içimden geçen kadınlar
m. fatih kutan — Cum, 29/08/2008 - 06:49
Rampadan aşağı aşk’tan sonra bu hikâyeler ‘hiç evlenmemeye yemin eden’ bir kadının rampadan çıkışı sanki. Yıldız Ramazanoğlu’nun önceki iki hikâye kitabına nazaran daha hacimli; fakat daha az sayıda hikâye barındıran Zilha Günü altı hikâyeden oluşmakta: Gece Kuşu, Teyzemin Aynasız Günü, Anemon Çiçeği, Cemil Bey’in Melankolik Karısı, Gast Arbeiter ve Zilha.
Ramazanoğlu’nun hikâyelerindeki kadınlar oldum olası, içseslerinde mutlaka içli bir çocukluk barındırsalar da, olgun karakterlerdir. Özellikle yazarın son iki kitabı bağlamında bakıldığında bu olgun kadınlar Kırmızı’dan Zilha Günü’ne doğru yol alırken biraz daha olgunlaşmışlar. İlk iki kitaptaki hikayelerde görülen serbest çağrışımla devam eden cümleler, bu kitapta kadınların olgunlaşmalarıyla paralel olarak daha ziyâde bir olay örgüsüne veya kalıba sığdırılmış, eskisine göre daha düzenli/planlı hikaye örgüleri ortaya çıkmıştır. Bundan sebep de Zilha Günü’ndeki hikâyeler daha oturaklı ve daha uzun metinler olarak görülmektedir. Tabi çağrışımlarla cümleleri genişleterek hikâye yazmak ‘oturaksız’ metinler ortaya çıkar anlamına gelmez. Bu tespiti ‘Zilha’ hikâyesini örnek vererek gereğince sağlam bir zemine oturtabiliriz. Velhasıl Yıldız Ramazanoğlu hem kendini ve tekniğini, hem kadınlarını ve hikâyelerini, hem de bizi olgunlaştırmakta.
Gece Kuşu’nda, ‘Kağıtları sıranın altından arkadaşlarıma verdiğim ve bir daha asla toplayamadığım sınav, tarihimin kilometre taşlarından biri olmuştur. Hayatım böyle sürüp gidecek miydi acaba? Toparlayamadan.’ endişesiyle birlikte başka bir şehirde yeni bir hayat kurmaya hazırlanan bir genç kızı; Teyzemin Aynasız Günü’nde ‘Erkeklere olan güvenini böyle pırıl pırıl güneşli bir günde kaybeden’ ve teyzesinin hayatından yaptığı çıkarımlarla ‘hiç evlenmemeye yemin eden’ bir yeğeni; Anemon Çiçeği’nde ‘Hep kadın olmak ne yorucu!’ diye iç geçiren pazarlamacılıkla uğraşan bir kadının gününden kesitleri; Cemil Bey’in Melankolik Karısı’nda ‘Hayatımızın romanı bir erkeğin hayatımıza girmesiyle başlar. Bu olmasa hiç yaşamamışızdır, manasızdır hayat.’ düşüncesinde gezinen ve Cemil Bey’in melankolik karısı’nı yâni Saime’yi içselleştiren komşusunun hatıralarıyla ve Ünzile’yle yüzleşiriz.
‘Burada dışlanmıyoruz direniyoruz, diyordu. Dışlanma lafından nefret ederdi. Ama iş o kadar basit değil. Direnirken dışlıyor ve dışlanıyorduk; ama ne yapsak sonuçta dışarıda kalıyorduk.’ Bu dört cümle üzerinden yabancılık/dışlanmışlık üzerine mükemmel bir yorum yapılan Gast Arbeiter hikayesi ‘alamancı’ bir ailenin yaşadıklarını, Zilha ise –bence kitaptaki şah-hikâye olarak- ‘nehre baka baka gözlerimizi dinlendireceğiz ne güzel’ içtenliğiyle akıp giden cümlelerin debisinde bir kadını, savaştan bize kalan ‘zambak’lardan sadece birini, Boşnak Zilha’yı anlatıyor.
