Dost'a Mektuplar (Kayıp Kronolojiden)
Nur Zelal — Cum, 27/01/2012 - 11:24
Yetkin değilim, anla. Usta da değilim bir bozgunu anlatmakta. Dilinde öfke sözcükleri, benimse kalabalık bir panayır yeri kalbim. İnsanlar geçiyor yanımdan, seni tanıdım hangi köydensin ,diyorlar. İnsanlar geçiyor yanımdan ruhuma sürtünerek, örseleyerek.
Sana dönüyorum yüzümü ve alnımda bir bıçak kesiği. Gül çehrende bir umut, hani her şey güzel olacak tadında, aradığım. Ben kaç sokak sonra bitiyorum hayalin esrarına ve yüreğimdeki bitkinlik haline uykuların kapıları duvar.
Şehirlerin Anlam Dünyası
Mehmet Alkış — Per, 26/01/2012 - 09:12
İnsanların bir arada en yoğun şekilde yaşadıkları sosyal mekan olan şehirlerin, kültür ve medeniyet tasavvurunu en fazla görünür kılan birimler olduğuna kuşku yoktur. Öyleyse, seküler ve dinî orijinli olarak ikiye ayrılan kültür ve medeniyetler tarafından kurulan şehirlerin; geçmişini değerlendirmek, sahip oldukları sorunları irdelemek, yeniden şekillenmelerini ve gelişme standartlarının belirlemek, bu iki bakış açısından biriyle olmak zorundadır.
Şehirler, bir arada yaşayan insanların ihtiyaçlarına göre şekillenirler. Hangi dünya görüşüne sahip olursa olsun, insanların yemek-içmek, giyinmek gibi değişmez ihtiyaçları olduğu gibi, değişkenlik gösterenleri de bulunmaktadır. Bazen, bir toplumda ihtiyaç olarak algılanan kimi ürünlerin, bir başka yerde varlığından haberdar olunmayabilir.
kayıp musannifler kervanı
Selami Ay — Çar, 25/01/2012 - 07:30
ismimi çekip alsam (c)isminden, bir harf miktarı azalırsın. ama yok olur sırrın, öylece kalakal(ır)sın...
bir siyah vakitten, alnıma, direnen yollar düşenir. yürürüm, mavi gecenin edilgenleşmeye yüz tutan düşsel repliklerinde. kalmak kadar sensizlik. kalmamak kadar sen. yürür yine de sözlü susmaklarla hayat...
satır aralarından topladığım bu ses. kulaklarımdaki bu mistik tını. anamın bağrından taşan, başı dumanlı, gözleri birer kar lekesi ve elleri aşiyan kokan isyan nağmeleri tanırım...
Alın Ola
İrfan Setenci — Salı, 24/01/2012 - 13:03
Alın var ihtiyarda şımarık çocuk,
Alın var genç gulamda gamlı buruşuk.
Alın var yırtılarak ar damarı alınmış,
Alın var içten dışa domuz kanı çalınmış.
Alın var zift karası ve küstah, derisi kalın;
Neûzü billah.
Öteki Osmanoğulları
Nadir Marmara — Pzt, 23/01/2012 - 09:39
XV. Yüzyılın önemli şairlerden Kemal “Firaset-name” ve “Suz-name” gibi iki eser kaleme almasına rağmen Osmanlı sarayından beklediği ilgiyi bulamamıştı. Tüm ümidini son eseri “Selatin-name”ye bağlamıştı. Ama şair Kemal’in bir sorunu vardı. Farsça’yı bilmiyordu ve dostları ona saray yolunun açılması için bu dili öğrenmek zorunda olduğunu belirtmişlerdi. Şairin bu sorunu aşması pek kolay değildi. Bu yüzden Kemal, Sultan II. Beyazıt’ın iltifatını kazanmak için Türkçe yazdığı “Selatin-name”sinde “Türk dilini ve Türkleri” aşağılamak yolunu seçti.
“Bu türki dilin farisi gibi ter kıl” diyerek, Türkçenin “sert dil” olduğunu, eserini Farsça kaleme almak istediğini, ama Farsça bilmediğini, bu yüzden Fars dili kadar “güzel Türkçe”yle yazdığını söylese de, sultanı inandıramadı ve şairin üçüncü emeği de heba oldu.
