Hüseyin Yılmaz ( hyilmaz.net)
M.Nuri Bingöl — Paz, 24/02/2008 - 20:06
ÜMİDSİZLİK DEĞİL, KÜFRE AÇILAN KAPI...
Ümid ve Yeis… Birincisi hayat; ikincisi mevt, ölüm… Biri diğeriyle târif edilen düşman kardeşler, Habil ve Kabil gibi. Ümid, fıtratın dili… Yeis, fıtrat sapması…
Kur’an, “Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin!”(Zumer Suresi:53.) der. Bu, bir nehiy mi, yoksa nasihat mi? Belki ikisi… Ama nasihattan cok; nehiy, yasak… Zinâ etmeyiniz, adam öldürmeyiniz gibi… Zirâ, Allah’ın rahmetinden ümid kesmek, İlahî rahmetin vüs’atini inkâr demek, en hafif ifadesiyle gaflet. İkisi de meş’ûm… İnkâr olsa, küfür; gaflet olsa, îmân zaafı… Dünyevî müeyyidesi maksada vâsıl olamamak, cezanın en hafifi…
Yeis, sebeplerin sukutu… Sebeplerin hicbir ışığı sızdırmaması, zifirî karanlık; ümid için hiçbir sebep bulamamak. Ümidi sıkı sıkıya sebeplere bağlayan bu maddecî îtikâddan bize ne? Sebepleri hâlıkıyet mertebesine çıkaran bu gaflet, neden bize bu kadar yakın? Mutlak halkeden, Allah değil mi? Neticeyi bütünüyle sebeplere atfeden ümidsizliğin topraklarımızda bu kadar serpilmiş olmasının mesûlü kim? Kaç asırdır içine düştüğümüz bu habîs rûh hâlinden varlığımızı nasıl kurtaracağız? Halbuki nass açık: “Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin!” Sebepler kimin umurunda?.. Eğer hâkim ve mutlak mercî sebepler olsaydı bu rahmet kalesinin ne hakîkati olabilirdi?..
Nasstan sebeblerin reddini çıkarmak da bir başka hamâkat… Asırlara malolmuş, saâdet ve teâlimizi mahvetmiş bir tevekkül. Ne tevekkülü?.. En adi cinsinden bir tembellik, pis bir gayretsizlik… Tevekkül, esbâba teşebbüsün âkabinde neticeyi Allah’tan beklemek… İyi de bu mefhum kargaşası içinde nasıl yol alacağız? Bir kaosun ortasındayız… Dil, lime lime dökülüyor, mefhumların sadece giysileri üstlerinden alınmamış, derileri de soyulmuş… Hiçbir netlik yok, emniyet telkin eden hiç bir sarahat kalmamış. Bütün mukaddesler çignenmiş: Önce din, sonra dil, sonra da târih… Bütün bunların yeniden inşâsı lâzım. Hangi güçle, nasıl?... Nereden başlayacağız?..
Tahribin birinci ve daimî hedefi, din… O zaman dinden başlayacağız… Dinden başlamak demek, yeni Kur’an’lar uydurmak, yeni Hâdis’ler rivâyet etmek değil. Hayır, İslâm aslî kaynağı ile güneş gibi parlıyor. Perde bizim gözümüze indirilmiş, hakikat güneşine sırt çevirmişiz. Yunanlı filozof’un mağaradakileri gibiyiz, eşyayı ancak gölgeleriyle tanıyoruz; vücudlariyle, aslî hakikatleriyle degil. Bilgi mahrûmuyuz. Hâlbuki insanın üstün vasfıdır bilgi. Meleklere, Âdem karşısında baş eğdiren, Âdem’in isimleri öğrenmiş olması. İsimleri, yâni eşyanın hakîkatini…
Rabbimiz, İki Cihan Serveri’ni “İkra!” diye selâmlar: Oku!.. Bilgiyi bu kadar yükseltmiş bir dinin mensuplarına benzedigimizi kim iddia edebilir, hangi zavallı? Niçin ama, neden? Ayetler sağanak yağmuru gibi: “Düşünmez misiniz, hiç akıl etmez misinz hiç görmez misiniz?….” Sahi neden, niçin okumayız? Üstün makama tırmandıran bilgi merdivenine karşı nadan bu kadar bigâneyiz?
Hakikat ortada… Kurtuluş uykuya daldığımız yerde uyanmakta… Bir saâdet seferberliği başlatmak mecburiyetindeyiz. Kur’an’ı yeniden harf harf, âyet âyet tâlim etmeli, o saâdet pınarını hayat suyumuz olarak çöle dönmüş topraklarımaza salmalıyız. Hamâset nutuklarıyla, üç kıta hâkimiyeti, at kişnemeleri, kılıç sesleri yaveleriyle ilerlemenin mümkün olmadığını görmeliyiz artık. Ecdadın mefâhiri, zilletimizi telâfi etmiyor. Zihnimizi onların yaptıkları değil, yapmamız gerekenler doyurmalı.
Dinimizi önce öğrenir, sonra da yaşarsak; emin olunuz ki, topraklarımızda yeis zakkumları değil, ümid çiçekleri boy atar. Aziz Üstâd’ımızın ruhu da şâd olur.
“Eğer biz ahlâk-ı İslâmiye’nin kemâlâtını ef’alimizle izhâr etsek, sair dinlerin tâbileri elbette cemaatlerle İslâmiyete girecekler, belki küre-i arzın bazı kıt’aları ve devletleri de İslâmiyete dehâlet edecekler.” Diyen Üstâdımızın ümidini tahakkuk yolunda bize düşen gayreti gösteremezsek, yazık...
- M.Nuri Bingöl yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli




Son yorumlar
11 sa. 42 dk. önce
12 sa. 9 dk. önce
12 sa. 20 dk. önce
12 sa. 27 dk. önce
12 sa. 31 dk. önce
14 sa. 49 dk. önce
1 gün 3 sa. önce
1 gün 16 sa. önce
1 gün 16 sa. önce
1 gün 17 sa. önce