Tefekkür
Kör Dans
herguncel — Paz, 16/11/2008 - 07:37
“Net”lik değildir dünyada olup bitene söylenecek söz. Bir sis içinde, üstelik uykuda, bir uçuruma yürümek gibidir dünyada olmak. Tezden dillerini duaya alıştırmamız bundandır çocuklarımızın; dilinde dualarla uyuyan çocuk, hiç değilse kalbini uyandırmayı başarabilir ve sezebilir gelecek bir tehlikeyi.
İnsan bu dünyaya biraz ama gelmiştir. Cennetten düşerken gözlerini de yitirmiştir. Ademoğlu’nun kendine çevrilmiştir tüm arzusu. Kendini istemiştir Tanrı’dan, kendi için istemiştir iyiliği ve kötülüğü.
İslam Dünyasında Teknik Olgusuna Yaklaşımlar
cevat benar — Per, 13/11/2008 - 12:54
Dünya üzerinde İslam dininin etkisiyle şekillenmiş büyük medeniyetler oluşmuştur. İlahi mesajla yön kazanan, yerel unsur ve uluslar arası medeniyet tecrübelerinden de faydalanarak geniş ve uzun zamana yayılan bir medeniyet ortaya çıkmıştır. İslam dünyası dediğimizde İslam dininin ve medeniyet birikiminin etkisiyle şekillenmiş toplumsal ve siyasal yapısı olan yerlerdir. Bu medeniyet birikimi 12 y.y.dan itibaren yavaşlayan, 18. yüzyıldan itibaren hakim güç ve medeniyetler karşısında gerileyen ve 20. yüzyılda ise yenik olarak tanımlayacağımız bir konuma geldi. 17. yüzyıldan itibaren karşılarında her daim güçlenen Batı medeniyetinin ortaya koyduğu olgulara karşı duruş ve tutumlarını anlamakta fayda vardır. Batının yükselişinden önce hâkim bir konumda olduğu için bu düşünce sahiplerinin Batılı bir olgu olan teknik- teknoloji’ye yönelik yaklaşımları önemlidir.
Sonsuzluk İştiyakı
zekeriya maral — Cts, 01/11/2008 - 06:37
İşte ruhlar yaratıldığından beri sonsuzluk iştiyakıyla devinir durur, ruhlar ebediyete aşina. İnsan bu sonsuzluğun yabancısı değil zaten, ruh sonsuzluğu yaşamak için fıtraten programlanmış. İnsanoğlunun sanki hiç ölmeyecekmiş gibi tavrı, çok kısacık olan ömrün, hiç bitmeyecekmiş gibi telakki edilmesi sonsuzluğa akışın delilleri değilmidir? Aslında ruh sonsuzluğu yaşamaya göre programlanmıştır adeta. Bilinçaltındaki bu sonsuzluk iştiyakı Yüce Yaratıcının fıtratımıza katmış olduğu ve mutlaka farkına varmamız gereken bir şifredir hatızatında.
Sorumluluğun Önemi Üzerine…
mahmutcelalozmen — Salı, 07/10/2008 - 11:14
Bir kazadır hayatta bulunmak; öyle ki; salt kâinatta bulunmak ya da bulunduğu bu kâinat üzerinde yaşamak, insani olan tüm vasıfları devam ettirmekle kaim, zorunlu olan ve dışında kalınamayacak, değiştirilemeyecek bir kazadır. Zira insan her ne olursa olsun bunun dışında yaşayamaz, bunun dışında bir hayatla ilişki kuramaz, hayatını başka - tasavvur ettiği veya arzuladığı /hayali- âlemlerde yaşayamaz.
Hayat, kâinat, insan bileşimini kavrayan kişi için ilk adım atılmış olur böylece ve insan ancak bu şekilde bu alanda doğan sorumluluklarını görüp kavramaya çalışabilir… Ve bu bileşim bütün bu halleriyle de, insanı hayatını bu dizge üzerinde ve bu dizge içerisinde nasıl düzenleyebileceğini düşünmeye zorlar. Böylece düşünmeye başlayan insan ise kaçınılmaz bir biçimde içine itilmiş olduğu hayatın hiçbir sorumluğundan azade kalamayacağını ve bu anlamda hayatın uzaklaştırılamayacak biçimde kendisini çepeçevre sarmış olduğunu görür.
