Düşünmeyi Düşünmek 1
Nefi Selamoğlu — Pzt, 12/05/2008 - 12:28
Ansiklopedi maddelerinden psikoloji kitaplarına, Felsefeden temel kaynaklara kadar bir çok kitap tarandığı vakit "Düşünme" üzerine sayısız sözün edildiği, cilalı ve efsunlu bir yığın tarifin yapıldığı görülür. Bunlardan bazıları şu şekilde sıralanabilir:
"Objeler yerine onların sembolik mümessilleriyle problem çözme."
"Düşünme, simgesel aracılık (Symbolic mediation) işlemidir."
Nefsin külli nefsden istifade etmesi. Çünkü külli nefs, bütün alim ve düşünürlerden daha çok tesir eder ve daha çabuk öğretir. Düşünce kapısı nefse açılınca, nefis düşünmenin ve sezgi ile istenene ulaşmanın keyfiyetini bilir." vs. vs.
Günübirlik hayatımızda konuşurken susarken, uyurken okurken... aklımızdan geçen, beliren, belirmeyen binlerce düşünce pırıltıları ile haşir neşir oluruz. Bunların kaynağı, bunların çağrıştırdıkları ve bunlardan elde edilen sonuçlar kişiye görelik arz eder. Mesela İbrahim Sadri'nin okuduğu bir şiir, şiir kelimelerinden ve şiir dünyasından çağrışımlar yaptırabilirken benim için İbrahim Sadri'nin şiir macerası ve izlediği güzergah ilk sıraya oturabilir.
Yine mesela babından: Teknolojik gelişmeler, insanı rahata kavuşturmuş gibi gözükmekle birlikte, insan ilişkilerini zayıflatarak hayatı mekanik ve otomatik bir hale dönüştürmüştür hükmü düşünce, öğrenme, bilgi kullanma vs. bakımlarından her ferdde farklı aksülamel meydana getirebilir. Televizyon karşısında akşamlarını heder eden aileler varsa bunun zıddı tutum içinde olan aileler de vardır mutlaka. Teknolojinin meydana getirdiği otomatik yaşam tarzı (Bu parantezin içini de siz istediğiniz ve bildiğiniz gibi doldurunuz!), insanları birbirinden uzaklaştırırken, manevi dünyalarını da hayli köreltebilir. Bunun yanında (Üstadımız İ. Özel'e karşı geliyor gibiyiz ama olsun) Tayy-i zaman ya da Tayy-i mekan yapamıyorsak da internet ve e-mailler sayesinde özellikle mesafeler üzerinde sarfımız olabilmektedir. İnsan beyni muhakkak ki sadece seri düşünebilen bilgisayarlardan daha hızlı ve daha mükemmel çalışmaktadır. Buna rağmen hayatımızda bilgisayarların hız ve arşiv özelliklerinden istifade etmemizi engellememektedir.
Biz ferdler olarak elimizde olan yetkiler ve yetenekler sayesinde teknolojiyi ve bu bağlamda çağımızın bütün verilerini "şahsi" ve "farklı" uygulama alanlarına taşıyabiliriz.
Bu önsözden sonra, şu sıralamaya bakabiliriz: "İnsan bilgisiz, bilgi düşüncesiz, düşünce dilsiz tecellî etmez. Dilden düşünceye, düşünceden bilgiye, bilgiden insana gideriz." İmza: İsmet Özel.
Yukarıdan beri sıraladığımız ve sadece insana has bir nimet olan düşünme nedir öyleyse? Ne kadar düşünmeyi düşünüyoruz? Ne kadar düşünce kabiliyetimiz var?
Cahil doğarız. Bilgilendikçe düşünce ufkumuz genişler, düşündükçe bilgileniriz. Çünkü muhakeme yapabilmeyi, sonuç elde etmeyi, beğenip beğenmemeyi... yeti haline getiririz. Düşüncelerimizin tahtı, dilimizdir. Hatta dil ile düşünür, dil ile var oluruz. Dil, düşünceye taşır bizi. Adem (a.s.)'a öğretilen eşyanın isimleri, yani kelimeler düşüncenin malzemesidir. Düşündükçe bilgileniriz. Bilgi, kurtuluş reçetesidir. Cahillerle alimlerin, hayvanlarla insanların, bilinenle bilinmeyenin ipucudur düşünce. Ne kadar biliyoruz o kadar varız. Ne kadar biliyoruz iki cihan saadetine o kadar yakınız. Negatifinde o kadar cehennemliğiz. Bilgi, sadece insan olmamızı değil, hakiki manada inanan insan olmamızı sağlar bize. Kur'an'ın muhatabı olabilmek için akleden, düşünen insan olmaklığımız gerekir. Çünkü Kur'an düşünüp akledemeyen insanları yerer.
