Uzakların Delikanlısı: Mehmet Efe
Halid Aslan — Cts, 03/06/2006 - 23:00
'80'li yıllara ait, "İslamcı" genç kuşağın öyküsü'nü sevgili Mehmet Efe güzel anlatmıştı Mızraksız İlmihal’de ve bir eseri daha vardı: "Buradayız". Sonra Malatya'dan çıktım yola yollar yanıyor'u söyledi mi bilinmez ama soluğu taaa amerikalarda aldı. Bir amerikalı ile evlendiğini, keçi hikayesini ve O'na özel bir çok şeyi muhabbetlerimize katık ederdik. Delikanlıdır kendisi. Sesi soluğu yakın zamanlarda çıkmasa da iyi insandır.
Yerliler’le yatıp yerlilerle kalkardı. Adı “Yerliler” olan bir dergi çıkardı. Bir ara gerçek Hayat’ta “Yerliler” köşesinde yazdı. Nasibe bakınız ki rivayetler öyle söyler, biz yalancısıyız, bir yerli ile evleniverdi Amerika’da.
Çok zaman oldu sesi soluğu çıkmayalı. Nerdesin, hu deyü çığırışlarımız da bir faide sağlamıyor. Dinamit tesirli yazıların yazarı, arz üzerinde ve fakat sessizliğin bütün ihtişamını bürünmüş durumda.”Ben artık hiçbir şeyi anlamlandırmak istemiyorum. Benim bir anlamım olsun yeter” buyuruyordu Üstad.
Bir bilse nasıl anlamlar taşıyor bizim için.
Bir bilse nasıl özledik kendisini!..
Bir bilse…
Mızraksız'dan bir alıntı belki sebep olur, tanımayanlar Mehmet Efe ile hemhal olurlar:
"Evet senin için ağlarım Nurhan. Senin için dua ederim, ikimiz için. Bir kızın yüreği hangi dilden konuşur, bilmiyorum. Ama benimle konuşmaya çalış benimle. Bizleri farklı ve bir yaratan Allah, anlaşılır da kılacaktır elbette. Varlığmın her zerresiyle dinlerim seni, konuş ! Düşlerini anlat bana. Düşleri gördüren Allah. Hem biz konuşuruz zaten... Kelimesiz, harfsiz bir dilin aramıza çiçekler serpiştirdiğini duymuyor musun Nurhan?
Ben de dirsek çürüttüm, ben de yutkundum; ben çok yutkundum Nurhan, ama hiç yalan söylemedim. En azından son sekiz yıldır, polisler ve üzülmesinler diye aileme söylediklerim dışında hiç kimseye yalan söylemedim. Hele sana! Pırıltıları ruhuma yıldızlar serpiştiren gözlerine bakarak nasıl yalan söyleye bilirim ben?
Ben dağlarda büyüdüm, ağaç diplerinde düşündüm çocukken.Yuva yapan kuşlar gördüm Nurhan. Yapa bilirsin ki seni kadın olarak yaratmış Allah
Seni tarif edemiyorum Nurhan! Sen beni tarif ediyorsun... Belki de Kalu Bela'dan beri tanışıyoruz biz ruhlarımız tanışıyor...
Ben çiçekçi dükkanlarından çiçek alamam. Sana çocukluğumun geçtiği dağlardan toplamak isterim çiçekleri. Ama bunları söze dökemem, dökemem dökemedim, dökemiyorum... Ama inan bana sen; ana dilimde; Uğrunda Bağdat Halifesi ile tek başına savaşılan destandaki kadınsın...
Ama biz savaşmak zorundayız Nurhan! Yaratılışımız bize yüklediği anlamlardan biri bu! Kötülükle, yanlışlıkla, zulümle, insanlarla hakikatin arasına giren her şeyle savaşmak zorundayız. Hayatsa ölümle bitmiyor; biliyorsun
Korkma Nurhan! Çünkü Allah "korkmayın" diyor."inanıyorsanız üstünsünüz..."
- Halid Aslan yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli



Mehmet Efe'yi ABD mi Yuttu?
Kerem Dağlı — Cum, 14/11/2008 - 11:48Mehmet Efe ile ilgili Ahmet Tek imzalı yazıyı görünce Sayha dostları ile paylaşalım istedim. Onlar epey önce Mehmet Efe heyecanını yaşamışlardı ne de olsa...
İnce Bir Sitem
Bir zamanlar Mehmet Efe diye sistem karşıtı, agresif ve klas bir yazarımız vardı. ''Yerliler'' dergisini çıkararak yerli bir ses yükseltmişti. ''Hiç bir şeye inanmıyorum, hiç bir şeye!'' diyordu. İslamcı gençliğin romanını "Mızraksız İlmihali" yazmıştı.
''Buradayız'' demişti ama 97 şubatından sonraki o netameli günlerden sonra bir anda ortalıktan kayboluverdi. Laura'yla evlenerek Amerika'yı mekan eylemiş duyduğumuza göre.
Şimdi nerelerde, ne yapıyordur bu abimiz acaba? Bu ülke hala başörtülüler için, kürtler için, Nurettin Şirin'ler için yaşanabilir bir ülke olamamışken bırakıp gittiği, yazılarından bizleri mahrum bıraktığı için ince bir sitem hakkımızdır.
Mehmet Efe'yi burada bir şiiriyle anmış olalım:
Meksika Sınırı
hep bir meksika sınırım olsun isterdim,
alamancı komşumuzun siyah beyaz tevesinde
kovboylar hep meksika sınırına giderdi
kimse dokunamazdı sınırı geçtiler mi
meksika sınırı isterdim en sevdiğim şairlere
hep hapiste olurlardı nedense
hapis yatmış olurdu yoldaşım gönüldaşım
saf tutmak istediğim namazda omuz omuza
hapse düşersin derlerdi
tutup ciğerimden yazsam
en sevdiğim filim artisi
hapsi boylardı illaki
filmin en güzel yerinde
camimizin imamı
edebiyat öğretmeni
meksika sınırımız olmadığından belki
ortasında dururlardı
en canalıcı lafın
bir damar kabarırdı cümlelerinde
meksika sınırı olsaydı türkiye'min
ondokuz yaşımda sevdiğim kızla
atlar geçerdim sınırı kimse dokunamazdı
yerine gayrettepe'de dayaklar yedim
günlerce uyutmadılar siyasi şubede
şimdi
meksika sınırına iki saat mesafede
tekrarlayıp duruyorum kendi kendime
bir meksika sınırı lazım her memlekete
meksika'nın kendisine de.
Ahmet Tek
http://www.dunyabizim.com/news_detail.php?id=151