Sayha Dergi

  • hicret ve şehirler
  • 100 türk büyüğü
  • kimdir, nicedir?
  • ara
  • İletişim
Kişilere Dair › Kara Kıtanın Özgürlük Savaşçısı: Malcolm X

Kara Kıtanın Özgürlük Savaşçısı: Malcolm X

adige batur — Cts, 31/05/2008 - 08:22

“Aslanlar kendi tarihçilerini çıkarana kadar, av hikâyeleri
her zaman avcıyı övecektir”
(Afrika atasözü)

Malik El- Şahbaz… Onu ilk gördüğümde bir sinema sahnesinin tam ortasındaydı. Kendi filminin içinde, siyahın en öfkeli tonunda… Denzel Washington, Molcolm X rolündeki unutulmaz performansıyla o filmde bana çok şey anlatmıştı. Sonra hayatını okudum, resimlerini gördüm. Muhammed Ali, ringlerde fırtına gibi eserken Malcolm arkasında dimdik duruyordu…

Bildiğim gördüğüm Müslüman profiline benzemiyordu… Mağrurdu, dik başlı, kararlı ve hırçın bir görüntüsü vardı… Ona “Amerika’nın en öfkeli adamı” diyorlardı ve o, bunu inkâr etmiyordu. İyi giyiniyordu her fotoğrafında şık görünüyordu, insanı etkileyen bir duruşu vardı, kararlılık abidesi gibiydi. Bir fikre saplanıp kalmamıştı, hayatını değiştirecek, hayatını yönlendirecek, hayatına mal olacak kararlar vermişti. İslam’ı seçerken de, İslam adına lider saydığı kişinin günah işlediğini görüp karşı çıkarken de, öldürüleceğini bile bile kürsüye yürürken de cesurdu…

Zenci bir papazın kapkara oğlu olarak Nebraska’da doğdu. Genç yaşta babası beyazlar tarafından öldürüldü. Hızlı bir gençlik geçirmişti, “Koca Kızıl” lakabıyla mafyada ortalığı kasıp kavurdu. Hapse girdi… Malcolm’un hayatının dönüm noktası da burasıdır. Burada tanıştığı Müslüman zenciler ona Elijah Muhammed’i ve İslamiyet’i anlattı.

O günden sonra her şeye yeniden başladı. Eline bir sözlük alıp, ilk harfinden son harfine kadar okudu… İşte söz üstadı olmanın ilk basamağı... Bu basamaktan kitleleri konuşmalarıyla yönlendiren, etkileyen, insanların dinlemek için salonları doldurduğu Malcolm X ortaya çıktı.

Bu kara kıtanın öfkeli adamı Zenci olmanın utanılacak bir şey olmadığını adeta haykırdı. Çünkü o yıllarda “Zenci” demek köle demekti. Zenci olmak otobüslerde kendilerine ayrılmış yerlere oturmak zorunda olmak, beyazların olduğu kafelere, salonlara, özel mülklere hatta kiliselere girememek demekti. Aşağılanmak ve buna tahammül etmek zorunda olmak demekti. Bu durumun en iyi ifadesi “Köpekler ve zenciler giremez” tabelasıydı.

İşte Malcolm bu insanlara kendi tarihlerini, yani unutturulan tarihlerini anlattı. Atalarının yük vagonlarıyla birer hayvan gibi bir kıtadan diğerine taşındığını, milyonlarcasının bu yolculukta öldüğünü, hayatta kalanları ise ölümden daha kötü bir sonun karşıladığını... Ve tüm sistemi yeniden sorduladı:

“Öncelikle bilmek istiyoruz: Neyiz? Nasıl olduk? Nereden geldik? Oradan nasıl geldik? Kimleri geride bıraktık ve onlar orada ne yapıyorlar? Bunlar bize söylenmedi. Buraya getirildik ve tecrit edildik - en komik olanı da “ayrımcılık”tan ve "tecrit'ten bizi suçluyorlar. Kimse sizden ve benden daha çok tecrit edilmiş değil. Dünyada bir halkı ayırmakta ve tecrit etmekte demokratik sistem dedikleri bu sistemden daha başarılı bir sistem yok ve siz ve ben bunun en iyi örneğiyiz. İnsanlarımızdan ayrıldık ve uzun zamandır burada tecrit edildik.”

