Sayha Dergi

  • ramazan
  • 100 türk büyüğü
  • kimdir, nicedir?
  • ara
  • İletişim
Düş Vakitleri › Cümleyi Nasıl Bilirdiniz?

Cümleyi Nasıl Bilirdiniz?

asude zeynep toprak — Pzt, 30/06/2008 - 07:32

-GECEYLE BİR…

Sözün gümüşü çoktan çamaşır suyuna düşmüştü… Gece ilerlemek bilmeyen bir hal almış, insanlar susuyordu… En çok kelimelerin silinmesi gerekiyordu, ama zedelenmiş sözler çoktan ilmeği boğazlamışlardı… Kelimeler tıkanmıştı geceye, gece geçit vermiyordu.

Sarp hüzünlerle, bağdaş kurmuş şehir alevleri, yakmıştı gözlerini. Yakılacak köprüler olmadığından mı artık bilinmez, gitmekten bahseder olmuştu hepsi birden… Köprüler şehirleri biraz daha birbirine uzak kılarken bir geceyle bir cümle âşık oldu birbirine…

Gölge dedi gece, zamanlanmış bir hatanın ayağı burkuldu, gece aktı gündüze… Artık insanlar masal yaşamaktaydı… Gece cümleye tutkundu, cümlenin mihrabını yokluyor, yanılmak nedir bilmeden ona sahip çıkıyordu. Cümlenin başı dik… Çokbilmiş bir hükmün kirpiklerini ıslatıyordu gece diye… Aşk demiyordu bütün ukalalığı üzerine alarak, bir anne bilgiçliğiyle kendinden emindi… Geceye karşı dik durmak her cümlenin harcı değildi… Geceye ayak diretmesi bir öykünün parçasının, aşk diyip geçiştirilecek bir şey değildi… Bir geceyle bir cümle birbirlerine niyetli gündüzlerdi adeta… Gece ilmeklenmiş bir hıçkırıktı, cümle hala çocuktu…

İçlerini yakan mevsime inat, kıyıda köşede kim varsa sahipleniverdiler… Gece, âşıkları alıyor, uyutmadan sabaha teslim ediyor, görevini yerine getirmenin huzuruyla güneşe selam duruyordu. Cümle, nükseden acı birikintilerini kimsenin üzerine sıçratmadan baş tacı oluyordu âşıklara… Birbirlerini tamamlıyorlardı. İnsanlara sınırsız hizmet vermenin sınırlarını zorluyorlardı… Nerede yaralı, tek kalmış biri varsa en içli kitabın içinden çıkıyordu cümle, en can yakan şiirde parlamaya başlıyordu… Gece durmak bilmeden, en güzel yağmurları parselliyordu…

Gündüz çıkageldi… Cümleye vurgunluğunu en iyi bilen güneşle birlikte cümlenin sahibinin ayaklarına geldi… Aydınlık öykü evinin sahibesi, getirdikleri Günyüzü görmüş vaatlere bakadurdu… Dili tutulmuştu söylenenler karşısında… Gündüzün temiz yüzünü görüp biricik cümleciğine bu hayırlı kısmeti duyurdu. Cümle kararlıydı, geceydi onun diğer adı…

İki kardeş birbirlerine düşüverdiler… İkisi de öykünün en güzel cümlesine vurgundu. Cümle geceye, gece aslında bilmeden gölgeye… Cümle artık yorgundu. Olup bitene kelimeleri bir anlam veremiyordu. Virgülüne soruyor, ‘hey ünlem bana bir akıl ver’ diyor, ama bir türlü ne yapacağını kestiremiyordu. Üstüne üstlük, imla hatalarını kapayan geceye karşı gündüzün tüm çıplaklığını fark ediyordu… Bu durumda içinde bulunduğu öykünün sahibesine karşı çıkmaktan öte yapabileceği bir şey yoktu… Onu ikna edebilmek, güneşi dünyadan soğutmaktan bile zordu… Cümle harflerini döke döke çıtı yola…

Artık, hiçbir öyküye aitliği olmadığını bilerek, tüm gerçekleri fark ederek, bile/isteye vardı saatin kapılarına… Gece olmasına dört dakika kala, dört hüzünle, dört cümle geldi çöktü dermansız dizlerine… Noktaları terk etti cümleyi…

Bir…

Güneşi gündüzden, geceyi günden çekemeyeceğini ayrımsadı… Bir hüznün altı çiziliyordu… Saat sanki 23:56’ da tıkanmış kalmıştı… Kızgındı…

İki…

Eski sahibesinin elleri geldi aklına… Kalemi tutanın tırnaklarına bakışı… Tırnaklarının kelimelerine olan yırtıcılığı ve yaşları… Canı yandı…

Üç…

Ağlamak denen şey sadece eskiyen kâğıdını yıpratıyordu… Öğrendi…

Ve dört…

Gece kapılarını neden açmıyordu?

