Kayserili Beş Çağdaş Müfessir - 2. Mustafa İslamoğlu
Osman Gerçek — Çar, 21/05/2008 - 10:45
1960 yılında Kayseri’nin Develi İlçesinde, doğdu. Develi İmam Hatip Lisesi’nde okudu. Babası, bölgenin saygın kanaat önderlerinden Ahmet İslamoğlu. Küçük yaşlarda Arapça sarf-nahiv derslerini babasından aldı. Yükseköğrenimini Kayseri Yüksek İslam Enstitüsü ve Kahire el-Ezher Üniversitesi Şeriat Fakültesinde yaptı. 1990 yılında Akabe Kültür Eğitim Vakfı’nın manevi kuruculuğu ve onur başkanlığını üstlendi. Aynı yıl Denge Yayınları’nı kurdu. İlk yazısı; Milli Gazete’de, ilk şiiri 1980 yılında Mavera dergisi’nde yayımlandı. Milli Gazete’de köşe yazarlığı yaptı. Mavera dergisi'nde; şiir, deneme ve edebiyat yazıları yazdı. Aylık Dergi, Ribat, Vahdet, Meydan dergileri ile Yeni Devir, Vahdet, Yeryüzü, Tevhid gazetelerinde; makaleleri, yayımlandı. Haftalık Selam ve günlük Vakit gazetelerinde köşe yazarlığı yaptı. Mazlum-Der’in Ankara’da düzenlediği Kürt Forumu’na sunduğu ‘Kürt Sorununa İslami Çözüm’ isimli tebliğinden dolayı 1.5 yıl, 1993’te çıkan bir yazısında 5816 sayılı kanuna muhalefet ettiği gerekçesiyle de 1 yıl hapse mahkum edildi. Gölcük kapalı ve Ankara/ Ulucanlar yarı açık caza evlerinde kaldı. 1980 yılında yapılan üniversiteler arası şiir yarışmasında birincilik ve ikincilik ödülleri kazandı. 1997’de Human Rights Watch Helmann-Hammet ödülünü aldı. Kırkdan fazla kitabı olup, bir çoğu defalarca yayınlandı. Mustafa İslamoğlu; uzun yıllardır Akabe Kültür Eğitim Vakfı’nda sohbet konuşmaları yapmakta. İslamoğlu’nun; sohbetleri, kaset ve CD çalışmalarıyla geniş kitlelerin yararına sunuldu. Hilal TV’de; sohbet konuşmaları yapan Mustafa İslamoğlu, Yeni Şafak gazetesinde Sami Hocaoğlu ve Vakit gazetesinde, Arif Çevikel mahlasları ile köşe yazıları yazıyor. Arapça biliyor, evli ve beş çocuk sahibi.
İnsanlık olarak yitirdiğimiz anlamı bulabileceğimiz tek adresin vahiy olduğuna inanan ve varlığını bu uğurda adayan İslamoğlu, ‘Rabbimden tek niyazım, Kur’an’ın asırları aşan ebedi sesinin eteğine kendi cılız sesimi de iliştirip, gök kubbeye salınmış bâki bir sedaya dönüştürmesidir’ diyor, tefsirden muradını açıklarken.
Ve Kur’an tefsiri projesinin amacını şu şekilde izah ediyor:
‘İnanmışımdır ki Kur’an, bir kere nazil olup bitmiş bir kitap değil, her an nazil olan ve kıyamete kadar da nazil olmayı sürdürecek olan, ayakları yerde başı gökte ilahi bir hitaptır. Bu hitaba beyazı ve siyahı, kadını ve erkeği, doğulusu ve batılısıyla herkes muhataptır. ‘Gökten gelen’ kelam ayeti ‘yerden biten’ insan ayetiyle buluşunca tohum toprağa, can canana, vahiy insana kavuşmuş olmakta; anlam insanını, insan ise kaybettiği anlamını bulmaktadır.
Gel gör ki, insanla vahiy arasına görünmez engeller gerilmiş; vahyi insansız, insanı vahiysiz ve de anlamsız bırakmak isteyen hoyrat eller, ilahi mesajın diriltici çağrısına teşne kulaklara kurşun akıtmıştır. Dahası, bu mesajı can kulağıyla dinleyecek olan bir çok can, dilinden anlamadığı bir mesajı kendisine anlatacak bir tercümana muhtaçtır.
