Pencere
Zehra Betül Bıyık — Per, 24/01/2008 - 00:00
Kırmızının mora, morun maviye, mavinin yeşile yaklaştığı yerdeyim. Bir ufuk var hayalimde. Pencerenin dışından bana gülümseyen, ortak olan dertlerime. Hayalimdeki ufuk gurupta; sisli akşamları sunuyor bana, ardından da seherleri, kuşlukları, ikindileri…
Günbatımının her rengi ayrı bir manadır. İçlerinden en çok kırmızıları görürüz. Tıpkı gün doğarken en çok kırmızıları gördüğümüz gibi. Guruba hayran kalmak aslında kırmızısına vurulmaktı. Güller de kırmızıydı, kan da, alev de, gurup ta kırmızıydı. Ağlayınca göz kızarırdı, utanınca yüz. Guruptan sonra geceye vurulmuştuk. Çünkü her rengin dönüp dolaşıp geleceği yer siyahtı. Geceye vurulmuştuk çünkü her anı sırdı. Üst üste atılmış siyah düğümler çözülmek için seherleri bekliyordu. Ve yıldızlar umuttu. Yıldızlar çıktıkça aynadaki sır belirgin bir şekilde dökülüyordu. Fakat bu küçücük görünen yıldızlarla asla avunmadık. Hep daha gerçeğini bekledik. Zaten yıldızlar seherlerin umuduydu. Ve ay gökte utangaç bir güneşti, aynı zamanda nazlı bir yıldız. Yakamozsa hüzünlü ayın gözyaşları. Bazılarına göre ise tebessümüydü. Belki de gecenin sessizliğinden ürken ayın kendine arkadaş arama çabasıydı. Deniz gibi her şeyi içine atan bir dost; kederleri, sevinçleri, korkuları…
Evet, küçük parıltılarla yetinmedik. Seherleri gözledik hep. Aynı okyanusun ortasında mahsur kalmış acemi bir kaptanın karayı gözlemesi gibi. Çünkü arapsaçını çözmenin yolu ancak aydınlıklardı. Fakat seherde vurulduğumuz kırmızılar, beyaz ışıkları aramamıza fırsat vermedi. Bu istisnai renk cümbüşü doyumsanabilecek kadar da uzun sürmedi. Yavaş yavaş aydınlanmaya başladı sınırsız gökyüzü. Hep devam etti güneş pençelerini dünyaya vurmaya. Kuşluklar oldu yine aynı renk, ikindilere ulaştık biraz solmaya başladı ahenk. Uğraşsak ta tat alamadık bu zamandan, aynı renklerden, aynı koşuşturmacadan. Çünkü bizim vurulduğumuz heyecan gurubun kırmızısıydı.
Zaten bunların hepsi şimdilik bir hayalden ibaret. Gerçek olansa mor ve yeşilimsi dağların hemen bitişiğinde gittikçe kırmızılaşarak bana gülümseyen güneş. Yani gerçek olan günler, yaşadığım an gibi hatırımda. Şimdilik benim için, bu zindanın küçük penceresinde güneşin de hayal olmasına rağmen.
- Zehra Betül Bıyık yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli




Son yorumlar
13 sa. 22 dk. önce
13 sa. 50 dk. önce
14 sa. 1 dk. önce
14 sa. 8 dk. önce
14 sa. 12 dk. önce
16 sa. 30 dk. önce
1 gün 4 sa. önce
1 gün 18 sa. önce
1 gün 18 sa. önce
1 gün 18 sa. önce