Onun önünde ezilmiş, hor görülmüş, sindirilmiş yığınlar vardı. Ve hatta bu yığınların bir kısmına bu köle hayatı, onların hak ettiği yaşam biçimi gibi anlatılmış ve bu çaresiz insanlar, Hıristiyan rahiplerin “Sana tokat atana diğer yanağını çevir” masallarıyla hakkını arayamaz hale getirilmişlerdi. Birçoğu “ben bir zenciyim ve bununla yaşamalıyım” diyordu. İşte bu haldeyken O Öfkeli Adam onları kendine getirdi:

"Kimse size özgürlüğü veremez. Kimse size eşitlik, adalet ya da başka bir şey veremez. Erkekseniz gidin ve kendiniz alın."

"Barışçıl olun, kibar olun, kurallara itaat edin, herkese saygılı olun; fakat biri size dokunacak olursa onu mezara gönderin”

Şiddet yanlısı değildi, öyle görünüyordu, öyle tanıtılıyordu, ama öyle değildi. Kimsenin hakkını yemem kimseye hakkımı yedirmem düşüncesiyle hareket ediyordu.
"Evet, ben aşırıyım; çünkü benim halkım, bu ülkede aşırı derecede kötü durumda!"
Onun bu gür sesi yankısını buldu, yüz binlerce zenci onun etrafında toplandı. Fakat bu durum birilerini rahatsız etti, onun giderek daha geniş bir etki alanına sahip olması, İslam’ı kendi dini gibi anlatan, İslam adına zenci milliyetçiliği yapan ve kendini Peygamber ilan eden, cemaatinin lideri Elija Muhammed’in konumunu tehlikeye sokuyordu. Elija’nın zina yaptığı söylentileri üzerine Malcolm’un durumu araştırması ve bu konuda liderine karşı çıkması bardağı taşıran son damla oldu. Cemaati tarafından konuşma yasağı getirildi. Bunun üzerine Malcolm X hacca gitmeye karar verdi. Bu vesileyle Afrika’yı dolaştı, diğer Müslümanları tanıdı ve hacda, o büyük buluşmada, Allah indinde ne siyah’ın beyaza ne beyazın siyaha hiçbir üstünlüğü olmadığını anladı:

“Dünyanın dört bucağından on binlerce hacı ile birlikteydim. Mavi gözlü sarışınlardan siyah derili Afrikalıya kadar bütün renkler kaynaşmıştı. Fakat hepsi insanların birlikteliğini, tek bir ruh halinin ibadeti içinde idiler. Bu benim Amerika'da siyah ile beyaz arasında göremediğim, fakat görülmesi kaçınılmaz olan ve mümkün olan bir manzaraydı.

Amerika, İslâm'ı tanımalı, anlamalı ve bilmelidir. Çünkü sadece bu din toplumdaki ırk, renk, insanlar arasındaki ayırımı kökten reddetmektedir. İslâm ülkelerine yaptığım gezilerde konuştuğum insanlar ve hatta beraber yemek yediğim beyaz Amerikalılar kafalarındaki beyaz ayırımcılığın İslâm ile tanıştıktan sonra yok olduğu söylediler.”

Ve bu yolculuktan ülkesine döndüğünde şunları söylüyordu:
"Ben ırkçıydım ve İslâmiyet’i ancak o şekilde benimsemiştim. Fakat Hz. Muhammet (SAV) ve Hz. İbrahim'in (AS) yaşadıkları kutsal ülkeleri ziyaret ettikten sonra şimdi gerçek bir Müslüman oldum. Artık eski ırkçı değilim."

