İçe Dönüş
Açılsa Defterlerimiz
cevat benar — Salı, 02/09/2008 - 07:38
Açılsa defterlerimiz
Başından sonuna kadar…
Hiçbir An’ı atlamadan…
savsaklamadan, örtmeden
Kaçırmadan, değiştirmeden
Açılsa, okunsa…
Görülmesinden korktuğumuz,
bilinmesini istemediğimiz
Güzel görünen yüzümüzün ardındaki niyetlerimiz,
gözlerin bakışındaki hisleri okuyacak,
Konuşurken söylediklerimizin sakladıklarını
Gülücüklerimizin örttüklerini,
Kudurdu, Haberin Yok!
asude zeynep toprak — Cts, 30/08/2008 - 08:26
Dilimde olan nice şarkıyı dize getiriyordum bakışlarımla. Cümlelerimi pat diye çekinmeden orta yere söylüyordum. Kederimi öyle bir gizleyişim vardı ki, bazen kendim bile göremiyordum. Arada bir ‘insanım bende ulan’ desem de pek işe yaramıyordu. Her şeyi ve herkesi anlamam gerekiyordu doğuştan… İnsan doğuştan kederli bir yaratıktı ve bunun ayırtına varamayacak kadar kederliydim…
Bütün şarkılar orta yerde canımı sıkmaya devam ediyordu, onları umursamamak için pek çok kez gayretlenmiş ve gayretime yenik düşmüştüm. Hayat, hangi elbiseyi giydirdiyse, üzerime bol oluyordu, hangi ayakkabıyı giydirse, ayaklarımı vuruyordu… Üstelik lanet yağdıracağım tek nesnem aynamdı… Kendi kendime saydırıp gidiyordum yani, argosu yarım kalmış bir imla kılavuzuydum, bütün çekişmelerde adım geçiyordu; yarım…
Mektubumda Ölüm Kokusu
Zehra Arslan — Paz, 24/08/2008 - 06:22
Sana Beni yazıyorum Ey...
Senin var olduğun ülkede sessizlik istiyorum Piraye. Cellat kesilmiş öfke kusan kara kargaların lakırtısından usanışımın yıldönümündeyim. Vücudumda hançerden delik deşik edilmiş kelimelerin mahpusluğu... Yaralarım Yusuf'un kör kuyusu kadar derin. Tuz banası bir hale geldi bedenim...
Bana yaklaş ve hükmünü neşret Piraye. Kiraz mevsiminden bahset. Dallarımıza kara kargalar konmayan kiraz mevsiminden. Acılarımızı el bombalarına sığdıranlara ıslah haberleri gönderelim Piraye. Suni zelzelelerle ülkemizi sarsmaya çalışan siyah gazete manşetlerine karşı biz hep beyazlara sarmalanalım. Varsın hükümsüz olsun rengimiz. Bombaların gürültüsünden kulaklarım iflasın eşiğinde Piraye...
Ezher'den Mektuplar (1)
Şahan Çoker — Çar, 30/07/2008 - 04:28
Saklı kentlerin süvarileriyiz biz unuttun mu?
Ağlama diyorum sana!
Kanarım…yıkılırım…sancılanırım…düşerim…üşürüm…
Ölmek mi istiyorsun? peki önce solu benim son nefesimi.…
Küflenmiş zamanın dişleri arasında yitip giderken rastladım sana…yerle bir edilmiş sokaklarında bir martı can çekişiyordu…kesik kesik nefes alırken soğuyordu bedeni çekiliyordu canı…ılıktı avuçlarıma akan kanı…gözlerinin nemi kan ter içinde bırakıyordu beni…o kanadıkça büyüdü kanatlarım daha sıkı sarıldı ona…yol oldu, iz oldu, düş oldu…şimdi aynı gökyüzünde aynı mavinin peşindeyiz…
İpin Ucuna Doğru!
leyla marankoz — Pzt, 21/07/2008 - 07:21
çok sevdiği elbiselerini katladı önce. vakit ikindiyi geçiyordu. kaliteli bir terk ediş saati değildi elbet,fakat gitmenin vakti valizin fermuarı açılırken tayin edilmiş olur.. öyle yaptı. Karpuz kolları olan diz altı beyaz keten elbisesini almadı bir tek.."ne kadar da büyükmüş valizim" diye geçirdi içinden,"sığmayan hiç bir eşyam yok.." "ya da ben öyle az aidim ki bu eve,bütün varlığım bir valize sığacak kadar küçük.."gülümsedi ve devam etti.
hiç bir not yazmadı,kalemle kağıdı daha önceden terk etmişti çünkü...bir buçuk yıl evveldi,"ne anlıyorsun durduğun kadar bir şey yazıp çiziyorsun " demişti bir ses. o ses en yakınından geliyordu evet.hiç zor olmadı,en yakınının en uzak olması o andan sonra..böyle başladı buz tutmalar içinde..
