Mürekkep Kokusu
yankı iplerinden bir harita
m. fatih kutan — Pzt, 08/09/2008 - 00:15
“/ o ki onu kaybetmek bile bir şeref bazen
bir zamanlar bulmuştum, ne mutlu bana! /”
Yıllanmış bir çağrının yıllara yayılmış yankısı.
‘Gelin gülle başlayalım şiire atalara uyarak’.
Bu çağrıya kulak verenler ve dahi ağzıyla söyleyip kalemiyle mühürleyenler bildik: Cahit Koytak,Necat Çavuş, Ebubekir Eroğlu, Şaban Abak ve diğerleri… her biri hâlâ işlemekte ustadan miras kalan o yankıdan iplerle diriliş gergefini!
içimden geçen kadınlar
m. fatih kutan — Cum, 29/08/2008 - 06:49
Rampadan aşağı aşk’tan sonra bu hikâyeler ‘hiç evlenmemeye yemin eden’ bir kadının rampadan çıkışı sanki. Yıldız Ramazanoğlu’nun önceki iki hikâye kitabına nazaran daha hacimli; fakat daha az sayıda hikâye barındıran Zilha Günü altı hikâyeden oluşmakta: Gece Kuşu, Teyzemin Aynasız Günü, Anemon Çiçeği, Cemil Bey’in Melankolik Karısı, Gast Arbeiter ve Zilha.
Ramazanoğlu’nun hikâyelerindeki kadınlar oldum olası, içseslerinde mutlaka içli bir çocukluk barındırsalar da, olgun karakterlerdir. Özellikle yazarın son iki kitabı bağlamında bakıldığında bu olgun kadınlar Kırmızı’dan Zilha Günü’ne doğru yol alırken biraz daha olgunlaşmışlar. İlk iki kitaptaki hikayelerde görülen serbest çağrışımla devam eden cümleler, bu kitapta kadınların olgunlaşmalarıyla paralel olarak daha ziyâde bir olay örgüsüne veya kalıba sığdırılmış, eskisine göre daha düzenli/planlı hikaye örgüleri ortaya çıkmıştır. Bundan sebep de Zilha Günü’ndeki hikâyeler daha oturaklı ve daha uzun metinler olarak görülmektedir. Tabi çağrışımlarla cümleleri genişleterek hikâye yazmak ‘oturaksız’ metinler ortaya çıkar anlamına gelmez. Bu tespiti ‘Zilha’ hikâyesini örnek vererek gereğince sağlam bir zemine oturtabiliriz. Velhasıl Yıldız Ramazanoğlu hem kendini ve tekniğini, hem kadınlarını ve hikâyelerini, hem de bizi olgunlaştırmakta.
Huzursuz Bacak
Kerem Dağlı — Per, 28/08/2008 - 10:42
Eylül gelmeden geldi bu sefer yeni çalışma: Huzursuz Bacak… biliyorsunuz birkaç senedir yeni kitaplarını “eylül” hüznünde yayınlıyordu Mustafa Kutlu. Huzursuz Bacak bir rahatsızlık adı aynı zamanda. Özellikle akşamları ortaya çıkıp tam olarak izah edilemeyen, çekilme, uyuşma, kasılma tarzı bir şey. Yazarımız “olumsuz” bir durum karşısında alarm veren bir unsur olarak sunuyor bize. Bizim de bacağımızın uyuştuğunu hissediyoruz.
Huzursuz Bacak, yazarın daha önce yayımlamış olduğu Sır (1. Basım 1990) adlı kitabındaki “Satılık Huzur” hikâyesinin ilk bir buçuk sayfası ile başlıyor. Yani bu hikâyedeki kahramana benzer birinin yıllar sonra memleketine dönmesiyle...
Bir Varmış Bir Yokmuş (3 Cilt)
SayhaDergi.com — Cum, 21/03/2008 - 20:58
“Hayatım ve Hatıralar”dan ibaret olan bu kitaba “Bir Varmış, Bir Yokmuş” adını koydum; çünkü kendileriyle hatıralarım olan yüzlerce kişiyi düşündüğüm zaman, sanki masal kahramanlarını düşünüyordum; hepsi dünya âleminden yok olup gitmişlerdi, bırakın ebediyeti, fani dünyanın ömrüne nispetle bile ömürlerimiz bir nokta kadar değildi; sanki “bir vardık”, ama kesin olarak ve uzun zaman “bir yokuz”.
Gök kubbede bir hoş sadâ bırakanlara ne mutlu!
- SayhaDergi.com yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli
- tamamı
Baskı Üstüne Düşünceler
hasanparlak — Per, 28/02/2008 - 12:15
Hem zulmeden hem de zulme uğrayan kendileriymiş gibi feryat eden güruhu tekrar hatırlara getiren bir haber okudum. Başı örtülü öğrenci kızların, üniversitedeki başı açık arkadaşlarına baskı uygulayacağı kehanetini ileri sürenlerin kahramanlıklarına bir yenisinin eklenişiydi kamuoyuna duyurulan.
- hasanparlak yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli
- tamamı



Son yorumlar
12 dk. 17 sn. önce
1 sa. 39 dk. önce
2 sa. 8 dk. önce
2 sa. 22 dk. önce
2 sa. 25 dk. önce
2 sa. 52 dk. önce
6 sa. 50 dk. önce
1 gün 1 sa. önce
1 gün 1 sa. önce
1 gün 8 sa. önce