Seni Uzaktan Sevdim
muhsin kalender — Cum, 03/07/2009 - 06:44
Ellerinde cüz taşıyan küçük bir çocukken daha, öğretmişti Yaradan bana aşkı.
O vakitler şehlâ gözlerinden yağardı ikindi yağmurları. Ben hep seni ıslanırdım kalabalık caddelerde. Çocuktum ve ürperirdim aşktan. Daha önlüğünü bile kendine yakıştıramayan ben, nasıl yakıştırırdım seni ömrüme. Okulun bahçesinde kuşlar cıvıldardı, ben hep onlardan dinlerdim sana dair şarkıları. Utanırdım, birbirine su içiren mesrûr güvercinlerden. Sen düşerdin aklıma, korkardım.
Hocam Elif derdi, ben seni okurdum cüzünden. Nûn derdi, düşerdi körpe gönlüm cennetler akan yüzünden. Seni şeddelerdim içimin kitabelerine, ne vakit aşk dese biri. Seninle cezimlerdim kirpiklerime düşen hayalini. Bir Lâmelif gibiydin içimde, çeksem bitecekti sanki aşkın elifbâsı. Düşecek gibi olurdum gözlerinden, korkardım.
- muhsin kalender yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli
- tamamı
Maya Takvimi
ümmügülsüm tat — Cum, 03/07/2009 - 06:41
Aslında her şey 1925 yılında takvim ve saat ölçülerinde yapılan değişikle başlar, inkılaplar ve ihtilaller ülkesi Türkiye’de. Çünkü o zamana kadar hicri takvim kullanılmakta, hicretin hüznü, gidebilmenin cesareti ve muhacirle ensarın kardeşliği bu toprakları sarıp sarmalamaktadır. Hicri takvimden düşen her yaprak; bir Peygamber kaderine dokunmaktır. Her günün Allah’ın günü olduğunu hatırlamak, her günü Allah için bağışlamak ve Allah’tan her gün bağışlanmayı ummaktır. Hal böyle iken, yeni Cumhuriyetin resmi ideolojisi ile hicri takvim birbirini tutmamaktadır. Var olan takvimi değiştirmenin, bir hayat tarzını değiştirmeye yeterli olduğuna inananlar o gün sahiden yanılmaktadır. 26 Aralık 1925 günü ise pek çoğu için hiçbir zaman ait olamayacağı bir takvimin miladıdır.
- ümmügülsüm tat yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli
- tamamı
Toplumsal Cinnet ve Küresel İslami Sermaye
Nadir Marmara — Per, 02/07/2009 - 09:59
“Yargıç: Bir suç ortağın var mı, yoksa şahı tek başına mı öldürdün?
Zanlı Mirza Rıza Kirmanî: Beş suç ortağım var.
Yargıç: İsimlerini söyle. Bana güvenebilirsin!
Zanlı Mirza Rıza Kirmanî: Ben, kendim, gölgem ve taşaklarım” (1 Mayıs-9 Ağustos 1896 Mirza Rıza Kirmanî’nin mahkeme dosyasından, kaynak: Nizamü’l-islam Kirmani, Tarih-i Bidar-i İraniyan, Ali Ekber Saidi Sircani nşr., Tahran 1983, c. I, s. 97-124).
İran’da Türk kökenli Kaçar hanedanının en uzun ömürlü hükümdarı Nasreddin Şah, 30 Nisan 1896 yılında Şah Abdülazim türbesini ziyareti sırasında Mirza Rıza Kirmanî tarafından Rus yapımı silahla katle yetirildi. Şahın ölüm haberi İstanbul’a ulaştığında Sultan Abdülhamid, Cemaleddin Afganî’nin “bir kaşık suda boğulmasına” karar verdi.
Sarmaşık, Işk, Aşk
Hilal Acar — Çar, 01/07/2009 - 07:08
İnsanlığın var olageldiği ilk günlerden bu yana hissedilen, yaşanılan, hikaye edilen ve yazılan Aşk, sarmaşık anlamına gelen “Işk” kelimesinden doğmuştur.Aşk; yani her bir yanı sarıp kaplayan, kuşatan, dolayısı ile bağımlı kılan hissiyatın adıdır. Aşkın ne zamanı ne de mekanı yoktur.
Zaman değişir, yaşanılan mekanlar değişir, aşk ile yanan gönüller değişir, yalnızca aşk değişmez. Elif gibi yalnız, Elif gibi tek hece olan aşk aynı kalır. Elif misali dokununca gönüllere yakıp kavurur, çıkıp gidince sessizce, ardında kalan virane olur.
“Aşk muhabbetin açığa çıkmasıdır” diyor Hz. Mevlana… “Aşk bir yere bağlanmak, bir cemale tutulmaktır” diyor devamla… Bağlanmak, sıkıca sarmalanmak, sarmaşığın kıvrımlarında dolanıp dururken dışa çıkacak yol bulamamaktır aşk…
Delinâmeler - 2
Kerem Dağlı — Salı, 30/06/2009 - 08:50
ALTI
imla kılavuzu bir türlü okunamamış, şiirden öteye bir adım yol alınamamıştır. şarkılar vasfını kaybetmiştir. yirmibeş yaşı dolduran hayatta, hiç bir kıza ilan-ı aşk yapılmamış, her insan gibi yaşanmamıştır. gece ve yağmur ve yalnızlık ve dahi çok susup az konuşmak, çok işletimli bilgisayar sistemlerine, protestodan dönen senetlere, ödenmeyen çeklere, entegrasyonlara, kâr hacimlerine, ful aksesuar son model otomobillere, yaz sıcağında gezip tozmalara, cafelerde el ele göz göze buluşmalara, gelip geçici aşklara bedel alınmamıştır. yaşamın taklidini yapmaktan öteye, yaşam nedir. ne değildir sorgulanmıştır. Allah’tan başka kimseye hesap verilmemesi umut olmuştur.
yaşasın umut.