Kapıyı açanın gözlerinden uzak bir güneşin emrindeki dolunay olması yıktı cümleyi… Topu topu iki kelime çıkıp gelmişti… Ağır değildi vebali… Gece cümleyi bırakıp kendini başka şehirlere adamıştı… Bunu söyleyen dolunaya haykırdı kalan son dermanını cümle… ‘beni bırakıp nasıl gider, oysa tüm harflerimi vermiştim ona…’ dolunay artık o yok, teksin dedi… Cümle tüm harflerini serdi ipe… İlmek artık boğazına dayanmıştı ve gidiyordu… Dört anı kaldı kirpiklerinde, Dört dakikalık bir ömür…

***

Gece girdi kapıdan. Yıldızların yaşlarını silmeye kalktı… ‘hey ne bu karanlık…’

Dolunaya sordu, ‘nerede benim cümlem?’ dolunay suskun kirpikleriyle ölü kelimelerini gösterdi geceye…

Gece kendini güneşe verdi, gece kendini aşka verdi, gece kendini ateşe verdi…

— Cümlem beni beklemedi!

Güneş, dolunayı ödüllendirdi… Güneş gündüzü dillendirdi… Gece bir daha ısıtmadı iklimleri…

  • Düş Vakitleri
  • asude zeynep toprak yazıları
  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

geç oluyor ama...

asude zeynep toprak — Salı, 22/07/2008 - 22:33

teşekkür ederim yorumlarla katılan zenginlik için... nazan bekiroğlu üslubuna bi benzerliği var mı bilmem ama onun kırması gibi değilsem ne mutlu bana...

hasılı, cevabım geç oldu biraz idare buyrun.. saatte epey geç zaten:)

eyvallah diyip kaçacağım;

eyvallah!

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Ve dört… Gece kapılarını

Zehra Arslan — Pzt, 30/06/2008 - 20:44

Ve dört…

Gece kapılarını neden açmıyordu?

Kapıyı açanın gözlerinden uzak bir güneşin emrindeki dolunay olması yıktı cümleyi… Topu topu iki kelime çıkıp gelmişti… Ağır değildi vebali… Gece cümleyi bırakıp kendini başka şehirlere adamıştı… Bunu söyleyen dolunaya haykırdı kalan son dermanını cümle… ‘beni bırakıp nasıl gider, oysa tüm harflerimi vermiştim ona…’ dolunay artık o yok, teksin dedi… Cümle tüm harflerini serdi ipe… İlmek artık boğazına dayanmıştı ve gidiyordu… Dört anı kaldı kirpiklerinde, Dört dakikalık bir ömür…

nazan bekiroğlunun dergah yayınlarından ilk çıkan nun masalları kitabında bir kaç satır vardı...bana göre haykırıştı, haykırışlar asude zeynep hanımın yazdıklarıyla birlikte çağrışım yaptı bana...

/hattat şimdi anlıyor musun seni neden terk etmeliyim. sen benim buraya nereden ve evet nasıl, seninle beraber ikimiz birlikte, geldiğimizi biliyor musun/

Topu topu iki kelime çıkıp gelmişti… Ağır değildi vebali… tek bir kelime bile yeterdi hattatı terk etmeye.

