Sayha Dergi

  • 100 türk büyüğü
  • kimdir, nicedir?
  • ara
  • İletişim
Ana sayfa › Bloglar › ensar okutan yazıları

Gerçek Dostlar

ensar okutan — Per, 24/04/2008 - 22:13

Edirne’nin Lalapaşa ilçesinde güzel bir mahalle vardı. Sokak köpekleri ve kedileri olmazdı. Bütün hayvanlar evcilleştirilmişti. Tüm yabani otlat düzenli bir şekilde biçilirdi. Otlar sık sık sulanırdı. Solan çiçekler hemen kesilir yerlerine yenileri dikilirdi. Mahalden geçen insanlar birbirlerine merhaba merhaba diye seslenirlerdi. Bu mahallede hiç hırsızlık olmazdı. Mahalle sakinlerini hepsi birbirlerini çok iyi tanırlardı. Esnaflar bir yere gidecekleri zaman dükkânlarını kapatmazlardı. Çünkü birbirlerine güvenirlerdi. Bu mahallede sık sık polisler dolanır dururdu. Çünkü başka yerlerden kötü niyetli kötü insanlar gelebilirdi. Çok sevimli şirin ve oldukça sakin bir mahalleydi.

Bu mahallede bir yardım derneği yardı. Bu derneğin adı bir parça ekmek derneğiydi. Bu derneğin kurucusu aynı zamanda başkanı olan bir adam vardı. Çok yardımsever, temiz kalpli, çehresi nur dolu bir adamdı. Yüzünden hiç gülücükler eksilmezdi. Kendi sorunları olsa bile dışarıya yansıtmazdı. Su gibi tertemiz bir adamdı. Bu adamın adı Hakkı’idi. Hakkı yeşil gözlü, uzun boylu, siyah saçlı, bembeyaz yüzlü bir adamdı. Bu yardım derneğinde çeşitli yardımlar dağıtılırdı. Aş (yemek)yardımları, urba (giyecek) yardımları dağıtılırdı. Hakkının bir yardımcısı vardı. Bu yardımcısının ismi Harun’du. Harun’da Hakkı gibi çok temiz kalpli iyi bir insandı. Hakkı ve Harun çok iyi bir arkadaştı. Her dertlerini sırlarını paylaşırlardı. Hakkı tek başına küçük bahçeli ve şirin bir evde yaşardı. Bahçesinde cıvıl cıvıl rengârenk çiçekler, ağaçlar ve birde salıncak vardı. Bahçesinde kelebekler uğur böcekleri ve bir kedisi vardı. Kedisinin adı yumak’tı.

Hakkı’nın annesi ve babası Hakkı daha dokuz yaşındayken ölmüştü. Hakkı bir Cuma günü Cuma namazını kıldıktan sonra yarın hafta sonu tatili olduğu için çay içmeye çağırmıştı. Harun ertesi gün Hakkı’nın evine gitmişti. Hakkı demli bir tavşankanı çay yapmıştı. Harun’la beraber sıcak çayı içerken Harun Hakkı’ya çocukluk yıllarını anlatmasını istedi. Hakkı kabul etti. Ve Hakkı anlatmaya başladı.

Çok eskiden Edirne’nin İpsala ilçesinin çevresinde bir köy vardı. Bu köyden Meriç nehri geçiyordu. İş de o köy bizim köyümüzdü. Benim çocukluğumda çok sevdiğim bir arkadaşım vardı. Bu arkadaşımın adı Tarık’tı. Tarık’la en sevdiğimiz oyun çamurdan evler, tabaklar bardaklar ve değişik cisimler yapmaktı. Ben o gün yine çamur oynamıştım. Üstüm başım bakılmayacak kadar kirlenmişti. O halimle eve gidemezdim, gitseydim annem dövecekti. Ama oyun oynarken bunların hiç biri aklıma gelmezdi. Akşamüstü istemeye istemeyende olsa gitmek zorunda kaldım. Evin gri sunta (tahta) kapısına ‘tık tık’ diye vurdum açan olmadı. Bir defa daha ‘tık tık’ diye kapıya vurdum bu sefer açan annemdi. Annem şöylebi ayağımdan başıma kadar baktı. Kolumdan tuttuğu gibi içeriye attı. Bu halin ne bacaksız dedi. Anneme bir şey diyemedim oracıkta suspus kaldım. Annem benim üstümü çıkardıktan sonra banyoya götürdü sobanın üstünde ısınan suyu aldı ve sonra beni yıkamaya başladı. Bir yandan yıkayıp bir yandan dövüyordu. Bende ağlıyordum. Ama annemin vurduğu yerler ne kadar acıyordu bunu bir ben birde Allah biliyordu. Annemin vurduğu yerde beş parmağının izi çıkıyordu. Bu olanlara yatalak olan babam hiç müdahale edemiyordu. Annem banyoda beni yıkarken saçlarımın dibine kadar bastırıyordu. Çamurların çıkması için. Banyodan çıkınca döve döve kıza kıza üstümü giydirdi. Sonra direk yatağımı yere serip uyuttu. Sabah olunca kalktım. Anneme bir daha çamurla oynamayacağıma söz verdim. Elini öpüp özür diledim. Annemle barışmıştık. İçin rahatlamıştı. Annem beni ne kadar döverse dövsün annemi çok seviyordum. Sabah kahvaltısından sonra evin önünde oturdum. O arada dikkatimi bir şey çekmişti. Bizim köydeki evlerin tümü samandan yapılmıştı ve aynı zamanda tüm evlerin ve ağırların kapıları suntaydı. Evin önünde duran bir köpeğim vardı, bu köpeğimin adı ‘Dost’tu. Dost hem evi hem de ağırdaki yirmi koyunu iki tanede ineği koruyordu. İneklerimizden biri çok iyi süt verirdi. Rengi sarı ve beyazdı. Adı ise sarı gelindi. Köyün en çok süt veren ineği bizim ineğimizdi. Dost’u çok severdim. Zaten yalnız günlerimde bana arkadaşlık eden derdimi dinleyen iki kişi vardı bunlar Tarık ve köpeğim dost’tu. Köpeğim dost çok iriydi. Neredeyse benden bile büyüktü. Köpeğime derdimi anlatırdım, ama o bana hiç cevap veremezdi. Vermesine gerek yok zaten ben onun beni anladığına inanıyordum.

