek dumanlar arasında ağlayıp sızlayan oğlunu, kucakladığı gibi, odadan çıkardı. Ardından, yanan tül perdeyi söndürmek için mutfaktan su taşımaya başladı. Perde alev almadığı için, söndürmesi kolay olmuştu…
Minderdin yanındaki sandalyenin üzerinde bulunan kibritle tül perdeyi yakınca, naylon eriyikleri hep üzerine damlamış, küçük Mahmut’un…
Komşularının yardımı ile hastaneye kaldırılmış hemen.
Kulakları, saçları, yüzü, sol elinin parmakları tamamen!...
Doktorların dediğine göre; çok uzun süreli tedavi neticesinde, kısmen düzelebilirmiş yanık izleri. Fakat, kulakları ile parmakları asla geri gelmeyecekti!..
- Mehmet Özkal yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli




Son yorumlar
13 sa. 25 dk. önce
13 sa. 53 dk. önce
14 sa. 4 dk. önce
14 sa. 11 dk. önce
14 sa. 15 dk. önce
16 sa. 33 dk. önce
1 gün 4 sa. önce
1 gün 18 sa. önce
1 gün 18 sa. önce
1 gün 18 sa. önce