Bu sözler onu şahadete götüren süreci başlatıyordu. Cemaatinden ayrılıp İslam Misyonu Örgütü’nü kurdu. Hikmet-i ilahiye bakın ki kendini peygamber ilan eden ve Malcolm’un ölüm emrini veren Elija Muhammed’in oğlu, Wallace D. Muhammed de gerçek İslam’ı tanıyıp Malcolm’un saflarına geçmişti.
Malcolm X hacc dönüşü adını da değiştirmiş El-hac Malik El-Şahbaz ismini almıştı. Kurduğu yeni örgüte beyazları da kabul ediyor ve gerçek İslam’ı anlatıyordu.

Ve şahadet vakti geldi. 21 Şubat 1965’te Detroit şehrinde bir konferans düzenleyecekti. Ona hayatının tehlikede olduğunu, kendisine suikast düzenleneceği, konuşmasının riskli olduğu söylendi. Ama o yolundan dönmedi ve kürsüye doğru yürüdü. Eski cemaatine mensup milliyetçi siyahlar, konuşmanın hemen başında onu şehit ettiler. Vücuduna on altı kurşun isabet etmişti…
Ölüm haberini gazeteler şöyle veriyordu: “Malcolm meteliksiz öldü!”
Bir dava adamına yakışır şekilde…

Ölümünden sonra… Elbette davası yarım kalmadı. Örgütün başına Wallace D. Muhammed geçti. Diğer İslam cemaatleriyle birleşip güçlendi. Halen etkisini ve ağırlığını koruyor…

Malcolm X, kimine göre lider, kimine göre hain, kimine göre zenci ve kimine göre siyah bir tehlikeydi. Ama herkes çok iyi biliyordu ki o tam bir Müslüman’dı; öyle yaşadı, öyle öldü…

  • Kişilere Dair
  • adige batur yazıları
  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Kıskandıran Malik

Musab Yasir — Per, 05/06/2008 - 11:24

Ölüm üzerine düşünmeye başlamak bir başkasına belki biraz dokunacaktır, ama benim pek aldırdığım yok buna. ihtiyarlayıncaya değin yaşayacağıma hiçbir zaman inanmamışımdır zaten. Daha müslüman olmadan önce bile, getto batakhanelerinde dümencilik yaparken ve daha sonraları bir mahkum olarak hapishanede yatarken kafamda bir saplantı halinde iyice yer etmiş bir inanç; benim rahat yatağımda ölmeyeceğime dair bir inanç vardı. Aslına bakarsanız, ailemizde öteden beri sürüp gelen birşeydi bu. Amcalarımın pek çoğu birer kazaya kurban gitmişlerdir; inandığı şeyler yüzünden öldürülmüştür babam. Laf oradan açılmışken belirteyim; nelere inanacağımı kesinlikle seçmişsem, buna bir de bendeki mizacı ekleyiniz, sonra bunlarla da inandığım şeye kendimi yüzde yüz adayacağımı toplayınız, işte size apaçık bir hesap. Bütün bunlar, benim için yaşımı yaşayıp dişimi dişledikten sonra ölmenin mümkün olmadığını gösteren gerekçeler değil midir?"

Malcolm X

...gör ki raksederek ağlamak da varmış hesapta...

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Eyvallah

adige batur — Per, 05/06/2008 - 18:50

Teşekkür ederim bu güzel katkı için...

Allah Bize Yeter !

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

"Şimdi artık şehadet

Halid Aslan — Cts, 31/05/2008 - 13:07

"Şimdi artık şehadet zamanıdır!"

sert adımlarla geldi, merhamet dolarak gitti. bir insanın değişim süreciyle ne halden ne hale geldiğini yaşayarak gösterdi. Allah rahmet yağdırsın üzerine.

güzel insanlardan birisini tekrar hatırlattınız. güzel kalınız.

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Bu güzel çalışmanız için

Genç Okur — Cts, 31/05/2008 - 10:54

Bu güzel çalışmanız için teşekkür ederiz..

