Gelişi Güzel
Denedim Gözüm Çıksın ki…
asude zeynep toprak — Salı, 24/06/2008 - 07:43
Bir, iki ve üç, işte böyle… Çiçekler bir adım ileri, yüz buldu kuşlar adımlarının hesabı yok, çocuklar ilk adımlarını attı güneşe… Güzel bir gün anlayacağınız… Ben bile yerli yerinceyim, Feridun Düzağaç bile fazla gelmiyor hayata… ah aşk! Yamasını kasımında bırakmış kardeşim.
Dans bozuldu…
İki ileri bir geri demişti hayat... Cama çıktı mahallemizin annesi;
— Örgü mü örüyorsun? İki ters bir yüz mü dedin… Bari bir işe yara…
İstanbul Hatırası Ya da Şipşakçılar
Bilal Atış — Cts, 07/06/2008 - 23:14
İstanbul, yitip giden değerler şehri. İstanbul, anılarda, kimilerimizin albümlerinde, siyah beyaz Yeşilçam yapıtlarında gizemlerini saklamış ve aramızdan çoktan ayrılmış şehir. İstanbul, Kapalıçarşıda Çukur Muhallebicisi, Eyüp sultan oyuncakçıları, Nuruosmaniye sebili artık birer anı oldular. Bunların yanında herkesin kendi hayatında, gençliğinde bir yerlere yerleştirdiğimiz ama bugün fotoğraflarda yerini almış sayısız anılar şehri. Pamuk helvacısı, macuncusu, yoğurtçusu şimdilerde belediyelerin ramazan şenliklerinde müzelik değerler olarak yaşatılan eski İstanbul hatıraları.
Akşam ,akşam söylenti
Şahan Çoker — Cts, 17/05/2008 - 17:53
-İnandığım kadar varım.
İnandığı şeyleri kendi kendine saymaya başladı. Sonra tren giderken son kez baktı. Son bakışı boş kaldı. Telefonuna sarılmıştı aceleyle..kim bilir kimi merak etmişti? İnandığım kadar varım dedi tekrar. Hiç olmazsa yüreğime inanmalıyım. Bu sefer kandırmaz beni o…
Ben bilseydim…
bünyamin büyük — Çar, 14/05/2008 - 02:04
Yırtık ve yamalı bir seccade… Gözlerim dalıp gidiyor mahrem dalgalara ve eziliyorum. Etrafımda bir koşuşturmaca bir telâşe… Beni kurtarmaya gelmişler, teşekkür ediyorum ve nazikçe reddediyorum.
Beynimin orta yerini yararak geçmiş bir kablo. Derin bir iz bırakmış olsa gerek, aynada dahi düzeltemiyorum. Uğraştırtacak baya beni lanet olası… Kan… Banyodaki çamaşır leğeni bir çırpıda getirip, beynimin yarılan yerine çaput basarak, kanları leğene süzüyorum. Baya kanamış, neyse salla diyorum ve işime devam ediyorum...
Gözleri Sulusepken
Kerem Dağlı — Çar, 09/04/2008 - 19:16
Derman arardım derdime derdim bana derman imiş
Bürhân arardım aslıma aslım bana bürhân imiş
“Osman bir deli oğlan henüz on beşinde…” Osman bir kenarda dursun yürek parçalayan hikayeleriyle. Mehtap beri gelsin. Mehtap, bir masum ve mahzun kızcağız. O da henüz on beşinde. Mehtap, gözleri sulusepken, yüreği bir minik serçe üşüyen, titreyen; ama mağrur; ama yalçın bir sabır. Mehtap bakıyor, Mehtap’ın baktığı yerde ne nesne ne kimse… Mehtap bir uçurumdan, bir uçurumun kenarından varsa bir başka uçurumun kenarına bakıyor… Bakışları, yürekleri yalan Yemen türküsünün ezgisi. Susuşları bir matem, susuşları bir yangın…
Gelişi Güzeller 5
Halid Aslan — Cum, 29/02/2008 - 20:54
51.
Cengiz Aytmatov, Gün Uzar Asra Bedel isimli eserinde veriyor Mankurtların durumunu. Tüylerimiz diken diken oluyor, dehşete kapılıyoruz Jan-Juanların (Bu isim Çinlilerin verdiği, biz daha ziyade Avarlar olarak biliyoruz) yaptıkları karşısında. Olay kısaca şöyle:
- Halid Aslan yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli
- tamamı
Gelişi Güzeller 4
Halid Aslan — Cum, 29/02/2008 - 20:52
41.
Kur'an, insanları genel olarak üç kısma ayırmaktadır. Birincisi: Kendilerini olduklarından yukarıda görenler. İkincisi: Kendilerini olduklarından daha aşağıda görenler. Ve üçüncüsü: Kendi gerçeklerini olduğu gibi görenler...
Kendilerini olduklarından yukarıda görenler için, küçük çapta hüsn-ü kuruntu besleyenlerden kendisini tanrı ilan edenlere kadar bir çok madde sıralamak mümkün. En bariz örnek olarak Firavun ve Hz Musa kıssasına bakmak yeterli olsa gerek.
- Halid Aslan yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli
- tamamı
Gelişi Güzeller 3
Halid Aslan — Cum, 29/02/2008 - 20:49
31.
Yollar gibi içimiz. Kiminin ruhu otoban, devlet yolu, stablize, şose... Herkesin kendince bir duruşu, ruhunu anlayışı söz konusu.
Yollar, en kaba anlayış içerisinde ulaştıran, kavuşturan, birleştiren unsurlar. İki şehri, iki ülkeyi, iki insanı bir zaviyeye alır.
- Halid Aslan yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli
- tamamı
Gelişi Güzeller 2
Halid Aslan — Cum, 29/02/2008 - 20:45
21.
Hayvanların çoğunu önce ismen biliriz. Her ismin aklımızda çağrıştırdığı bir karşılığı vardır. Ne kadar doğru ne kadar yanlış bunun muhasebesi ile uğraşmak şehrin insanı için pek de önemsenecek bir hadise değildir. Mesela akrebin gururlu olduğunu, ağustos böceğinin tembelliğini, tilkinin kurnazlığını başka kaynaklardan öğrenmiş ve fakat hiçbir zaman tecrübe etmemişizdir.
- Halid Aslan yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli
- tamamı
masa başları ve devrik cümleler
serpil doğan — Salı, 26/02/2008 - 14:18
Çağırdılar gittim. İçerde üç kişi bir masanın etrafında konuşuyorlardı. Bir yol bulup biraz yakınlaştım. Adamlardan biri fena halde sinirliydi. Biraz daha yakınlaşırsam bu masanın etrafında neler döndüğünü ve o adamın sinirini anlayabilirdim. İçime giren merak beni fena halde cesaretlendiriyordu. Kim bilir belki bir örgütün içindeydiler ve belki şansım varsa özgürlük, hak, irtica gibi maharetli kelimeler duyabilirdim.
- serpil doğan yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli
- tamamı




Son yorumlar
1 sa. 54 dk. önce
1 sa. 56 dk. önce
3 sa. 33 dk. önce
6 sa. 52 dk. önce
10 sa. 28 dk. önce
10 sa. 29 dk. önce
10 sa. 36 dk. önce
10 sa. 42 dk. önce
12 sa. 25 dk. önce
14 sa. 6 dk. önce