Yüzyıllardır, Kur’an’la insanı buluşturmak için çaba verilir. Paha biçilmez tefsir müktesebatı ve Kur’an kitaplığımız, işte bu eli öpülesi çabaların ürünüdür. Fakat Kur’an’ın anlaşılması için gösterilen her çaba kendi çağına hitap eder. Mutlak olan vahiydir; hiçbir yorum mutlaklaştırılamaz. Yorum mutlaklaştırıldığı gün vahiy susar. Bu nedenledir ki, Kur’an’ı her çağın diline tercüme edecek tercümanlar olmalıdır.
Tefsir ve mealler işte o Kur’an tercümanlarının eseridir. Bir insanın uğraşabileceği en soylu uğraş, ömrünü Kur’an’a adamış olmaktır. Ama bir insanın sırtına yüklenebilecek en ağır yük de yine Kur’an’a tercüman olma sorumluluğudur.’
1992 yılının Ekim ayında Kahire dönüşü başlattığı tefsir dersleri; lafız, mânâ ve maksat üçlüsü içerisinden, daha çok “Kur’an’ın maksadına” vurgu yapan bir tefsir anlayışıyla 15 yıldan beri devam etmektedir. Aynı dersler www.tefsirdersi.com adlı siteden canlı olarak yayımlanmaktadır. Yine 1998 yılında başlayan Dünyada bir ‘ilk’ olma özelliğini taşıyan Tefsiru’l Kur’an ve Te’vilu’l-furkan adlı görüntülü ve sesli (DVD, Video, Audio) 200 derslik tefsir projesi tamamlanmış bulunmaktadır.
Görüntülü tefsir projesi ile başlayan Gerekçeli Meal adı verilen Kur’an’ın Türkçe tercüme çalışması da yukarıdaki projeyle eş zamanlı olarak yürütülmüş ve birlikte tamamlanmıştır.
İslamoğlu, tecvid eksenli Kur’an eğitiminden, tertil eksenli Kur’an eğitimine geçmenin elzem oluşunu ise şu şekilde izah ediyor: ‘Allah bize, daha ilk vahiyler inerken “tertîl”i emretti: Ve rattili’l-Kur’âne tertîlâ: Kur’an’ı üzerinde dura dura, düşüne düşüne, anlaya anlaya, kavraya kavraya oku!” (Müzzemmil 4) Biz ise, zaman içinde, tarihi şartların da dayatmasıyla “tertîl” emrini “tecvide” indirgedik. Orada da durmadık. Biz ne yaptık? Önce Kur’an’ı Mushaf’a indirgedik. Sonra tertili tecvide indirgedik. Sonra tecvidi telaffuza indirgedik. Sonra telaffuzu tilavete indirgedik. Onu da ses sanatına irca ettik. Tecvid, “okuyuşu güzelleştirme” demek; yaşayışı güzelleştirmenin açığını, okuyuşu güzelleştirerek kapatacağımızı zannettik. Olmadı…’
Mustafa İslamoğlu, İslam medeniyeti ve geleneği içinde, özgün, özel ve özellikli çalışmaları ile ufuklar açmaya devam ediyor.
- Osman Gerçek yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli


İslamoğlu Evrenkent'i
Musab Yasir — Cts, 24/05/2008 - 22:05Dostlar. Yüreğimin ta derinlerine iner İslamoğlu'nun tefsir dersleri, kitapları. Allah'a yaklaştırmayı önceler hoca, kendine değil. Yazılarımdaki temel omurga da O'nun açısıdır. Bu sebepten benim için bir okuldur Mustafa İslamoğlu. Hem hayatta, hem de rüyalarda... Allah için çok seviyorum. Allah razı olsun. Tanıdığım ve bildiğim kadarıyla Resulullah efendimize en çok benzettiğim adamdır yaşayan. Ağıt ve Raks bütün zamanlarımın şiiridir. Yürek Devleti gerçekten de inşaAllah yüreğime devlet kurmuştur. Hakikate iman edenlere ne mutlu!
Hakan Albayrak'ın bugünkü yazısını da aşağıya alıyorum:
"Kur'ani Hayat
Hayatta pek az şey bana Mustafa İslamoğlu hocamızın yıllardır süren tefsir dersleri kadar haz vermiştir.
Yaşadığımız günlerin en anlamlı, en hikmetli, en değerli işlerinden biri olarak gördüğüm bu dersler nasipse önümüzdeki ay tamamlanacak.
Hoca, son dersini verip sözlü tefsir faslını kapatacak ve yazılı tefsir çalışması üzerinde yoğunlaşacak.
