Lafın Tamamı Beyanındadır
Molla Kasım — Per, 11/03/2010 - 20:56
Ey benim güzel halkım,
Ey benim taze, taptaze cevelanlarım,
Ey biricik yarenlerim ve hatta ve dahi,
Sevgili vatandaşlarım…
Biricik Mollanız, bu fakir-i seyyah, pir ü fani, gönlü kırık ve gözü yaşlı olmaklığına aldırmaksızın gönüllerinizin padişahı; canınız, ciğeriniz bendeniz, ağır işiten kulakçıklarıma megafonla çın çın çığlık boca edenleri havadan sudan haber almaktayım ki “Mollamızın devri geçip gitmiş olsa gerektir ki ne Ergenekon mevzûuna dair bir fikir beyan etmüştür ne de Fırka-i cumhuriyenin Dan Kekine el atmuştur? Tiz yeni Mollalar bulmak farz-ı kifayedür” deyü derbeyan eyleyenlerinüz topraktan cemrelerle birlik başını kaldırır olmuştur.
Hz. İnsan - Dücane Cündioğlu
Cabülka — Çar, 10/03/2010 - 20:09
Ölümün Dört Rengi, Cenab-ı Aşk, Hakikat ve Hurafe, Göz İzi... Birbiri ardına patlayan ağaçlar gibi Dücane Cündioğlu taze bahar iklimlerine kapı aralıyor bizim için. Dört nala koşan yazılar kitaplaşıyor, nefes nefese ses verip geçiyor kapımızdan. Bunlardan biri belki de altı en çok çizileni: Hz. İnsan
2004'te Yeni Şafak'ta yazdığı Hz. İnsan başlıklı yazıda Dücane Cündioğlu: "Tevazu insanın kendisini aşağı görmesi, aşağılık sanması değildir. Bilakis tevazu kişinin haddini/hududunu bilmesi, yani sınırlarını, özünü, o özün sınırları (hakikatini) görmesi demektir." diyor ve ekliyordu:
Düşsüz sokak hatıraları
afşin selim — Çar, 10/03/2010 - 12:35
Olacaklardan habersiz, aynı bankta oturduğumuz ihtiyar ile havadan sudan bir muhabbete koyulmuştuk. Rüzgâr âdeta sillesini indiriyordu… Tuhaf bir uğultu hâkimdi etrafta. Şahidiydik olanın ve bitenin... Şehrin her zamanki debdebesiydi bu belki de! “Buralı mısın” dedi, ihtiyar. “Evet” diyerek, geçiştirdim. Fuzuli yere uzayacaktı fasıl: “Neresindensin?”
Çeşmenin yanına sinmiş dilenciyi işaret etti ansızın: “Sakat rolü yapıyor bu müptezel!” Şaşırmadım. Mukabelede bulundum: “Yalnızca o dilenmiyor ki bey amca…” Süzdü öylece aşağıdan yukarıya; “anarşit” miydim, neydim! Dilenen bir toplum hâline geleli, epey zaman olmuştu hâlbuki… “İtaati dâhi köleleştirdiler bu memlekette” diyecektim ki, polis kolundan tutuverdi dilencinin… Bizim bey amcanın çehresine, muzip bir tebessüm refakat ediyordu artık. “Ben sana demiştim ama” ile yapılması muhtemel girizgâhı önledim oracıkta: “Direnmiyoruz, dileniyoruz!” Gecikmedi tepki: “Haa, öyle mi, sende mi onlardansın” dedi. İrkildim. Kime idi bu aidiyet: “Onlar?” Etiketi yemek böyle bir şeydi işte! Sustu: Elindeki gazeteden edindiği sahte kamplar curcunasına beni de dâhil etmiş olmalıydı…
- afşin selim yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli
- tamamı
Ruhun Aynadaki Aksi
Aynur Yavuz — Pzt, 08/03/2010 - 16:01
Hayat, musikidir; yaşamı tanımlayan, ona bir değer , anlam katan onlarca cümleden sadece biri. İnsanlığın öyküsü bir anlamda müzik sanatının da öyküsüdür. Öyle ki insanlık tarihi kadar eskiye dayanan müzik ise mevzu bahis olan cümlelerimizi daha da öteye taşıyabilir ve kâinat bir musikî, bir cümbüştür diyebiliriz.Peki ya musikî ? O, olsa olsa lisânıdır ruhun.
Kendimize, içimize, öz benliğimize yolculuk etmenin en güzel yollarından biri de hiç şüphesiz ki klasik ve dini Türk musikisidir. Bu bahçe, geçmiş zaman ile şimdiki zaman kiplerini birleştiren rengarenk bir tablo, kulağımıza ötelerin esintisini getiren hoş bir nağmedir.
