Şair bir Ağabeyimiz Rabb'e Yürüdü...
mavi düşler — Paz, 27/07/2008 - 13:38
Şair bir Ağabeyimiz Rabb'e Yürüdü...
Samimiyetine ve İslam uğruna yaptığı hizmetlerine tanık olduğumuz kardeşimiz Numan Arıman 24 Temmuz Perşembe sabahı Gerede de yaptığı trafik kazası sonucu vefat etmiş, Hakk'ın rahmetine kavuşmuştur. Kaza duyulur duyulmaz, pek çok kardeşimiz kaza yapılan yere gittiler ve kardeşimizin cenazesini alıp memleketine götürdüler.
Cenaze namazı kardeşimizin akrabaları, sevenleri ve İstanbul’dan giden onlarca kardeşimiz tarafından memleketi Rize'de kılınmış ve defnedilmiştir.
İnşallah önümüzdeki Perşembe günü akşam namazından sonra Yıldız Hamidiye Camiinde; hatim duası ve anma programı tertip edilecektir. (Daha evvelden Pazartesi günü tertiplenmesi düşünülen programın tarihi değiştirilmiştir…)
Rabbimiz onun ve bizlerin mekânını cennet eylesin…
"Andolsun ki, sizleri biraz korku, biraz açlık, biraz maldan, candan, hâsılattan eksiklik ile imtihan Edeceğiz. Müjdele O Sabırlılara Ki; Bir Musibet Geldiği Vakit "İNNA LİLLÂHİ VE İNNÂ İLEYHİ RACİÛN" (Biz Allah'ın kullarıyız, nihayet O’na döneceğiz) derler. İşte Onlar Rab'lerinden salâvat’a rahmet onlara ve işte hidayete erenler onlardır. Allah'ın (c.c.) Salâvatı Bütün Günahların Mağfiretidir."
İman ve Mücadelesine yakinen şahitlik ettiğimiz;
Yıldız T.Ü. Elektrik Müh. 2003 Mezunlarından, Yıldız Mezunlar Derneği, Mimar Mühendisler Grubu, Gün Işığı Derneği, İnsan Vakfı, Mazlum-Der, İHH gönüllülerinden Numan Arıman kardeşimiz, ağabeyimiz, dostumuza Allah'tan rahmet diliyoruz. Rabbimizden ahir nasihatini eyleyip göçen kardeşimize Rahmet, eşi ve kederli ailesine ve tüm kardeşlerimize sabr-ı cemil niyaz ederiz.
Cenazesi Cuma namazını müteakip Rize’de kaldırıldı.Ayrıca 28 Temmuz Perşembe akşam namazını müteakip kardeşimizin secde ve mücadele izleriyle örülü Yıldız Hamidiye Camii'nde; hatim duası ve Anma Programı tertip edilecektir. Müsait olan kardeşlerimizi bekleriz… Dua ve tilavetlerinizi eksik etmemeniz ümidiyle...
Numan Kardeşimizin “Vera” İsimli Şiiri
Vera
hiç söylenmemiş sözler söylemeliyim
el değmemiş, duru sözler sevdiğim için
sevdiğim! şehir giysilerini kıskanır
ve bu yüzden bürünür geceyi
güneş gözlerinden beslenir
ve saçlarını kollar görmek için.
sensizken şehrim,
boş meydanlarında yürüdüm
kalın puntolarla iri laflar ettim
öfkemi saldım iri dişli postallar üzerine.
sevdiğim! Vera… hangi çocuğu okşadın,
ellerinle gülden kokular..
dilinde aşk nameleri,
söylesene Vera hangi çocuğun adını andın.
sahi Vera en son ne zaman görmüştük Sena'yı?
hatırlasana deli kız sana emanet etmişti o bombaları
sevdiğim bak umut kan pıhtısı rengine döndü
ki sen Vera, Filistin’den geçerken
sakın eteklerini toplama
biraz kan bulaşmış halde çık karşıma
ve sakın unutma
o ilk çocuğumuzdur
asırlardır dillerde olan Leyla'dır,
Meryem'in suskunluğunda can bulan
gözleri vardı Züleyha'nın
henüz düşmeden kirli kelimeler diyarına
bilir misin Vera bu kaçıncı çocuk?