Kulluk Kavramı
Bilal Atış — Per, 04/09/2008 - 07:36
Ubudiyet kavramının aslı boyun eğmektir. İbadet, kulun kendisini Rabbinin mülkü yerine koyması ve öyle görmesidir. Kulluk büyüklünmenin karşıtıdır. Yüce Allah (cc) kayıtsız şartsız olarak maliktir.
Mülkiyeti sınırsızdır. O'nun dışındakiler ise kayıtsız ve şartsız olarak mülktürler. İbadetlerimiz yaratıcıdan gafil olmamalıdır. Aksi takdirde kulun ibadeti anlamdan yoksun bir şekle ve ruhsuz bir cesede benzer. Ya da ibadetini böler hem Rabbiyle hem de başkalarıyla açıktan açığa ilgilenir. Tıpkı hem Allah'a (cc) hem de putlara ibadet eden putperestler gibi. Ya da kulluğu gizlice başkalarına yöneltir. Çeşitli amaçlar için Allah'a (cc) ibadet ediyor görünen kimseler gibi.
Ve'l Asr
Musab Yasir — Paz, 24/08/2008 - 06:16
Emr-i Bil Maruf, Nehy-i Anil Münker
-iyiliği öner, kötülükten çevir-
Çünkü isyan bayrağıdır böğrüme saplanan sancı.
Çünkü harcımı öfkeyle, imanla karıyorum.
Ve kederin ve solgun yüzlü işçilerin üzerine,
Dağ başlarının hırçınlığı savruluyor bende.
Çünkü beni ateşi ile dimdik tutan kin,
Çünkü benim gözbebeklerimde tutuşan şafak,
Derin denizlerin aydınlığı, zorlu sabahlar..
Gökyüzü ve lâle...
İdeal mi Yenilik mi?
ismail okutan — Per, 14/08/2008 - 07:30
Bugün sihirli bir el gelecek de bütün isteklerimizi gerçekleştirecek sanmayın. Güneş de bugün farklı bir yerden doğacak sanmayın. Yine bildiğimiz bu aldatıcı ve yalan dünyadaki çılgınlıkları, beklentileri, istekleri, haksızlıkları, zulümleri düşünerek anlamlı bir hayat yürüyüşü gerçekleştirmek istiyor musunuz? O halde hayatın kaynağına doğru ilerlemelisiniz. Hayatın kaynağı her dönemde kitap olmuştur. Hayatı sulayan, onu yeşerten kitaptır. İnsanı ve hayatı sapkınlıklardan koruyup ona yeniden can veren yeniden yatağına döndüren de her zaman kitap olmuştur.
Şimdi tam zamanı
Bilal Atış — Cts, 02/08/2008 - 08:21
" Ey Rabbimiz! Bizden evvelki ümmetlere yüklediğin gibi üstümüze ağır bir yük yükleme. Ey Rabbimiz! Takat getiremeyeceğimizi bize taşıtma. Bizden sadır olan günahları sil, bağışla. Bize merhamet et. Sen bizim Mevlasızsın. Kâfirlere karşı bizi muzaffer kıl. "
İlkini idrak ettiğimiz ve üç aylar diye tabir edilen zaman dilimi, İslam dininde oldukça büyük öneme sahiptir. Bu aylar ( recep-şaban-ramazan) manevi bir iklimin estiği ve ahiretimiz için kazançların arttığı bir zaman dilimine rastlar. Bu hususlar Peygamberimizin ( sav ) hayatında açıkça yaşanmış ve haiz olduğu bereketler bizlere kadar iletilmiştir.



Son yorumlar
32 dk. 22 sn. önce
3 sa. 5 dk. önce
4 sa. 54 dk. önce
5 sa. 7 dk. önce
6 sa. 34 dk. önce
7 sa. 3 dk. önce
7 sa. 18 dk. önce
7 sa. 20 dk. önce
7 sa. 48 dk. önce
11 sa. 45 dk. önce