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Kategorilerden

Zamana Dair Berceste Güncel Yürek Yarası Tanıtılanlar Kara Kalem Yazıları Ümmet Coğrafyası Hay Sızı Reyhan Sorulunca Söylenenler Hüzün Alanı Gül Kokusu Hakikat Hikayet İçe Dönüş Söz Ola Gonca Gülü Gülle Tartarlar Kişilere Dair Düş Vakitleri Hür Tefekkürün Kaleleri Tefekkür Kimdir Nicedir Şiir Makamı Gelişi Güzel Haberdar
tamamı

Üye girişi

  • Üyelik başvurusu
  • Şifremi unuttum

Gezinti

  • Son Gönderilenler
  • Site Rehberi (Yol Haritası)
  • İletişim
  • Kategoriler

Üyelerimiz

  • Çevrimiçi
  • Yeniler
Şu an 0 üye ve 0 misafir çevrimiçi.
  • saliha korkut
  • cumali yapça
  • Minare
  • NURA_HASRET
  • samim

Anket

Çocukluğunuzu Yaşayabildiniz mi?:

Duyuru - Etkinlik

  • - "Yedi İklim" edebiyat dergisi
  • - 11 Eylül Bağlamında 1984`ü Yeniden Okumak
  • -“Bir nokta” edebiyat dergisi
  • - "Ölümsüzlüğü Tattık Bize Ne Yapsın Ölüm…"
  • -Temrin Dergisi Ağustos sayısı
  • -Telve Dergisi'nin 4. Sayısı Çıktı!
  • - dogudan 1 YASINDA…
  • - Bir Ricamız Var!..
  • ... Devamı
  • Son yorumlar

    • çoban matı
      15 sa. 23 dk. önce
    • öncelikle sayhaya hoş geldin
      1 gün 6 sa. önce
    • Agam gelen baş üstüne
      1 gün 14 sa. önce
    • Amin.... Biz biliyorduk da
      1 gün 14 sa. önce
    • Biz Biliyorduk
      1 gün 18 sa. önce
    • "Mardin akşamları, yanar ışıkları..."
      1 gün 23 sa. önce
    • mardin.
      2 gün 5 sa. önce
    • "Şehrin gönlüne arzın
      2 gün 5 sa. önce
    • Aruzunu bulasım geldi
      2 gün 6 sa. önce
    • "Uyuyan fecrin azametine
      2 gün 8 sa. önce

    Dostlarımız

    • Dostlar
    • Bunlar da Dostlar

    Tarık Tufan
    Cemaat
    Haber Vaktim
    İstisnai
    Kurtuba
    Kâinata Mektup
    Pata-Gonya
    Heterotopya
    Dergi-lik
    Arşivdesiniz
    Sanat Akademi

  • Kuşluk Vakti
  • Mecazz
  • Akabe
  • Sadık Yalsızuçanlar
  • Dergibi
  • Zemheri Edebiyat
  • Blog Dergibi
  • İsmet Özel
  • Gök Ekin
  • Edebistan
  • Yazıhane
  • Parmakucu Edebiyat
  • Kocaman Yazarlar

    • Bekir Fuat
    • Muhteşem Mollamız

    Bekir Fuat her hafta bir röportajı ile bizle...
    Usta kalem Bekir Fuat her hafta bir röportajı ile bizlerle...

    Molla Kasım'ın Sahih Rüyaları.Molla Kasım'ın Sahih Rüyalarına tevafuk eden kaylule uykusu...

    Rehber gezintisi

    • FAQ - Sık Sorulan Sorular
    • Katılım ve Telif Bilgisi
    • Künye

    Gözdeler

    Bugün:

    • Gelir
    • Tahta Salıncakta Bıraktım Ömrün Kalanını...
    • Süryani Bir Çığlık: MARDİN

    Sayha Dergi © (1990) 1998 - 2008

    • hicret ve şehirler
    • 100 türk büyüğü
    • kimdir, nicedir?
    • ara
    • İletişim