bu kaçıncı kertik yüreğe atılan?
eskisi gibi değil… artık daha da sancılı
sevdiğim özgürlük meydanları budalalardan
geçilmiyorsa
bil ki bu şehirde çocuklar ölüyor
asırlardan uzak ellerini Vera..
ellerini bulur ellerim
bir Grozni kuşatmasında
dağları görüyor musun Vera?
her bir dağa bir çocuğumuzun adını koymuşlar
Berat’ım, Emin’im, Murat’ım
hani omuz omuza vermiştik ya bir namaz kıyamında
hani beraber açmıştık orucumuzu
kimi Marmara'da kimi Yıldız'da
koş Vera koş
ülkemin sürgün yerlerine koş
ağlama deli kız ben ağlarım
seni böyle görmemeli
her okul kapısında türkümüzü söyleyen kızlarımız
ve annelere de söyle ağlamasınlar
ve sakın onlara ölüler demesinler
söylesene Vera
çocuklara sıkılan hangi kurşun kahpece değildir?
öfkemiz taş doğursun Vera taş!
yüreğimizi söksün yerinden
bak her tarafta sapanlı ebabiller
Ebrehe'nin tankları kan kusturur
şimdi Firavunu boğan Kızıldeniz'i
ağlama duvarının dibinde görürüm
ki asa değil Musa'nın elindeki
çağın sökülmüş kalbidir
bir şubat gecesi kaybettik esrarımızı Vera
kendimizi odalarımızda bulduk
postallı korkularımızla
söylesene sevdiğim hangi rengini çaldılar
gökyüzünden
bak zulüm Çin Seddi'ni aştı
sevdiğim içimizdeki Musalardan ne haber vardır?
İbrahimlerden,Yusuflardan
yoksa Musa'yı Kızıldeniz'de yalnız mı bıraktık?
ellerimizle mi verdik İbrahim'i Nemrutlara
şimdi hangi kuyudan gelmede Yusuf'un sesi?
ki unutma Vera
Filistin'de yeni doğan çocuklar ilkin annelerinin
göğsüne
sonra da yerdeki taşlara uzanırlar
neredesin Ey İsmail'in boğazındaki merhamet?
içimizdeki bu sızıyı kaldır
ya ebabilleri gönder
ya bizi de oraya aldır
ve her taraftan bana yönelir
seni arayan sesim
Vera benim... Vera benim...
Yıldız’da okuyan bir başka kardeşimiz Doğan'ın sesinde şiiri dinlemek için:
http://www.bayburttube.com/index.php?m=video&v=494
Yunus Emre TOZAL
- mavi düşler yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli



Ne Garip
Musab Yasir — Çar, 30/07/2008 - 21:09Allah rahmet, mağfiret etsin inşaAllah. Âmin.
Genç ölümlere dair bir gıpta bulunurdu hep içimde. Geride kalanların hüznü engel olmasa hâla da var bu. Ama insan oğlunu düşünüyor, eşini, annesini. Farklı bir boyut bu. Kader dinamiktir evet. Bunu düşünüp duruyorum. Durup düşünüyorum. Trafik kazası bu tedbirlerin belki de ötesindedir. Ama yüreğimi paramparça eden birşey var: O da tıpkı Srebrenica belgeselinde bebeğine ulaşmaya çalışan anneyi görüp de uzaktan bakarken, empatiyi çalıştırarak kendi eşimin ve bebeğimin onlar olduğunu düşündüğümde nasıl da sarsılarak ağlamıştım..
Bizi infağın ve rızanın diplerine ulaştıracak kutsal emanetimiz olan bu vicani duyguyu çalıştırmak daha etkili bir yoldur belki. Numan kardeşim için sevinçliyim. Ki bu gerçekten güzel. Nur yüzü aklımda uzun zamandır. Ama kalbimin diplerindeki derin hıçkırıkların, yaralı eşi ve bebeğini düşünerek, helezonik bir şekilde artmasını da durduramıyorum. Elden birşey gelir mi onu da bilmiyorum..
Evet, böylelikle bu bir kaderdir. Ve bize düşen; derdimizi Allah'a açmaktır...
...gör ki raksederek ağlamak da varmış hesapta...