Abidevi tefsirler arasındaki yerinin şimdiden ayrıldığını hissettiğim bu çalışmayı okumak için 10 sene kadar beklememiz gerekebileceği söyleniyor.
Neyse ki Mustafa Hoca, tefsirin özeti mahiyetinde bir açıklamalı meal hazırladı.
Bugün-yarın baskıya verileceğini duyduğumuz bu çalışmanın ilk nüshaları, hocanın son tefsir dersinde Kur'an dostlarının ilgisine sunulacakmış.
Bârekallah.
Arkadaşlarla konuştuk; yaz aylarında mesaimizin hatırı sayılır bir kısmını bu açıklamalı meale ayırıp, üzerimizdeki pasları mümkün mertebe atmaya çalışacağız inşaallah.
Bir müjde daha: Hocanın açıklamalı mealiyle birlikte, "Kur'ani Hayat" dergisinin ilk sayısı da çıkacak inşaallah.
Evet; Ku'ani hayatın izini süren bir vakıf (Akabe), Kur'ani hayatın izini süren bir yayınevi (Denge), Kur'ani hayatın izini süren bir televizyon kanalı (Hilal)… ve şimdi de Kur'ani hayatın izini süren bir dergi.
Mustafa İslamoğlu ve arkadaşlarından da zaten böyle bir dergi beklenirdi.
Yayın yönetmenliğini Dr. Fethi Güngör'ün, yazı işleri müdürlüğünü Muharrem Baykul'un, başyazarlığını Mustafa İslamoğlu'nun üstlendiği; yayın kurulunu Fethi Güngör, Hasan Hafızoğlu, Adnan İnanç, Muhammed Emin Yıldırım ve Bahri Bulut'un oluşturduğu; kadrosunda Münib Engin Noyan, Fatih Okumuş, Suat Yıldırım, Y. Ö. Özburun, M. Yolcu, Y. Aydoğan, C. Tekeli, Y. İslamoğlu, H. Kerim Ece, B. Doğruer gibi isimlerin yer aldığı derginin 'çıkış gerekçesi'ne ilişkin bir açıklamada şöyle deniliyor:
"Belirsizlikler çağında yaşıyoruz. İnsanlar aradığını bulamıyor, çünkü ne aradığını bilmiyor. Bulanlar da çoğu zaman farkında olamıyor. Sorunlarını ve önceliklerini belirlemede zaafa düşüyor. Milyonlarca insan neyi, nerede arayacağını ve hakikate nasıl ulaşabileceğini bilmiyor. Önceliklerini kısmen belirleyebilenler de çoğu zaman usul hatası yapıyor. Sorunu tesbit etmek yetmiyor. Tedavi için yanlış bir yöntem kullanılması sorunu derinleştiriyor.
Çözümün Vahye dönüşte olduğunun farkında olan ve bunu dillendirenler de aslında az değil. Sünnetin vahyin amele dönüşmüş hali olduğunu bilenler de az değil. Ancak, bir türlü maksada vasıl olunamıyor. "Vusulsüzlük, usulsüzlüktendir" özdeyişinde ifadesini bulan hakikat sebebiyle, usulde yapılan hatalar, içeriği de etkisiz hale getiriyor. Kur'an'ın yolundan gittiğini iddia edenlerin vahyin öğrettiği usule uymadığı görülebiliyor. Müslümanın tasavvuru seküler etkilerle kirletiliyor. Maksatlı ve sistemli mühendislik çabalarıyla zihinlerin vahiy ile olan canlı bağı koparılıyor. En tehlikelisi de, bu kirlenmenin zamanla kanıksanır hale geliyor olması.
Küresel kirlenmenin aksine, son ikiyüzyıldan beri sessiz ve derinden akıp gelen bir diriliş neslini de, bir ilahi bağış ve büyük bir imkan olarak görmek gerekir. Küresel kirlenmeye karşı tepki verenlerin varlığı, insanoğlunun Yüce Yaratan tarafından "unutulmamış" olduğunu gösterir. Urvetu'l-Vuska, Mihrap, Sırat-ı Müstakim, Menar, Sebilu'r–Reşad, Darü'l-Fünun, Tercümanu'l-Kur'an, Hikmet, Diriliş, Hareket, Büyük Doğu, Düşünce vb. dergilerin hepsi küresel kirlenmeden arınmaya çağırmak için yola çıkmıştı. İlmi, fikri, edebi, siyasi vb. içerik ve üslup farklılıklarına rağmen, hepsi de vahye muvafık bir hayatın inşası için mesajlar vermiştir.
