Sayha Sohbetleri
Susacaklarım b/aşkaydı...!
delidervsh — Pzt, 29/09/2008 - 10:05
...
bismihu...
...
susacaklarım b/aşkaydı...
içimin kalabalığında hüküm giymişken ve s/aklamak isterken sancımı,
ve sus/amışken bir düş/e...
...
düş/tüm...
en kanayan y/anıma sığınırken..
düş/tüm..
matem havasına bürünmüş susuşlarımı sunacakken yar(sız)lığıma...
Ağabeyler ve Fanatik Müntesipler
Kerem Dağlı — Paz, 28/09/2008 - 16:57
Müslümanlar, değişik grup ve cemaatler halinde. Herkesin müntesibi olduğu bir "oluşum" söz konusu. Aslında bu çok tabii bir hadise. Ferdler, kendilerine yakın buldukları "oluşum"lar içerisinde maddi - manevi, aktif - pasif bir yer edinebilirler.
Yalnız, bizdeki cemaat / grupların enteresan bir yönü var. Babadan oğula geçen partizanlık veya "fanatik" taraftarlık gibi, Müridler, şekksiz ve şüphesiz, kayıtsız ve şartsız bağlılıklarını yerine getiriyorlar. Bir müntesibin, cemaatin üst düzey yöneticilerini yahut uygulamaları veya projeleri üzerinde yorum / değerlendirme yapması pek mümkün değildir. Bu biraz da tasavvuf / tarikat çizgisinden kaynaklanıyor. Şeyhe tam teslimiyet, hikmetinden sual olmamak.... inanç şartiyeti içerisinde.
Bakmak Yetmez, Bazen de Görmek Gerekir Suya Yansıyamayanları...
Aynur Yavuz — Pzt, 11/08/2008 - 06:19
"Tarihi olmayan bir halk, kurtarılamaz zamandan
Çünkü tarih, düzenidir zamansız anların."
Zamanı tarihten, tarihi zamandan münezzeh kılamayacağımızı çağımızın mütefekkir şairlerinden T.S.Eliot böyle dile getirmiş bilgece. Faslı düşünür Abdullah Laroui ise bugünü geçmiş yüceliğinden nasibini alamamış, yüceliğinden bugüne bir şeyler damlatamamış bir mâzi, sırf bu nedenle ihtişamından bir şeyler yitirmiyor mudur? diye sorarak geçmiş ile tarih arasındaki o kıldan ince, kılıçtan keskince sınırın kıyılarına ulaştırıyor bizleri. Eğer dünün ışığıyla bugünü aydınlatabiliyor ve bugünün birikimiyle geçmişimize ışık tutabiliyor isek tarihimizle yani bizi biz yapan değerlerle barışığız demektir..
Akıllı insanın gideceği tek kapı
cihad meriç — Pzt, 14/07/2008 - 01:16
Yaşamı tatlandıracak bir başlangıç; sabah namazında müezzinlik yapan 14 yaşlarında genç ufkumu genişletti. Seher vaktini yaşamanın önemine her fırsat bulduğumda atıf yapıyorum; çünkü ben hayatın ancak bu vakitten hareketle yaşanılır kılınabileceğine inanıyorum. Hayatlarımızda bir devrim olacaksa bu günün ilk vaktidir. Tertemiz havaya temiz kalp ve kafa ile doğmak, bence insanı yenileyen en büyük iksir.
Yedi Yüz Güzel Adam
Halid Aslan — Paz, 13/07/2008 - 02:02
Gündüzü yanan bir temmuz akşamının serin mi serin koyu gölgesi altında bir masa etrafındayız. Masanın üzeri bizden bir numune. Dağınık. Kalabalık. “Dostum” derken hakikaten dostlar konuşuyor.
Muhabbet konuşuyor.
Ehl-i dil konuşuyor…
Erdem Bayazıt’ın vefatını konuşuyoruz heybemizdeki kırıntılarla.
Hakan Albayrak ve Nihat Nasır ve Bekir Fuat ve Fatih Mutlu ve Mansur Taşçı ve Kâni Çınar konuşuyor; bir ağabeyden, hayırla anılan bir dosttan kalanları mümbit Anadolu topraklarına mısra mısra serpiyoruz.
Nergisin gözü süzülmüş yok mecali kırpmağa
Nefi Selamoğlu — Cum, 13/06/2008 - 13:52
Her nesnenin bir hikayesi vardır mutlaka desek büyük laf mı etmiş oluruz? Mesela çiçeklerin… Çiçek, hani şu elimizin altında daim oluveren… Hani bir çok anlam yüklediğimiz, semboller sermayesi nesneler… Mesela Divan şiirimize Gül şiiri desek hata mı etmiş oluruz? Sezai Karakoç Üstad “gelin gülle başlayalım şiire atalara uyarak” mısraını laf olsun diye mi söylemiştir? Hiç sanmıyorum. Gül, bütün doğunun remzidir.
Bismi Hayy
cihad meriç — Çar, 26/03/2008 - 04:45
Hâlâ kara kalem mektuplaşanlara hediye edilmiştir
Uzun zaman oldu posta kutum yazılı mektup görmeyeli. Yazılı diyorum; çünkü mail kutumuza az çok mektuplar düşüyor. Değerli bir dostun kaleminden satırlar okumak gönlümüzü genişletti. Hasretine tam olarak teselli olmasada bir katre de olsa yüreğimizin acısını dindirdi. Önce Yüce Dost’a, sonra Habibine, Erenlere ve 21. yüzyılda dostluğun yaşanılır olduğunu hatırlatan yol arkadaşıma selam olsun.
Malcolm'la Kıtalararası [Kalplercivarı] Sohbet
Fatih Mutlu — Salı, 25/03/2008 - 18:45
“Henüz değil. Henüz değil. Şimdi olmaz. Daha zamanı gelmedi. Henüz değil.”
Bana verdiği numara için elim telefona gidip geliyordu kaç gündür. Bazen anlık bir kriz, bazen saatler süren bir titreşim. Her defasında da aynı ayaklanma beynimin içinde patlak veriyordu: “Üstesinden gelebilirsin! Hayır; an o ‘an’ değil!” Çünkü basit, anlaşılır bir talimattı: "Sadece en daraldığın anlarda..."



Son yorumlar
8 dk. 56 sn. önce
22 dk. 18 sn. önce
1 sa. 49 dk. önce
2 sa. 18 dk. önce
2 sa. 32 dk. önce
2 sa. 35 dk. önce
3 sa. 2 dk. önce
7 sa. 16 sn. önce
1 gün 1 sa. önce
1 gün 2 sa. önce