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Gecenin Leylâ'sı

Nuray Alper — Pzt, 30/06/2008 - 12:06

Ağladı gecenin Leylâsı. Söz sükûta düştü. Sükût şerha şerha ayrıldı parçalara.
Nun kâsesi.

tebrik ve saygıyla

  • yorumlamak için giriş/kayıt gerekli

Kategorilerden

Hay Sızı Tanıtılanlar Kara Kalem Yazıları Gelişi Güzel Reyhan Sorulunca Söylenenler Hüzün Alanı Haberdar Gül Kokusu Şiir Makamı Molla Kasım'ın Sahih Rüyaları Söz Ola Kişilere Dair Hür Tefekkürün Kaleleri Güncel Düş Vakitleri Kimdir Nicedir Gonca Yürek Yarası İçe Dönüş Ümmet Coğrafyası Tefekkür Zamana Dair Berceste Gülü Gülle Tartarlar
tamamı

Ey Oruç Tut Bizi

Allah Rasulü Buyuruyor ki: “"Bu ayda dört şeyi çok yapınız. Bunların ikisi ile Rabbınızı hoşnud edersiniz; ikisinden de zaten uzak kalamazsınız. Rabbınızı hoşnud edecek iki işiniz; la ilahe illallah diyerek Allah'ın birliğine şehadet etmeniz ve bağışlanma dilemenizdir. Uzak kalamayacağınız öteki iki şeye gelince, onlar da Allah'dan cenneti isteyip cehennemden kurtulmayı dilemenizdir."

Üye girişi

  • Üyelik başvurusu
  • Şifremi unuttum

Gezinti

  • Son Gönderilenler
  • Site Rehberi (Yol Haritası)
  • İletişim
  • Kategoriler

Üyelerimiz

  • Çevrimiçi
  • Yeniler
Şu an 0 üye ve 3 misafir çevrimiçi.
  • zarif şair
  • the imam
  • göğe bakma durağı
  • müşabih
  • dilara pınar arıç

Anket

Coca Cola, Pepsi vb. Ramazan Sömürüsü Yapıyor mu?:

Ramazan 2008

  • Geçmiş Ramazanlara Zeyl
  • Yeni Bir Dirim Habercisi: Oruç ve Ramazan
  • Konya Mescid Notları...
  • Ramazan-ı Şerîf ve Oruç
  • Belki Bu Bizim Son Ramazanımız Olacak
more

Son yorumlar

  • Sevdanın Saf Yürekleri
    2 sa. 9 dk. önce
  • Eski ramazanları bir de
    2 sa. 12 dk. önce
  • İlk orucunu tutan bir çocuğun
    2 sa. 14 dk. önce
  • şükran kesiran mücella Ablam,
    2 sa. 24 dk. önce
  • Dişlileri yağlayarak "milli öğütüm"e devam
    2 sa. 28 dk. önce
  • aradığınız buldunuz ise
    9 sa. 24 dk. önce
  • Suavi kurban niye ?çünkü sen
    22 sa. 1 dk. önce
  • sorun abdülhamid değil
    1 gün 3 sa. önce
  • Ne İstediğini Bilmek
    1 gün 4 sa. önce
  • Kişiyi söz sahibi kılana
    1 gün 4 sa. önce

Dostlarımız

  • Dostlar
  • Bunlar da Dostlar

Tarık Tufan
Cemaat
Yenilgi
İstisnai
Kurtuba
Kâinata Mektup
Pata-Gonya
Öyküzen
Dergi-lik
Arşivdesiniz
Sanat Akademi

  • Kuşluk Vakti
  • Mecazz
  • Akabe
  • Sadık Yalsızuçanlar
  • Dergibi
  • Zemheri Edebiyat
  • Blog Dergibi
  • İsmet Özel
  • Gök Ekin
  • Edebistan
  • Yazıhane
  • Parmakucu Edebiyat
  • Duyuru - Etkinlik

  • -Temrin Eylül Sayısı
  • - Değirmen Dergisi 15. sayısında kapak konusu "Teknoloji ve İnsan" yeni
  • - "Yedi İklim" edebiyat dergisi
  • -“Bir nokta” edebiyat dergisi
  • - "Ölümsüzlüğü Tattık Bize Ne Yapsın Ölüm…"
  • - dogudan 1 YASINDA…
  • - Bir Ricamız Var!..
  • ... Devamı
  • Rehber gezintisi

    • FAQ - Sık Sorulan Sorular
    • Katılım ve Telif Bilgisi
    • Künye

    Gözdeler

    Bugün:

    • Merhamet Belleten Kedi
    • İkinci Yılında Kurtuba Dergisi
    • Ramazan-ı Şerîf ve Oruç

    Sayha Dergi © (1990) 1998 - 2008

    • ramazan
    • 100 türk büyüğü
    • kimdir, nicedir?
    • ara
    • İletişim