Zemheride Serenat
Güçer KAFA — Pzt, 29/06/2009 - 13:25
Kıştayım… Kar ile nâr arasında… Aklıma batan kıymık, ruhumu kanatır olmuş… Ruh dediğim, turkuaz kanatlarını gökyüzünün en yakıcı katlarına sürterek uçan hayalgâhımdır. Dil teşne derler ya… Mızrabımın titrediği demlerde kelâma sürüklenen sel, âhımdır.
Kıştayım… Hıçkırıklarıma eşlik eden serçelerin meçhul bakışına maruz kaldığımı saklayarak. Kalemime hayat veren mürekkebin rengi olan siyahı, hâl divanında behemehal aklayarak! Şiir… Ayazda açmaya korkan bir çiçekmiş… Aman Ya Rabbi! Aklıyla arası hoş olmayan şairin dedikleri de gerçekmiş…
Kıştayım… Kabuğunu terk eden incilerin gerdana dizildiği yerde… Toprağın bağrında uyuklayan cevherin güneşle gözlerinin kamaştığı ân… Rüzgârın fısıltısından ürken yaprakların, soluk endişelerini gönül ardı ederken… Üşüyorum… Ellerim kan içinde… Tutun beni! Düşüyorum…
Evrensel Bir Hüznün Sonunda
ismail okutan — Pzt, 29/06/2009 - 13:22
Belirli kalıpların içerisine sıkıştırılmış hayatın cazibesiz, albenisiz, çekicisiz yönlerini bir kenara bırakırsak, kültürün, dostluğun, sevginin, sanatın can iklimlerinde, bir diriliş platformunda iz sürmeye çabalıyor olmanın verdiği sevinç yeter mi bize? Palyatifliğe karşı çıkıyor olmanın bir gereği olarak gördüğüm diri ve canlı bir ruha sahip olmak bizim için en büyük kazanımdır.
Bilge Kral: Aliya İzzetbegoviç
abdurrahman tunç — Paz, 28/06/2009 - 19:41
İnnâ fetahnâ leke fethan mubînen (Muhakak ki biz sana apaçık bir fetih verdik)
Ayetini Hz. Muhammed(S.A.V)'in Ahir zamanda varisleri olan Alîmler de kendileri için bir emir telâki etmişlerdi,
Bu mesajı asırlar öncesinden sinesinde yaşayanlar gibi Ahir zamanda yaşayanlardan biri de Aliya İzzetbegoviç'tir...
Kanım dökülsün soğuk zindana
Deşilsin Yüreğim Kur'an uğruna
Paramparça ulaşayım rahmana
Yeter artık gel ey kutlu Şehadet...
bu mısralar onun hayatının sonucuydu..
Sustum Talisma, Konuş/ma Benimle
Meltem Büşra — Paz, 28/06/2009 - 19:36
Yalınayak ardındayım Talisma !
Düş/üp düş/üp sensizliğine
Bir kıyam kadar sağlamım...
Adımlarımın emrindeyim...
Gittiğim yol, sana çıkıyor.
Seni yaşaya yaşaya
Beni öle öle yürüyorum...
Zamandan korkmuyorum Talisma !
Zamanı sana sürüklüyorum...
Bir sevda misali,
Bir gözyaşı tozuyla,
Yüreğimi ateşimi öldürdüğüm yerde bırakarak
Ardından geliyorum Talisma !
Yol Hikayeleri -2-
cihad meriç — Cts, 27/06/2009 - 13:52
Konya'nın Ladik Beldesi'ne Ahmet Ağa'nın sırrını aramaya gidiyoruz. Ladik'e dostlarla birlikte üçüncü yolculuğumuza çıkıyoruz. Kervanın sabit iki yolcusu Hocam ve ben, diğer yol dostlarımız ise durumu müsait olup fiziki ve manevi olarak bize yakın olanlar. İnsanın birlikte yola çıkabileceği dostları olmalı. Hakiki manada dostluklar için kervanlar düzülmeli ve rıza için yollara düşülmeli.
Diğer gelişlerimizde sadece Ladikli Ahmet Ağa'nın kabrini ziyaret ederek fatihalarımız ile selam göndermiştik. Bu ziyaretimizde iklimi ayrı bir esenlik olan kuyu başına (çayırbağ mevki) ve muhteremin hayatını geçirdiği odasına da gitmek nasip oldu.
vardım dostun mezarına
gelmek için nazarına
durduk aşık huzuruna
erenlere selam olsun



"Bana Bir Kitap Söyle Okunası Olsun" Hani adamın birisi "bir kitap okudum ve hayatım değişti" diyor ya güneşten ve goncadaki yağmur damlasından ilham alarak soralım dedik dostlar ne buyurur:...
Son yorumlar
19 dk. 35 sn. önce
5 sa. 18 dk. önce
6 sa. 41 dk. önce
7 sa. 17 dk. önce
7 sa. 29 dk. önce
10 sa. 6 dk. önce
15 sa. 47 dk. önce
19 sa. 37 dk. önce
1 gün 7 sa. önce
1 gün 11 sa. önce