PIN kodu: Kesinlikle Kayseri
Fatih Mutlu — Salı, 05/02/2008 - 00:00
Modeli: Galiba Fatih Mutlu
PIN kodu: Kesinlikle Kayseri
Üç ayı biraz geçti; doğduğum şehirden -doymak maksadıyla- uzaklaştım. Kayseri’yi bırakıp Ankara’ya geldim.
İlk başlarda çizgi film havasındaydı her şey. Önlenemez bir taşkınlıkla bağlandığım ‘o’ şehirdeydim ya, her şey rengarenk, her şey kıvamında, her şey yerli yerinde, her şey mümkün. Potansiyel bir devrimin ilk adımı olan kinetik devrimi gerçekleştirmiştim işte!
Fakat bir süre (atıyorum 1 ay) sonra iş çizgi filmden çıktı. ‘Baba’, ‘şehir’, ‘heyhat’, ‘akşamları devam edilen çay bahçesi’ kavramlarının tamamını ihtiva eden bir nida yükseldi, muhtemelen dudaklarımdan: ‘Anne!’
***
Birkaç gün oluyor; doyduğum şehirden -soylu bir hedef uğruna- kısa müddet uzaklaştım. Ankara’dan Konya’ya vardım.
Rüya gibiydi her şey. Daha şehrin girişinde ‘küçük’ şehirleri ne kadar sevdiğimi fark ettim. Her yere her an ulaşabilmek, her hedefi anında alnından vurabilmek, tur bindirmenin dayanılmaz hazzı… Bir oturuşta 23 yazı çıkarabilecek kadar nikotinle dolmuştum işte!
Fakat rücu anı geldiğinde şimşekler çakmaya başladı. ‘Baba’, ‘şehir’, ‘heyhat’, ‘akşamları devam edilen çay bahçesi’ kavramlarının tamamını ihtiva eden bir nida yükseldi, eminim dudaklarımdan: ‘Anne!’
***
Ben denize meftun olmadım hiçbir zaman. Bu yüzden İstanbul benim için ‘Halifenin Şehri’nden fazlasını(?) anlatmıyor. ‘Tatil’ denince aklına ‘deniz yarenliği’ gelenlerden tiksindiğim için “Şöyle bir Akdeniz turu yapsak ne biçim olur” demedim hayatım boyunca. 1995’ten bu yana Hollanda başta olmak üzere tüm Avrupa ve yurtdışına illa Kapıkule’den çıkılacağını zannedenler midemi kaldırıyor. Karadeniz’in köy evlerini çok sevsem de şehirden köye çıkma fikrine ısınamadım. Kavradığım kadarıyla ‘Köy adetlerinin sürdürülegeldiği şehir’ tam bana göre; mesela Kayseri!
Ben Kayseri’de doğdum abi. Küçük adamların küçük şehirlerinden birinde işte. Hemşehrisi Cumhurbaşkanı oldu diye sevinen basit bir adamım ben abi. Bana gelmiyor koca koca şehirler. Koca koca şehirlerden ürkmeyi bana küçük küçük Kayseri öğretti. Büyük bir şehirde doğup küçük şehirleri aşağılamayı bana huy edindirmediği (yani gözlerimi Kayseri’de açtırdığı) için Allah-u Teala’ya teşekkür eden bir adamım işte.
Dayanamıyorum abi; doğduğum şehre dayanamıyorum. Direnemiyorum. Alışkanlığı, baş ağrısı, küfrü, maşuku bile bir başka doğduğum şehrin. Kafama vura vura belletiği şeylerden kurtulamıyorum. İstemiyorum ama istesem de kurtulamam zaten. Bu benim PIN kodum artık; zihnimi ve kalbimi aynı anda çalıştıran PIN kodu. Birileri yanlış kod girdiğinde çalışmıyor işte. Ben Ankara’da aşık olamam işte bu yüzden. Annem Ankara’ya geldiğinde ona Kayseri’deki gibi sarılamam bu yüzden. Ankara’nın en kral arkadaşının ısmarladığı tavuk döner, Kayseri’nin Arif Taniş’inin demlemeyi yıllardır beceremediği yarım bardak tırsık çayın yerini tutmuyor bu yüzden. PIN kodu yanlış işte.
***
An gelir SIM kart yanlış PIN kodu teşebbüslerinden kendini bloke eder. Allah-u Teala hepimizden büyük; yeni bir PIN kodu verir bize, geçer göçer gideriz.
- Fatih Mutlu yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli


Fatih Mutlu ve Bekir Fuat ile
Kâni Çınar — Cts, 28/06/2008 - 19:24Fatih Mutlu ve Bekir Fuat ile geçirilmiş güzel bir günün akabinde bu yazıyı tekrar okumak ayrı bir haz verdi doğrusu. Medresenin taş duvarlarına sırtımızı dayayıp Sevgili Esat Ağabey'in (Akabe Kitabevi) çayları ile muhabbeti koyulaştırırken her iki dostum da Ankara yanını kimseler görmeden iç cebine atan bir tavır içindeydiler. Onlar Kayseri'ye meftun ve bunu anlamak asla zor değil.
Hey Bekir Fuat, bir kez daha cevizin altında 48 numara ayaklarını çimlere basarak abdest almak istersen yolu biliyorsun.
Hey Mutlu Fatih, anneni daha sık özle, olmaz mı?