"İnkâr edenlerin durumu, çağırma ve bağırmadan başkasını duymayarak haykıran gibidir. Sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Bu yüzden akledemezler." (Bakara: 171)
Kur'an, aklını kullananları da över:
"Onlar ki, ayakta iken, otururken, yanları üzerinde yatarken Allah'ı zikrederler. Göklerin ve yerin yaratılış hikmetleri üzerinde tefekkür ederler. Ve şöyle derler: "Ey Rabbimiz, sen bunları boşuna yaratmadın. Sen her türlü noksanlıktan münezzehsin. O halde sen bizi o ateş azabından koru." Al-i İmrân: 191)
Binlerce işaret, binlerce açık seçik yol ile sevk ediliriz düşünmenin ülkesine. Bir saatlik tefekkürün bizim artı hanemizde meydana getireceği artışı idrâk bile ilimdir.
- Nefi Selamoğlu yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli




“Aranızda selamı yayınız!”
mehsani — Salı, 13/05/2008 - 13:12Düşünmek elbette güzel, insana mahsus bir meziyet. Hatta buyurduğunuz gibi Allah’ın c.c. emri; “fezkuruni ezkurküm, veşkuruli vela tekfurun.,”
Değerli Hocam, yazınızın içeriğinde de (bir şekilde) vazedildiği gibi, dilden dökülenler (dil geniş manada belleğe hitap eden teessür olarak algılanırsa) dimağımızı yoklar, orada kendisine makes bulmaya çalışır. Bana göre, her sözün bir ufuk çizgisi olmalı ki, (hareket ve tavrı da neticede söz olarak kabul ediyorum!) bizi bir adrese sevk eder.
Vardığımız yer şu veya bu olabilir; Ya esenlik duyarsınız veya hüzün kaplar auramızı. Velev ki burada sebeplerin güler yüzlülüğü de önem kazanıyor! Affedin, buraya nerden geldiniz diyeceksiniz belki; Birkaç kişilik topluluk, bir yerde oturmuş namaz sonrası sohbet ediyorlar. Aralarında sigara içenlerde var, yani görünen bir durum! O topluluğa o cemaatten biri isabet ediyor, selam vermeden yanlarından geçip gidiyor.
Sizin yapacağınız yoruma saygı duyacağımı peşinen belirtmekle birlikte, doğrusunu Allah c.c. bilir ancak bu benim nefsime çok ağır gel(di)ir! Reva mı bu? Bırakın Müslüman’ın Müslüman’a yapmasını, Müslüman’ın Gayrı Müslim’e ( bu kabil aşağılama) yapmasını bile hazmedemem.
Düşünüyorum ya, öyleyse varım. Yani insanım.,
Soruyorum kendi kendime; İlahi Ya Rabb’i, kıyamet denilen bu mu?..
Onlarca mezhep, yüzlerce tarikat olmuş ümmet ve hakkın himmetini mülk edinmeye çalışıyorlar.
Bu ümmet, fitne olmasın diye Cebrail’in işaret ettiği münafıklarla dahi, selamı sabahı kesmeyen bir Nebinin, peygamberin, efendimiz Muhammed Mustafa’nın s.a.v. ümmeti.
Böylece düşünür isek; Tevazuu azim bir nimet değil mi? İslam güzel ahlak değil mi?
Yoksa Allah’ın c.c. dinine yardım edeceğiz diye Müslümanlar bir birlerine (sözüm ona) çirkinliği mi dayatacaklar?
Ayıran değil kayıran, dağıtan değil toparlayan, iten değil çeken, somurtan değil gülen bir izan ve anlayış lazım geliyor bize. “Aranızda selamı yayınız!” Hadisi şerifini hatırlıyorum ve inanın zorlanarak yüzümü tebessüme çekmeye çalışıyorum.
Konunun dışına çıktımsa, özür dilerim. Acıyan yerimi tutuyorum belki de düşündükçe fakat her şeye rağmen, “Allah c.c. bize birbirimizi sevdirsin” diyorum..
Selam ve saygılarımla.,
Mehmet Sani Özel
Selam Üzerinize Olsun
Nefi Selamoğlu — Per, 15/05/2008 - 18:42Anladım üstad... Elbet, kucaklayıcı bir pergambere layık ümmet olma yolu buyurduğunuz. Etimizle, kemiğimizle; dilimizle, gözlerimizle... Ben maksadınızı anlamış bulunmaktayım. Değerli katkılarınıza teşekkür ederim. Selam ile.
"İnsan bilgisiz, bilgi
Halid Aslan — Pzt, 12/05/2008 - 17:10"İnsan bilgisiz, bilgi düşüncesiz, düşünce dilsiz tecellî etmez. Dilden düşünceye, düşünceden bilgiye, bilgiden insana gideriz." Sanırım bu sebepler ülkemizde "dil" ucubeleri oluşturuldu, kaos ortamları meydana getirildi. Dil ve dolayısıyla "iletişim" kopukluğu "başka dilden" konuşur yaptı bizi. Onun için herkesin kafasında bir laiklik, bir ulusalcılık bir özgürlük ve hatta bir "din" anlayışı dolaşıp duruyor. Durgun bir suda dil... Duragan su hastalık büyütür. Dile hareket ise "okur yazar" hepimize düşen bir vazifedir. Bunu da hassaten düşünmemiz ümidiyle. Selamlar.