Kara Kalem Yazıları
Seher Yürüyüşü
cihad meriç — Paz, 06/07/2008 - 08:02

Karşımda Takkeli Dağ ve uzantıları, güneş doğmak üzere, hayatı özel bir sükunet kaplamış, tatlı bir serinlik ve sessizlik zamana hakim. Evin balkonundaki çiçeklerimin arasından kainatı seyrediyorum.
Sabah namazı cemaatinden dostum ile seher yürüyüşüne çıktık ve gündeme dair değerlendirmelerde bulunduk. Dostum iktidar mücadelesinden şikayetçi ve özelleştirilen mülklerden, yapancıya sınırsız satış yapılmasından, dokunulmazlıklardan ... Ayrıca ekliyor, israilde Filistin’i böyle aldı. Özelleştirme idaresinin sayfasına her gün girermiş; “Bakalım yine neyi satıyorlar.” dermiş. Şimdilerde Şeker fabrikaları gündemdeymiş , Recep Konuk tüm fabrikaların işletme hakkına talip olmuşta yüzüne bakmamışlar. Çumra şekerin durumu ortada, adam bu işi biliyor. (Ne yaptığı özel olarakta incelenmeli, şov ve iktidar hırsı var gibi.) Devlet adam, işletme çalıştırmayı beceremiyorsa bırakın işi bilen yapsın.
Hakimiyetten Egemenliğe Sürüklenen Hegemonya Cumhuriyeti!..
Osman Nuri Öz — Paz, 27/04/2008 - 04:53
(Hakimiyet yani ki Egemenlik sözün bir adım ötesinde Hegemonya bilâ kayd-u şart Milletinmiş!)
Yazıya başlamadan önce böyle bir tespiti, dünyada en az hak eden bir milletin üzerine yüz yıllardır en çok söz söylenen hakimiyetini derin tefekkürler neticesinde kendi ağzımdan dillendirme isteğimden kaynaklandığını belirtmeden geçemeyeceğimi esefle beyan etmeliyim. Zira bizler, bu toprakların keşf-i kadim memurları, kim ne derse desin hakimiyetin fikirlerde olduğuna inandık, en az karamsar ifadeyle inandırıldık kime ne…
- Osman Nuri Öz yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli
- tamamı
Yâr Mektupları - IV
Kerem Dağlı — Çar, 23/04/2008 - 19:20
Seni en güzel mısralarda arıyorum. Bütün şiirler, bütün şarkılar seni anlatıyor. Güzellikler senle daha başka güzel; Yâr kelimesi daha bir anlamlı sevgili…
Geceleyin bir ses böler uykumu,
İçim ürpermeyle dolar:-Nerdesin?
Arıyorum yıllar var ki ben onu,
Âşıkıyım beni çağıran bu sesin.
Ayın / Şın / Kaf
abdulkadir akdemir — Cum, 18/04/2008 - 13:48
I
-ayın-
Hasretim ölür ve gelirim ben
Yanağımda hüzne konan yaş vardır
Gecenin en zifiri yerine çekilmiş kalem. Hazzın sömürüldüğü rüyaların günahı sıçramış gök/yüzüne. Apaçık söylediğim cümlelerimde sır olmuşsun. Yüzümü döndüm sana alnım açıktır. O kadar derin bakma gözlerini görmeliyim. Ellerinden düşürme sensiz kalır Yusuf’um karanlıkta.
Yâr Mektupları - III
Kerem Dağlı — Cts, 05/04/2008 - 21:15
Kendimi siyah beyaz bir filmde seyrettim. Sinema perdelerine sığmıyor, rolden role giriyordum. Baş kahramanlar ikimizdik. Dünyanın en güzel mekanlarında el ele, yürek yüreğe dolaşıyorduk. Milyonlarca metrelik filmler kullanılıyordu. Aşkımı yine de anlatamadı. Film koptu.
Per-i Efsa
Mesira Meriç — Salı, 01/04/2008 - 20:02
/Muhsana Züleyha için/
Heybemde göç sesleri; / birikmiş yine hayalin /
Masal ırmağına su içmeye gelen yusufçuğun her renkten gökkuşağı değse bakışlarına.
Rüyasını biri yorumlasa. Ve Züleyha’yı bir ad tamamlasa. Buhur kokan bir gömlek mesela, mesela rıza kokan bir zindan!
Gözüme sürmelenirken gülkurusu, yanağımda üşüyen rüzgâr güneşimi kaçırır benden.
Kuyunun kalbine ateşi atan sancılar, sanma ki bir gecelik!
Karanlığa Kalmak - Kalmamak
M.Nuri Bingöl — Çar, 26/03/2008 - 10:23
Kimi yerlerde diken setleriyle, çalı barikatlarıyla kapalıydı, kesik ve aşılamaz geliyordu insana.
Devrik çam gövdeleri birer maniadan beter.
Bir acayip sivrilikte taş ve ipiri kayalar mı? Onlar da cabası.
Bütün bunlara kulak asan bile yok, ama... İşin içinde "karanlığa kalmak" da var!
Bu yüzden bile yürümeli, hep yürümelisin; bıkıp usanmadan, ısrarla...
Dikkatini hedefine vererek yürümene titizlen sadece, bütün "hissiyat"ını yalnızca onda topla.
Başını dimdik, zihin ve idrâkini hep dinç, yüreğini perk tut daima...
Yâr Mektupları - II
Kerem Dağlı — Cum, 21/03/2008 - 12:19
Sevgili,
Sesin, dünyanın en gizemli köşeleri. İçten konuşmaların, küçücük gülmelerin aklımda ne varsa, sana söylemeyi planladığım neler varsa alıp götürüyor.
Sevgili,
Sana hitapların en güzeli ile, en samimisi ile sesleniyorum.
Üç vakit…Üç hece…Üç taş…
Gül Akman — Pzt, 17/03/2008 - 14:18
Falcının anlattığı kadar cümle kurabiliyorum karşında.
Hep aynı şeyler… Küle dönme zamanı üç vakte kadar…
Zamanı parçalar halinde önüne seriyorum.Bütünlüğü yakalamak mümkün değil, olmadı , olmasını diliyorum.Hayırsızlığımı hatırlatıyor kahvenin telvesi…
Kara üstüne karalar bağlıyorum, kararsızca…Acabadan kümelenmiş yüreğimin kabarması…İki parmağımla tutunduğum kahve fincanı, çaresizliğimi savunur zararsızca…
Ahinin Pazar Günü
cihad meriç — Paz, 09/03/2008 - 07:59
Bu sabah camiye koşar adım gitmedim . Ağır adımlarla hayatı sindire sindire yürüdüm. O güzel mekandan çıkışımda yavaş yavaş oldu. İçimde o huzur evinden ayrılmak istemeyen bir parça vardı; fakat İmam paltosunu giymişse mekan kapanacak demektir. Bir iki kelam ederek yürüdük "Din Görevlisi" ve ben.
-Nasıl cemaat ile aran?
-Yakınlaşmazsak , hatalarını söylemezsek iyi.
- cihad meriç yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli
- tamamı




Son yorumlar
1 sa. 50 dk. önce
1 sa. 51 dk. önce
3 sa. 29 dk. önce
6 sa. 48 dk. önce
10 sa. 23 dk. önce
10 sa. 25 dk. önce
10 sa. 32 dk. önce
10 sa. 38 dk. önce
12 sa. 21 dk. önce
14 sa. 2 dk. önce