Ben o zamanlar dördüncü sınıfa gidiyordum. Tarık ve ben aynı sınıfta okuyorduk. Köyün okulu çok küçüktü. Bu nedenle okulda iki sınıf vardı. Bu sınıfların birinde birinci, ikinci ve üçüncü sınıflar diğer sınıfta dördüncü, beşinci ve altıncı sınıflar okuyordu. Üç sınıf bir arada okuyunca ders Anlamak biraz zor oluyordu. Sıralarda üçer kişi olarak oturuyorduk. Okulumuzda iki tuvalet vardı. Tuvalete sırayla girerdik. Şimdiki okullarda onlarca tuvalet bilgisayar odaları, laboratuar’lar var. Yirmişer kişilik sınıflar var. Yepyeni sıralarda sıcak ve rahat ders görüyorlar.

Diğer gün sınavdan düşük not aldım. Köpeğim dostla beraber Meriç nehrinin yanında kayalarda oturuyorduk. Köpeğimle dertleşiyordum onunla konuşuyordum ama o beni anlaya biliyor muydu? Acaba çok merak ediyorum. Haftalar ayları aylar haftaları kovalarken annem ve babam öldü. Ben Edirne’nin merkezinde bir çocuk esirgeme kurumuna yerleştirildin orada okulumu açıktanda olsa bitirmeyi başardım. Sonra bu dernek açtım. İşte böyle Harun dedi. O arada saat çok geç olmuştu. Bunun için Harun o gün Hakkı ile beraber yatacak dı.

___Harun; çok ilginç ve güzel bir geçmişin var demiş.
___Hakkı; neresi güzel her gün çile ile dayak ilke büyüdüm.
___Harun; öyle olsada ailen varmış, demiş.
___benim hiç ailem yoktu demiş
___Hakkı; Harun sende anlatsana hiçbir şey anlatmadın.
___Harun; yarın anlatırım demiş.
___Hakkı; acaba Tarık şimdi ne olmuştur? O günden sonra hiç haberim olmadı. Çok merak ediyorum, dedi.

Ve sonra beraber butlu bir şekilde yatmışlar. Sabah olmuş kalkmışlar. Hakkı ve Harun güzel bir kahvaltı yapmışlar. Kahvaltıda bembeyaz peynir, buharlar yükselen sıcacık taze ekmek ve sıcak çay, bir tabak yeşil zeytin, ahududu reçeli tereyağı ve yoğurt varmış.

Kahvaltı bittikten sonra beraber derneğe gitmişler. Görevlilere arabanın anahtarını vermişler. Aşları ve urbaları (giyecek) arabaya yüklemişler ve fakir fukaraya yardıma gitmişler. Dernek’te İşleri bittikten sonra eve gitmişler. Hakkı bir cezve kahve yapmış. Bol şekerli köpüklü kahveyi içerken.