Nereye Gidiyoruz ?
Remzi ARSLAN — Paz, 22/01/2012 - 09:56
Günümüz insanlığı, insanlık onur hakimiyetini en rafine yöntemlerle al aşağı edildiği bir dünya düzenin kıskacında kıvranmakta, milletler topluluklara bölünürken bölünmüş toplumların eline bencilleşmiş demokrasi, sahibine hizmet eden güç, geleceği satın alan para gibi putlar verilerek güdülü hale getirilmiştir. Mahremiyetimizi, muhabbetimizi, samimiyetimizi ve değerlerimizi ifade eden kavramların içi boşaltılarak bir bir kabuk haline dönüştürülmesinin neme lazımcılığındayız.
- Remzi ARSLAN yazıları
- yorum yap >giriş/kayıt
- tamamı
Herkes Şanslı Doğmuyor
gülşen bayram — Paz, 22/01/2012 - 09:55
* " Bir kuşluk vakti rastladım ona,
O günden sonra kırgınım,
Aklım hep onda."
Şarkıdaki gibi olmadı.Bir kuşluk vakti rastlamadım ona.Vakit ikindiydi.Ama o, şarkıdaki gibiydi.Ümidi yoktu; yardım dilenmiyordu.Güvenmiyordu; sözümü dinlemeyecekti.Uzattığı şeye ihtiyacım yoktu.Yine de aldım.Muhabbete bahane gerek, diyerek.
Ona dikkatli bakınca bir yığın soruyu cevaplamaya hazır bir hâl aldı yüzü.Beni tanımıştı.İsmini de biliyordum yaşını da.Bir çocuğa sorulacak ilk iki soruyu geçen sever sormuştum.
- gülşen bayram yazıları
- yorum yap >giriş/kayıt
- tamamı
Nazan Bekiroğlu'nun Şehrindeyim!
Adem Dönmez — Cts, 21/01/2012 - 08:15
Hani uçakların ülkenin her tarafına gitmesi iyi oldu, hoş oldu da birde şu koltuk aralarını biraz genişletseler ne iyi olacak. Boyunuz bir sekseni aşıyorsa uzaya çıkmaya çalışan astronotlar gibi hissediyorsunuz kendinizi.
Uçak daha havalanmadan bir sağa bir sola dönmeye başladım. Sığamadım. Sonra sinirlendim. Kitap okumaya çalıştım. Sartre’nin sözcüklerinde özyaşam öyküsünün nasıl anlatılması gerektiğini ve bir Nobel ödülün nasıl kabul edilmediğini öğrendim. Sonra gözlerim kapandı ve uyuyakaldım. İyi ki gün ağarmadan kalktı şu uçak.
Özler
Hasan Erkan — Cum, 20/01/2012 - 10:57
Özler
Özlemez mi
Çırpı bacaklı kız babasını
Hep uzaklara gittiğinde
Gidipte gelmediğinde
Güneş görmeyen ülkelerde
Otel odalarında üşüdüğünde
- Hasan Erkan yazıları
- yorum yap >giriş/kayıt
- tamamı
Kurtuluş Son Durak/ Yusuf Pirhasan
ferzâne irâd — Per, 19/01/2012 - 11:31
Yapım:
2011 - Türkiye
Tür:
Dram, Komedi,
Yönetmen:
Yusuf Pirhasan,
Oyuncular:
Demet Akbağ, Mete Horozoğlu, Hakan Yılmaz, Asuman Dabak, Ahmet Mümtaz Taylan, Gizem Güven, Yavuz Bingöl, Damla Sönmez, Nihal Yalçın, Tuncer Salman, Dilara Kurtulmuş, Ayten Soykök, Belçim Bilgin,
Senaryo: Barış Pirhasan, Yusuf Pirhasan,
Yapımcı: Ayşen Sever,
- ferzâne irâd yazıları
- yorum yap >giriş/kayıt
- tamamı

Son Yorumlar
3 sa. 25 dk. önce
1 gün 30 dk. önce
1 gün 20 sa. önce
1 gün 22 sa. önce
1 gün 23 sa. önce
1 gün 23 sa. önce
2 gün 21 sa. önce
2 gün 22 sa. önce
3 gün 16 sa. önce
3 gün 16 sa. önce