Biz Güney Afrika’dayken…
Fatih Mutlu — Paz, 07/03/2010 - 07:00
Sene 1862 idi. Dün gibi hatırlıyorum…
Memlekette işler karışık. Kimi der ki düzeltelim, kimi der düzenleyelim.
Padişah Hazretleri zorda. Gavûrla mı uğraşsın, tebaasına mı hükmetsin…
Bir rüzgârdır esiyor esmesine de, bazımızı nezle ediyor, bazımıza güya şifa oluveriyor, temiz hava babından…
Gel zaman git zaman, biz farkında değiliz, sonra sonra anladık, istikrarsızlık kanımıza işlemiş. Bir tuhaf istikrar bulmuşuz bunda.
Hoş değil hâsılı.
O günlerde işte, beyim Halil İsmail ile Bâb-ı Âli’de oturuyoruz. Zat-ı âlilerine lüzumsuz musiki suallerimi arz ediyorum.
Birden bir delikanlı koşa koşa yanımıza geldi: Hariciye Nezareti’nde ayak işleriyle uğraşan bizim Selman. Soluk soluğa…
Bir Hükümeti Deviren Kadın: Fadime Şahin
Fatih Kayabaşı — Per, 04/03/2010 - 19:50
Çizgi filme benzemiyordu ekranlarda gördüğüm. Çocuktum. Algılayamıyordum yaşanılanları.
Sözde bizlerden biri haber bültenlerine çıkıyordu. Yeni Türban sitiliyle; ablamız, kardeşimiz, kızımız sandığımız bu kişi sanki gelecekten geliyordu. Masum saf rolüne bürünen bu kız, yüreklere: ‘‘ Yuh be! Hacılardan, Hocalardan korkacaksın’’ Brifingleri veriyordu. Ne yalan söyleyeyim! Ben de inanmıştım bu masum ablamıza. Ama sonraları bu kızın bizlerden biri değil, aksine onlardan biri olduğunu - öğrenecektik - öğrenecektim.
Yavaşlatın Geçeni
nur zelal — Cts, 27/02/2010 - 09:36
(Sayha’nın emektar Kaptan’ına ve dizleri hala kanayan tüm dostlara…)
Bir yerlere koşturuyorum içimde,cevabı belli sorular cebimde. Artık yavaşlasa zaman,soluğuna bir mola verse geçip giden.
Çocuktum önceleri…
Tarifi zor bir lezzetin damağımda bıraktığıydı hayat.Öyle yavaş,öyle sakin;öyle coşkulu,öyle umarsız…
bir sonu yok gibiydi hikayemin,ya da kovalamıyordum geçeni henüz.Nasılsa geceyi öteleyen gün kadar sıralı bir mutluluktu hayat.Bahar da umurumda değildi,ayazın iliklerimi yaktığı yorgunluk da. Mevsimler tenime değmeden geçip giderlerdi,her mevsim şendi,e hüzünse hüzün,dümdüz ve dingin…
Çocuktum…
Kâbe - Akşam Namazı - İmam Sudeys
SayhaDergi.com — Salı, 23/02/2010 - 20:58
Kâbe -
22 Şubat 2010 Akşam Namazı -
İmam Sudeys
Merkez - Taşra İlişkisi
mustafa celep — Cts, 20/02/2010 - 10:46
Haftalık siyasi dergimiz Gerçek Hayat’ta yeni yeni hareketlenmelere şahit oluyoruz. Bizce şubat ayının edebiyat olayı, 90’ların önemli şair-eleştirmenlerinden Osman Özbahçe’nin Gerçek Hayat’ta aylık yazılar yayınlamaya başlamasıdır. Bizim açımızdan sevindirici bir gelişme bu. Özbahçe’nin sıkı ve çalışkan bir eleştirmen olduğu bir malumu ilam. Dergâh ve Kökler’de uzun eleştiri yazılarıyla eleştirel cesaretin en uç örneklerini verdi Özbahçe. Belirgin izler bıraktı zihinlerde, şiir algımızda önemli değişiklikler yaşadık.
Şimdilerde Karagöz dergisinde yazılar yayınlıyor. Özellikle şiir-millet meselesine yaklaşımında ve yayınladığı şiirlerle döneme damgasını vurmuş şairdir Osman Özbahçe.
Ali Ayçil editörlüğünde çıkan Gerçek Hayat’taki bu gelişmeyi takdirle karşılıyoruz


Son yorumlar
7 sa. 14 sn. önce
7 sa. 58 dk. önce
9 sa. 35 dk. önce
14 sa. 14 dk. önce
14 sa. 45 dk. önce
1 gün 8 sa. önce
1 gün 8 sa. önce
1 gün 6 sa. önce
1 gün 9 sa. önce
1 gün 21 sa. önce