Harun geçmişinden bahsedecektim şimdi bahsedeyim demiş. Derin bir nefes aldıktan sonra anlatmaya başlamış. Çok eskiden Diyarbakır’ın çevresinde bir köyde oturuyorduk. Bir gün sabah erkenden saat daha 07.30 gibi iken bir gürültü patırtı ile uyandım. Her yer karma karışıktı. Başım ağrımaya ve dönmeye başlamıştı. Neler olduğunu anlayamıyordum. Sonra öğrendim ki köye teröristler inmiş. Teröristler ve köylüler arasında bir çatışma başlamıştı. O çatışmada kadınlar bile savaşıyordu. O zaman annem ve babam öldü. Bir yardım derneği sayesinde okumaya devam ettim. Sonra okudum buraya taşındım ve sonra senle tanıştık. Beraber çalışıp çok iyi arkadaş olduk. Hakkı çok üzüldüm demiş. Harun kaderimde bu varmış demiş. Evelsi gün hakkı ve Harun Lunaparka gitmişler Lunapark çok güzelmiş. Çarpışan arabalar, trenler, dönme dolaplar, atlıkarıncalar varmış, Lunapark çok neşeli bir yermiş. Her tarafta Renkli renkli ışıklar yanıyormuş. Lunapark’ta çocuklar gibi neşeli bir şekilde oynamışlar. Onlar çocukluklarını çocukken yaşayamamışlar şimdi yaşamaya başlamışlar.

Uzun yıllar geçmiş Harun ve Hakkı hiç ayrılmamışlar. Mutlu mesut bir şekilde yaşamlarını sürdürmüşler taki ölene kadar…

  • İçe Dönüş
  • ensar okutan yazıları
  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Kategorilerden

Kişilere Dair Tanıtılanlar Gelişi Güzel Hüzün Alanı Söz Ola Kara Kalem Yazıları Berceste Hay Sızı Tefekkür İçe Dönüş Ümidlere Dair Yürek Yarası Zamana Dair Hakikat Hikayet Haberdar Güncel Kimdir Nicedir Gonca Şiir Makamı Gülü Gülle Tartarlar Ümmet Coğrafyası Düş Vakitleri Reyhan Hür Tefekkürün Kaleleri Makamı-ı Dikkat
tamamı

Üye girişi

  • Üyelik başvurusu
  • Şifremi unuttum

Gezinti

  • Son Gönderiler
  • Site Rehberi (Yol Haritası)
  • İletişim
  • Kategoriler

Üyelerimiz

  • Çevrimiçi
  • Yeniler
Şu an 0 üye ve 1 misafir çevrimiçi.
  • saliha desem
  • Aysen Erarslan
  • abdullah çal
  • şefika
  • sevgi özsarıoğlu

Duyuru - Etkinlik

-Minare Dergi 2
  • - Az Edebiyat Dergisi'nin 2. Sayısı Çıktı
  • - Rihle Dergisi'nin 3. Sayısı
  • - Yirmiikinci Tasavvur!
  • - Zemheri Edebiyat 6. sayısıyla okurla buluştu!
  • - filbahar 7
  • - Sezai Karakoç Sempozyumu 15 Kasım 2008
  • - Terk Ettiğimiz Doğu'
  • -Temrin Kasım Sayısı
  • - Yankı Bir Dedi
  • ... Devamı
  • Kapı Komşusu

    Cemaat

    Anket

    Ülkemizde sporun (özelde futbolun) dostluk, kardeşlik tesis ettiğine inanıyor musunuz?:

    Son yorumlar

    • hayrolsun...
      12 sa. 52 dk. önce
    • Bir şeyler yapalım ya hu.
      13 sa. 20 dk. önce
    • Dağişik tarzda yazıları
      13 sa. 30 dk. önce
    • İyilerden Allah razı olsun... Kötülerden de
      13 sa. 37 dk. önce
    • insanin gozlerini dolduran
      13 sa. 42 dk. önce
    • Her okulun nasibine bir tane
      16 sa. 9 sn. önce
    • hayrolsun
      1 gün 4 sa. önce
    • İşte şiir diyebileceğim bir
      1 gün 17 sa. önce
    • Yazınn içeriğinde var olan
      1 gün 17 sa. önce
    • Hocam şiiri hangi duygularla
      1 gün 18 sa. önce

    Dostlarımız

    • Dostlar
    • Bunlar da Dostlar

    Hakan Albayrak
    Tarık Tufan
    Cemaat
    Kurtuba
    Kâinata Mektup
    Pata-Gonya
    Minare Dergi
    Rûh-i Gusül...
    Arşivdesiniz
    Dünya Bizim

  • Kuşluk Vakti
  • Mecazz
  • Akabe
  • Sadık Yalsızuçanlar
  • Dergibi
  • Zemheri Edebiyat
  • Yenilgi
  • İsmet Özel
  • Gök Ekin
  • Edebistan
  • Yazıhane
  • İstisnai
  • Gözdeler

    Bugün:

    • Cahit Sıtkı Tarancı’nın Şiirlerinde İnsan ve İnsan Psikolojisi
    • Yazıyorsam, Ey Âh!..
    • Hatırlıyorum, Hiç Unutmadım ki...

    Bilgi

    Kitap

    Bülent Akyürek - İçinizdeki Öküze Oha Deyin

    Sayha Dergi © (1990) 1998 - 2008

    • 100 türk büyüğü
    • kimdir, nicedir?
    • ara
    • İletişim