Sibel Eraslan, Zilha Günü üzerine kaleme aldığı yazısında, ‘Hayatım yıllardır Yıldız Hanım’ın yanında, yöresinde geçtiği için midir bilmiyorum; ama onun kitaplarındaki kadınlar bana öykü kahramanlarından çok, çevremde yaşayan gerçek kadınları hatırlatıyor.’ diyordu.O da bir şey mi?Ben Yıldız Ramazanoğlu’nu hiç tanımama rağmen her hikâyesinde hayatımın bir karakterini okuyor hissine kapılıyorum ve kaderimin bir parçası olarak ekliyorum her hikâyeyi alnıma. Yâni ‘İçimden Geçen Şehirler’in yazarı yıllardır ‘içimden geçen kadınlar’ı anlatıyor.
*zilha günü, yıldız ramazanoğlu, timaş
- m. fatih kutan yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli



cümle karması
leyla marankoz — Cts, 08/11/2008 - 18:05"yaşadığım kim bilir belki de cinsiyeti olmayan bir hayattı."
"sürekli cesur davranmaya çalışarak şimdiden yorulmuştum doğrusu. kendime hiçbir şeyden korkmadığımı söylemekten bitkin düşmüştüm."
"her zamanki gibi kapıyı çalmadım, kimse kalkmasın yerinden. sonuçta baba değil anne geldi. tören gerekmez."
"ben bu hayata sürgit daha ne kadar dayanabilirim."
"kariyerinde yükselmesi evde gereken neşeyi coşkuyu sağlayamıyor nedense. ortak bir konumuz kalmadı. kendimi geliştirmem için birçok öneriler ileri sürmeye başladı. sana haksızlık ettim, gözünü açtırmadım, kendini geliştirmeni engelledim hep diyerek, benden taraf konuşur gibi yaparak aradan gelişmemişliğimi yükseltiyor sanki. /.../ şimdi sana bir yol açmam lazım diyor. bunu sıklıkla söyler, neyin yoluysa.peki sorun ne. sorun, tam ben açılan açılan yollardan birinde yürümeye başladığımda baş gösteriyordu. evde bir iki küçük aksaklık oluyor ister istemez. bu sefer de evi kusursuz çekip çeviren mükemmel ev kadınları gündemimize bomba gibi düşüyor nedense. sonra yanlış yoldayım galiba diye yoldan çıkıp tekrar eve yoğunlaşıyorum."
"gözümüze sokmasın kimse acısını."
cımbızladım bunları iki kirpik arası.
güzeldi. çok.
sızıyı gideren su, suyun sızladığını kimseler bilmez.....
tevafuk
Zehra Arslan — Cum, 29/08/2008 - 20:03Tevafuğun böylesi :) Dün bu kitabı eyüp fuarından almak nasip oldu ve bugünde başladık kitaba burda da tanıtımını görmek güzel oldu...kitabı bitirince yoruma bir yorum daha ekleriz...selam ile.
tanıtımında "zambak" geçtiği
leyla marankoz — Cum, 29/08/2008 - 10:41tanıtımında "zambak" kelimesi geçtiği için olacak, en kısa zamanda okuyacağım inş. o kitabı sayın kutan...çünkü bazen insanı çeken cümleler vardır, hatta bir kelime sadece...
selamlar...
sızıyı gideren su, suyun sızladığını kimseler bilmez.....
ıssız
m. fatih kutan — Cum, 29/08/2008 - 16:10'zambaklar en ıssız yerlerde açar'
sezai karakoç bunu bosna ve zilha için yazmış sanki.
zilha öyküsünü harf harf yakınca, geriye kül diye bu mısra kalıyor.
http://kanatritimleri.blogspot.com/