Ancak, bu süreçte bütünüyle Kur'an'ı konu alan bir dergiye rastlanmamaktadır. Aziz Kur'an'ın varlık hakkında derin düşünce kapılarını aralamak ve bilinçli kabul veya bilinçli red demek olan imana ulaştırmak gibi hayati amaçlarını, dergi formatında geniş kitlelere ulaştıran müstakil Türkçe yayınlar şimdiye kadar bir iki istisna dışında ortaya çıkmadı. Oysa, Kur'an ile hayatı buluşturan, bu iki değeri birbirine bağlayan bir dergi, vahyin öngördüğü hayatın inşası yolunda önemli bir görev üstlenebilirdi. İşte, tam da bu saikle doğuyor, Kur'ani Hayat Dergisi!"
Şükür ki doğuyor."
.....................................................................................
"..gör ki raksederek ağlamak da varmış hesapta.."
...gör ki raksederek ağlamak da varmış hesapta...
bir soru
adige batur — Çar, 21/05/2008 - 17:31Mustafa İslamoğlu son dönemde isminden bahsettiren şahsiyetlerden... Kendisini tenkit ettiğim yönler var ama takdir ettiğim yönleri de var...
Benim uzun zamandır merak ettiğim bir durum var: Mustafa İslamoğlu El-Ezher mezunumudur yoksa orada bir süre eğitim görmüş ama eğitimini tamamlamadan dönmüş müdür?
O dönem El- Ezher'de okuyan bir dostum İslamoğlu'nun okulu bitirmeden ayrıldığını daha doğrusu eğitimine son verildiğini söyledi. Bunları art niyetle yazmıyorum ama kitaplarında ve özgeçmişinde El-Ezher mezunu diye yazdığına göre burada bir problem var. Dostumun beyanına da kesin gözüyle bakmadığım için bilginiz varsa konuyu aydınlatmanızı rica ediyorum...
Allah Bize Yeter !
iletişim
Zehra Arslan — Çar, 21/05/2008 - 20:42http://www.mustafaislamoglu.com/
mustafa hocayla birbirebir iletişime geçmeniz daha makul olur...iletişim adresi var site içinde...bir çok şeyler söyleniyor unutmamak gerekir ki bu modern zamanda pek bir moda oldu karalama kampanyaları sadece mustafa hocayı kastedmiyorum yanlış anlaşılmasın.
ve mustafa hocamızın şiiriyle selamlayalım
Nuveyba
Öfkemin hançerine su ver sen
kalkalım bir seher vakti Nuveyba
işgaledilmiş topraklarımız üstüne
güneş doğmadan önce
her taşın dibine bir yıldız gömmüşler
şu denizden hala kırbaç sesi gelir
atlıları en son ne zaman görmüştün Nuveyba
nezaman öpmüştün ayağını Selahaddin’in
kol kırılır yen içinde kalır
ya baş koparsa Nuveyba
bu gövde bir düşerse yere ya
kan tutar dağları, atom santrallerini
yeryüzünü ve umutları sel alır
geriye andın, aşkın ve adın kaldı
andını çocuklar içti Nuveyba
aşkın yüreklere düştü
adın cellatların kirli elinde
Filistin askısına dönüştü
kan akacak bu topraklarda kan
kendileri benimkini
demirden atları seninkini içecek
bir can düşecek toprağa
Sabra
bir can kalkacak.
Ramallah’ta tarlalara çocuk ektik Nuveyba
taşlarıyla ebabiller dönüştü tomurcuğa
güz ekinidir bilirsin verirse Mevla
yüreklerin buz kestiği bir mevsimin ardından
her bir çiçek kesebilir çocuğa
sihirbazın çırağını hatırlarsın Nuveyba
o hendekte hala tüter annelerin şarkısı
o gün bu gün hala utanır güneş
adın ateş, andın ateş, aşkın ateş.
İslamoğlu Üstad yakın bir
Kerem Dağlı — Çar, 21/05/2008 - 13:23İslamoğlu Üstad yakın bir zamanda Yeni Şafak'taki yazılarına "meal" çalışmalarına hız vermek maksadıyla son verdi. Bir çok kıymetli esere imza atan İslamoğlu'nun mealini de sabırsızlıkla bekliyoruz.
Bazı eserleri:
Hayatın Yeniden İnşası İçin
İmamlar ve Sultanlar
Yürek Devleti
Adayış Risalesi
Yokluğunda Düşülmüş Notlar
Üç Muhammed
Yürek Fethi
Kalemle Öğreten Adına
...