Ayın / Şın / Kaf
abdulkadir akdemir — Cum, 18/04/2008 - 13:48
I
-ayın-
Hasretim ölür ve gelirim ben
Yanağımda hüzne konan yaş vardır
Gecenin en zifiri yerine çekilmiş kalem. Hazzın sömürüldüğü rüyaların günahı sıçramış gök/yüzüne. Apaçık söylediğim cümlelerimde sır olmuşsun. Yüzümü döndüm sana alnım açıktır. O kadar derin bakma gözlerini görmeliyim. Ellerinden düşürme sensiz kalır Yusuf’um karanlıkta.
Önce sen der, sonra bir yıldız söndürürüm parmaklarında. Cani değilim cinayetim tozlanan gözlerinedir. Sahtedir güzelliğin Züleyka, inanma aynalara. Karartır gözlerini yalancı güneş. Yanağına yaslanma, inan ki anlarım dertlisindir. Acıtma sözsüz cümlelerimdeki karanfil kokan seni…
II
-şın-
Umutlarım aç dolaşır sokaklarında
Bir kıyısından diğerine yılların
Bir anı düştü zihnime zamanım yoruldu. Durulmayan hislerimin orta yerindeydin batmaya yakın. Yıkılmadan uzaklaşandın çoğu kez Züleyka. Yerinde çılgına dönen bir selvi gibi sitemine rüzgârın. Akmaktan usanmış, yıllanmış suyu ile fakir bir dereydin. Sızardın bazı zaman gözlerimden. Yaşlanmış bir eldin bazen de teselli veren. Karanlıkta benekleşen hüzün kırıntıları arasında dolaşırken, acziyetine mahkûmdur beden. en sade kefen musikisidir bu matem sesine tutulan. Ve Züleyka, ölüm mavisine açmış bir kır lalesi eşkin verir dudaklarının sessizliğinden.
Özlemim seni sarıp sarmalar ölüm mavisi. Şimdi seni giyiniyorum bu gece vakti…
III
-kaf-
Cinnet gülleri saçar hasretim
Benden uzakta gülerken, dudaklarına
Çocukken yazmışım seni kalbime Züleyka, çıkaramam şimdi büyüdüm sana. Çınardır yaşım. Her tarih düşüşüm ölüm vaktini haber verir yarıma. Aslı/mı arar olmuşum. Akla ziyan gelir dualarım. Sanma ki her adımım yanına olur. Aklını başına topla Züleyka sonra bana ver. Bu gidişat hayra değildir.
Rüzgâr doğurur saçların/sonbaharda
Düşer bakışlarım
Kaç mevsim geçti sıcağa hasretlik beklerim
Zannına değmedi sözlerim
Daha ne kadar susacaksın Züleyka
Sabır taşı çatlatır palazlanmış kalemim
Pişmanlık çiçeğine açarsın beni
Yine de sanadır kalemim
Ayın, şın, kaf
…
..
.
Sade bir gece yarısı buhranıyla
Süslendi çocuk ve
Sürüklendi sana
AKKA
- abdulkadir akdemir yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli



aşk imiş her ne var âlemde
Kâni Çınar — Cum, 18/04/2008 - 19:33ilm kesbiyle paye-i rifat arzu-i muhal imiş ancak
aşk imiş her ne var âlemde ilm bir kıyl ü kaal imiş ancak
Fuzuli üstad maksadı öz bir biçimde hülasa etmiş aslında. Ayın, şın, kaf ile bir daha selam durduk muhtevaya, unuttuğumuz bir yanımıza.
Rivayet edilir ki:
Dergaha intisab etmek isteyen mürid ile şeyh arasında şöyle bir diyalog geçmiş:
-Evlâdım sen hiç aşık oldun mu?
-Estağfurullah efendim olmadım!
-Evlâdım o zaman senden hiçbir şey olmaz. Şimdi git, aşık ol ondan sonra gel bana!
Hüseyin Hatemi'nin 'ben dag başında yasasaydım, aşık olacak bir ağac bulur, gene aşık olurdum' şeklindeki sözleri de yabana atılır cinsten değildir efendim.
"her ne ki var alemde
örneği var ademde..."