Anadol'un Eşekliği
Molla Kasım — Cum, 22/08/2008 - 08:39
Çocukluğumuzun süper arabalarındandı “Anadol”, sevgili vatandaşlarım… Adı üstünde çocuktuk ve kaç vitesi var, en fazla kaçla gider, bir litre benzinle ne kadar mesafe kat eder filan bilmezdik. Bilmezdik bilmesine de ne zaman bir Anadol görsek bıyık altından gayri ihtiyari gülüverirdik… Haylazdık bütün çocuklar gibi. Haytanın biri sanılmak değildi muradımız amma ve lakin “bizim uşaklara da yakışıyor haylazlık” makamındaydık. Eh ziyadesiyle kulağımız çekilir ve eşeğin gittiği suyun yolunu sabır ile ölçerdik.
Pek uzak günlerdi sevgili vatandaşlarım. İnsan yaşlanıyor ve dahi: "Bu def´a farkına vardım ki ihtiyarlamışım.” buyuran Üstad’ın ne kadar haklı olduğunu müşahade ediyoruz gayrı.
Mevzû suya benzer efendim. Önünü çevirmezsen o seni çevirir; alır, götürür; meydan meydan dolaştırır. Onun içündür ki ivedilikle zapt u rapt altına alınmalıdır. Tıpkı eşekler gibi efendim. Haşa huzurdan eşekler de pek mübarek hayvanat sınıfından olmakla birlikte Üstadım, Dip dip dedem Şeyhi’nin Harname’sindeki gibi feylesofluğa yatkın değildir ekserisi. Mide dairesinden çıkamayan bu aciz ve yük taşımaktan başka bir işe yarayan eşeklerin Anadol ile ve dahi Mollanızın mübarek ve muhteşem yazısı ile ne lakası olabilir diye meraklanmaya başladınızsa mesele kalmamıştır. O vakit yazının gelişmekten bir hal alacak olan kısmına geçebiliriz. Çünkim ne kadar uzar bir yazı, o kadar kaçar cümle tazı.
Sevgili cevelanlarımdan birisi anlatıyor: Yanılmıyorsam 157 şase nolu Anadol bendeydi, tek kapılı! Edirne’ye giderken eşim arka tarafa geçer ve yeni arabada sağ ön kapıyı kalın bir iple koltuğa bağlardım, çünkü en hafif bir çukurda bile sağ ön kapı açılırdı! Bunlarda geri gitmek için vites kolu yukarı sağa çekilir ve araba geri vitese takılırdı. Biraz dikkat etmeden kolu yukarı çekince elinde kalır! son ileri vitesin yerini biliyorsan, oranın hizasına getirip üstten bir vurursun yerine oturur, yoksa uğraşır durursun. Onun için her zaman, geri gitmeyeceğin pozisyonda arabayı park edersin.
Ama yine de bizim malımızdı, çürümez, keçiler yese de çok ucuza ve kolayca tamir edilir, durup dururken yanarlardı. Uzun yola çıkarken bagajda arabaya yarım motor yapacak kadar yedek parça konur! Yoksaaa yandın. En kritik yedek parça gaz teliydi. Çok çabuk tirfillenir yani tel parçaları kopup etrafındaki boruya saplanır, araba ambaleye kalkar, ister oto yolda ister trafikte motoru durduramadın mı motor yandııı. İşte bizim Anadol böyleydi ama 2 defa İstanbul - Paris gidiş geliş yaptı kahramanca, İsviçre’de ve İtalya’da otoyol polisi gerekli tüm yedekleri taşıdığım ve son derece hızlı bir şekilde arızayı giderdiğim için tebriklerini bildirdiler. Adamların hayret ettiği "bagaj kapağının altında, karter ve kapak contaları ile 2 takım kayış yapışık ve kendi bagajımız kadar da yedek parça ve el aletlerini neden taşıdığımızdı” Anadol bizim malımızdı! Sayesinde motor ve araba tamirini öğrendik.
Şimdi bir Anadol gördüğümüz zaman bıyık altından neden güldüğümüzü anladınız mı sevgili cevelanlarım? O zamanlar şehirler henüz “kasaba” kıvamından çıkamamışlar ve affınıza sığınarak ifade ediyorum ki eşekler, inekler, bölgesine göre keçiler filan sokaklarında, caddelerinde tabii olarak görülürdü. Ne zaman bir Anadol ile bu zikrettiğim hayvanattan birisi yan yana gelecek olsa sahibi midir, gören duyan birisi midir, çoluk çocuk meraklı mıdır Anadol’a yaklaşarak muhteşem arabamızı mideye indirmek sevdasındaki dört ayaklı mahlukatı uzaklaştırmaya çalışırdı. Bütün modellerinde kaportası cam elyafı ve polyesterden yapılan Anadollar hatır hutur yenir ve iç döşemeleri herhal tatlı olarak düşünülürdü. Hakikat böyleydi. Ne eşeğe kızabilirdiniz ne ilk yerli otomobilimiz olan Anadol’a… Çürükse bizimdi, kim ne karışırdı netekim…
Hayvanat tarafından mideye indirilenlerden olmayıp elan yaşamaya devam eden Anadollar antika oldu. Hayvanatın ağız tadı değişmiş olmalı ki umursamadan geçip gitti daha geçen gün bir Anadol’un yanından. Hayvanat dahi artık “adam” yerine koymuyor Anadol’u insanlar koyar mı sevgili vatandaşlarım? Bir de Anadol'u soyisim olarak alıp şan ve şerefle taşıyanlar vadır ki mevzumuzun onlarla alakası "sınırötesi" bile olmamaktadır aziz vatandaşlarım. Bize düşen Anadolların eşekliğine bakıp aynı alfabede bir araya gelenlere veyl demek olsa gerektir...
- Molla Kasım yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli



/Hayvanatın ağız tadı
Zehra Arslan — Cts, 23/08/2008 - 18:47/Hayvanatın ağız tadı değişmiş olmalı ki umursamadan geçip gitti daha geçen gün bir Anadol’un yanından/
Eee modern zamanda eşeğin karnını jeepler doyuruyor demek ki...Zaman geçtikçe demek ki eşekler de insanlar gibi açgözlülüğe yetişmeye çalışıyorlar ama şu ana kadar hiç bir mahlukat insanoğlunu açgözlülük konusunda geçemediği ayandır:)
Değerli ve büyük Molla Kasım
Münekkid — Cum, 22/08/2008 - 09:07Değerli ve büyük Molla Kasım hazretlerinin ellerinden saygı, sevgi ve muhabbetle öper, padişahlığını canı gönülden arzu ettiği deklare ederim... İmdi diyeceğim şudur ki Büyük Mollamız lafı eğip bükerek, dallandırıp budaklandırarak "nolur nolmaz" tedbiri ile muradını beyan eylemiş... ben anladığımı zikredeyim de siz ister katılın ister katılmayın... cehepe namlı muhalefet fırkası bünyesinde adı kemal olup soyadı ANADOL olan bir zatın ekranlardan zırvaları üzerine Molllamız gerekli cevabı yetiştirmiş ve eşekler için bile kıymeti olmayan bir Anadol'un insanlar için asla ve asla kıymeti harbiyesi olmayacaktır demek istemiştir...
ya da ben böyle anlamışımdır...