Kıskaç
Fatih Özkonyalı — Per, 10/07/2008 - 00:01
Dilim yırtılan yıldızların miracında
Kefenime kundakladım süt çiçeklerini
Çarpılmış ruhların eline dokunamam
Bir kum tanesi çekti bütün suyumu
Ölümü sindi üstüne emzirdiğim çakalların
Deniz fenerlerin de kırdım sapanlarımı
Tövbenin kütüğünde günahımın başı
Yırtılan dilim yıldızların miracında
Sende Naz!
Nuray Alper — Cts, 28/06/2008 - 00:58
Bu gece yine hüznün nakşı vardı gözbebeklerinde, kayıp giden sehere..Yüzüne aşinâ olan akşam mavisine ve gözlerine çiğ düşüren yağmur damlalarının cama vuruşuna aldırmaksızın seyre daldı zühreyi.
Ayaklarını uzun zamandır ıslatan yorgunluğa inat uzanıp oturmamak için direniyor, aklının üzerinde hakimiyet kurmasını istediği bedeni camın yanındaki duvara yaslıyordu..Vücudunun tüm azaları her gece ayrılır da kendisinden başka ülkelerin başka şehirlerinde nefes alır; farklı iklimlerden seslenirlerdi düşlerine...Kavgadan henüz çıkmış, yorulmuş; fakat çaresizlik ve yenilgiyi hiç tatmamış bir tarihin en mağrur öyküleri okunurken yüzünde mırıldandı boşluğa;
Gökkubbemiz Altında
M.Nuri Bingöl — Çar, 25/06/2008 - 07:49
Birbirimizi bilmenin ötesinde, mutlak hakikatlar dairesi içinde “ muarefe etme” vecibesiyle de karşı karşıyayız.
Köprüler kuruldu, geçitler yapıldı, tüneller açıldı . Ufuklar her gün -kimbilir- kaç renge boyandı; tek gözlerimizin pasını silsin, silebilsin diye...
Kargalar gördük hep beraber, üzülerek ve tiksinerek seyrettik onları; bülbül ötüşlerini iişitmeye niceden beri teşneydik.
Hayatın Kırlangıcı
Gülden Aras — Pzt, 23/06/2008 - 07:06
Bir yanda yazı ,şiir ,edebiyat. Bir yanda doğadan kalbime akıp gelen coşkusal hayat. Kırlangıçların göğe gerili kanadı .V çizen uçuşunun içimdeki kıpırtıyla denk düşüşü…
Kırlangıcım benim. Hayatım.
Kalbimin kelimeleri. Kalbimin ritmi. Beyazlı – karalı gövdesi, içimin hecesi. Benim kalbimin atışları ile kırlangıçların kanat çırpışları bir. O kanatlara bir değebilsem kalbimi ellerimle tutabilirim.
Yalnızlık Hüküm Sürüyor Cümlelerimde
asude zeynep toprak — Salı, 17/06/2008 - 12:43
Bu kadar aydınlığı hak etmiyor gece’m. Kalemin selameti için yakıyorum lambayı. Kâğıdın ve hayatın selametinden, gölgesi kalemi yutacak olan ellerim sorumlu. Biri çıksa dese; ‘ellerinden belli olur bir kadın’… Bende desem ki; hayat payı olacakmış gibi… Hayat payı bir çentik atıyorum öyküye… Rüzgârın bu durumda, nereden estiği çokta önemli değil. Setlerle dolu yüreğim.



Son yorumlar
8 sa. 21 dk. önce
14 sa. 54 sn. önce
14 sa. 22 dk. önce
14 sa. 43 dk. önce
16 sa. 23 dk. önce
1 gün 9 sa. önce
1 gün 9 sa. önce
1 gün 9 sa. önce
1 gün 9 sa. önce
1 gün 9 sa. önce